Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

Bir Başkan, Bir Sanatçı ve Bir Vicdan Meselesi

Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel Gönül Dağı’nın Halime Anasını Ağlattı! 

Kuşadası’nda son günlerde yaşananlar sadece bir “imar tutanağı” ya da “denetim” hikâyesi değildir.

Bu, sanatla dostluk kurup sonra sırt çevirmenin, emeği alkışlayıp sonra cezalandırmanın hikâyesidir.
Bir kentin yöneticisinin kalbiyle, vicdanıyla, geçmişine ne kadar sadık kalabildiğinin turnusolüdür bu olay.

Yıl 2020’lerin başı…
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir araya getirdiği iki isim vardır: Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel ve Devlet Tiyatroları Emekli Genel Müdürü, duayen sanatçı Rahmi Dilligil.
O yıllarda Dilligil, Kuşadası’nda kültür ve sanatın gelişmesi için gönlünü koymuş, zor şartlarda belediye için iki oyun sahneye koymuştu.
Oyunlar, imkânsızlıklar içinde ama gönül birliğiyle yapılmıştı.
O dönem dostluk vardı, saygı vardı, vefa vardı.

Ama zaman değişti.
Siyasetin yönü dönünce, insan ilişkileri de yön değiştirdi.
CHP kongresi sonrası Ömer Günel, Bülent Tezcan ile aynı safta yer alarak Özgür Özel ekibine geçti.
Bir zamanlar Genel Başkanım diye hitap ettiği Kemal Kılıçdaroğlu döneminde tanıştığı yol arkadaşlarından uzaklaştı.
Ve o uzaklaşmanın en sessiz ama en acı bedelini, bir sanatçı ödedi.

Rahmi Dilligil, o günden sonra dostane ilişkilerin yerini alan “mesafeyi” fark etti.
Ama o sustu, sadece köşesinde yazdı.
Kuşadası’ndaki yanlışlara sanatın aynasından baktı, eleştirilerini kalemiyle yaptı.
Ne var ki, eleştiriye tahammül her zaman erdem işi değildir.

Ve bir sabah…
Kuşadası Belediyesi’nin mühendisleri, Rahmi Dilligil’in eşine miras kalan 45 yıllık binanın kapısını çaldı.
O bina, Şebnem Dilligil’in babasının alın teriyle kooperatif eliyle yaptırdığı, anılarla dolu bir evdi.
45 yıldır dimdik duran, her imar affını, her düzenlemeyi geride bırakmış, iskan raporu olan bir yapı…
Ama birdenbire “çekme mesafesinde depo var, katlanır cam var” denilerek tutanak tutuldu.

Kuşadası’nda iki katlı yerlerin dördüncü katlarını, dere yataklarına yapılmış onlarca kaçak yapıyı görmeyen belediye, nedense o gün o sokağı hatırladı.
Ne tesadüf!
O sokak, başkana bir dönem yol göstermiş, sanata omuz vermiş Rahmi Dilligil’in kaldığı evin sokağıydı.

Daha da acısı, TRT’nin sevilen dizisi “Gönül Dağı”nın Halime Ana’sı Şebnem Dilligil, Sivrihisar’daki çekim arasında Kuşadası Savcılığı’ndan bir telefon aldı.

Bir sanat emekçisi, bir annenin yüzü soldu, gözleri doldu.
Kuşadası’nda 45 yıllık anıların üzerine çizgi çekilmişti.
O binayı değil, o evin hatıralarını yıkmak istediler.

Sanatçıların Olduğu Sokaklara Onların İsmi Verilir, Evleri yıkılmaz

Sayın Ömer Günel,
Bir belediye başkanı, makamının ağırlığını kişisel kırgınlıklarına göre kullanmamalıdır.
Sanatçının kapısına zabıta göndererek değil; o sanatçının emeğine saygı göstererek Kentlerde toplumun yüreğinde yer bulmuş sanatçıların isimleri oturduğu sokağa verilir. Sizin gibi 45 yıllık evi ölçtürüp, biçtirip tutanak tutturarak taciz ettirmezler.
Kuşadası halkı size “hizmet edin” diye oy verdi, “hesap görün” diye değil.

Hukukun özü intikam değil, adalettir.
Ve bugün, bir sanatçının evine yapılan bu müdahale, adaletle değil, hesaplaşmayla açıklanabilir.
Halk bunu görüyor, duyuyor ve kaydediyor.

45 yıl önce yapılan bir duvarı değil, 45 yıllık vefayı yıkmaya kalktınız Sayın Başkan.
Oysa unutmayın:
Beton kırılır, dosya kapanır, ama insanların hafızası asla kapanmaz.

Şebnem Dilligil’in set ortasında döktüğü gözyaşı, sadece bir sanatçının değil, bu ülkenin vicdanının gözyaşıdır.
Bir kentin onuru, o gözyaşlarını hak etmemelidir.

Kuşadası halkı, sanatla, sevgiyle, adaletle anılmak ister.
Ve siz, bu kentin başkanı olarak, artık o aynaya bakmak zorundasınız. Bakın aynaya bu kötü izleri bırakan yüzü bir görün. Size verdiğim oyumu helal etmiyorum.