CHP’de Görünmez Eller ve Siyasetin Kısır Döngüsü

Ekonomide liberalizmin babası sayılan Adam Smith’in “görünmez el” kavramı, iktisat dünyasında en çok tartışılan tanımlamalardan biridir. “Görünmez el”, arz-talep dengesiyle piyasanın kendi kendine nasıl işlediğini anlatır. Kötü para nasıl iyi parayı piyasadan kovarsa, siyaset bilimi de bize “kötü siyasetçinin iyi siyasetçiyi sahneden kovduğu” gerçeğini gösterir. Bugün CHP’de yaşananlara baktığımızda tam da bu duruma tanık oluyoruz.
Özgür Özel’in 4 Kasım 2023’te genel başkan olmasıyla birlikte, yıllardır partide tutunmuş başarısız kadrolar büyük ölçüde tasfiye edildi. Yerine genç ve dinamik kadroların gelmesi, “Osmanlı’da ne oyun biter ne numara” sözünü hatırlatırcasına, yeni bir siyasi hareketliliği başlattı. Ancak iktidarın desteğini arkasına alan bazı eski kadroların, özel ilgi ve aparatlarla Özel ve ekibini tasfiye etmeye çalıştığı da açıkça görülüyor.

Kurultay günü CHP’nin oy oranı yüzde 17 idi. Eğer o gün değişim yaşanmasaydı, partinin bugün baraj sorunu olacağı apaçık ortadaydı. Çünkü yıllardır aynı yöntemlerle farklı sonuç almayı uman kadrolar, her seferinde aynı hatalara düşüyor, cehalet ve yetersizlikleriyle partiyi çıkmaza sürüklüyordu. Bu durum, artık art niyet aratacak derecede derin bir mesele haline gelmişti.
Siyaset bir bilimdir; içinde sosyoloji, ekonomi, teknoloji, psikoloji, hukuk gibi disiplinleri barındırır. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde “iki dönem kuralı” işler; seçimi kaybeden siyasetçi kenara çekilir. Ama Türkiye’de, özellikle de CHP’de bu kural işlemiyor. İşlemeyen bu kuralların kimin işine yaradığı ise ortada: Elbette iktidarın.
Nitekim 5 Kasım 2023’teki değişim sonrası CHP, eksiklerine rağmen halka heyecan vermiş, oy oranını yüzde 35’lere taşımış ve birinci parti olmayı başarmıştır. Yıllardır özlemi duyulan genç ve dinamik liderlik, CHP seçmenine güven vermiştir. Fakat bu yükselişi gölgelemek isteyen “görünmez ellerin” devreye girdiğini de görmek gerekir.

Emperyalizm, bizim gibi geri kalmış ülkelerde kontrollü bir muhalefet ister. Türkiye’de de bu amaçla yıllarca “kullanışlı aparatlar” sahneye sürülmüştür. Bugün de benzer bir tabloyla karşı karşıyayız. Ülke değişim arzusuyla kıpırdanırken, özellikle Ortadoğu’da ABD’nin yeni projeksiyonları çerçevesinde muhalefetin dizayn edilmek istendiği açıktır.
CHP’de yeniden eski ve halka karşılığı olmayan kadroların iktidar yapılmak istenmesi, bu açıdan da sorgulanmalıdır. Çünkü halk artık kuru nutuklardan, “cek-cak” siyasetinden bıkmıştır. Devlet memuru anlayışıyla siyaset yapan, eylemsizliği kural haline getiren kadrolar bu topluma umut olamaz.
Bugün halk, yıllardır dinlediği aynı türküleri değil; kendi bestesini yapıp kendi türküsünü söylemek istiyor.
















































