Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

Latmos, Vefa ve Hüsnü Hoca

Yıllar önce Hidayet Sayın Salonu’nda Hüsnü Ertung’un kaleme aldığı “Latmos’a Rahmet Geldi” oyununu sahnelemiştik. Latmos’a ve Latmos kaya resimlerini 30 yıl boyunca gün yüzüne çıkaran arkeolog Anneliese Peschlow’a ithaf edilen bu eser, “Vefa Projesi” kapsamında ilk kez seyirciyle buluşmuştu.

Oyun, Latmos’taki bir maden ocağında geçiyor. Maden ocaklarının çevreye verdiği tahribat sahneye taşınırken, ülkemiz madencilerinin ağır yaşam koşulları gözler önüne seriliyor. Özellikle Soma faciasına yapılan göndermeler, madencilikte hâlâ ne kadar ilkel şartların hüküm sürdüğünü çarpıcı şekilde hatırlatıyordu.

Nazım Hikmet başta olmak üzere birçok şairin dizelerine yer verilmesi, oyunun edebi yanını da öne çıkardı. Şiirsel söylemler ve müzikli bölümler esere ayrı bir ruh kattı. Trallesli Seikilos’un, eşi Euterpe’nin mezar taşına işlediği notalarla bestelenmiş ezgilerin oyunda kullanılması ise apayrı bir anlam yükledi:

“Yaşadığın müddetçe dertsiz tasasız ol,
Hiçbir şeyin seni üzmesine izin verme,
Hayat çok kısa
Ve zaman her şeye gebedir.”

Keşke Seikilos’un eşi Euterpe’ye ait mezar taşı Danimarka’da değil de, bugün kendi müzemizde sergileniyor olsaydı…

Geçtiğimiz pazartesi akşamı, bu oyunu yeniden izleme fırsatı bulduk. Nevzat Biçer Nikâh ve Konferans Salonu’ndaki gösteride 80 yaşını çoktan aşmış Hüsnü Ertung’un sahne performansı hâlâ üst düzeydeydi. Kendisine saygı ile selam gönderiyoruz.

Oyun sonrasında Aydın kültür ve sanatına katkıda bulunan isimlerin onurlandırılması, “vefa” kavramının hâlâ unutulmadığını gösteren anlamlı bir adımdı. Gecede Erkan Atalı, Süleyman Mutlu ve Nabi Sabuncu hazır bulundu. Hidayet Sayın ile Akın Çelebioğlu ise sağlık sorunları nedeniyle katılamadı.

Oyunun farklı bölümlerinde; Latmos kaya resimlerinden, nesli tükenen canlılardan, bölgeden dünyaya yayılan efsanelerden, maden tozlarının köylülerde kansere yol açtığından, Bafa Gölü’nün kirlilikten can çekiştiğinden söz edildi. Tiyatronun kendisine de ayna tutularak, bu sanatın ticari kaygılarla nasıl yozlaştırıldığı eleştirildi. Böylece eser, seyircisine yalnızca estetik bir deneyim değil; güçlü sosyal mesajlar da sundu.

Sonuçta “Vefa Projesi” kapsamında geniş katılımla sahnelenen bu oyun, ayakta alkışlanacak bir kültürel olay oldu. Hem edebi örgüsü hem de sosyal içerikli vurguları ile alkışı fazlasıyla hak etti. Dilerim “vefa” kavramını hiçbir zaman unutmayız.

Oyunun ana teması, Latmos’a, doğaya ve doğal yaşama duyulan saygıydı. Peki bizler bu saygıyı gerçekten gösteriyor muyuz? Bu soruya içtenlikle “evet” demek ne yazık ki zor.

Aydınımızın böyle geniş katılımlı kültür-sanat etkinliklerine ihtiyacı var. Ancak yetkili kişi ve kurumların duyarsızlığı canımızı sıkıyor. Etkinlikte yalnızca Efeler Belediyesi Kültür’den sorumlu bşk. Yrd. Yalçın Ulusal ve Müdürü Serkan Fırtına hazır bulundu. Belediyenin tanıtım ve halkla ilişkiler konusundaki zayıf performansına rağmen, Fırtına’nın çabası alkışı hak etti.

Öte yandan Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin kocaman bir “Kültür Daire Başkanlığı” var ama kültür-sanat alanında sınıfta kalmış durumda. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün ise ne yaptığı belirsiz. Bakalım yeni müdür bu tabloyu değiştirebilecek mi?

Ziya Paşa’nın dediği gibi: “Vefasızın meclisinde bade içilmez.”