KANIKSAMAK

Türk Dil Kurumu’na göre “kanıksamak”, bir şeyin çok tekrarlanması nedeniyle artık ondan etkilenmemek, duyarsızlaşmak anlamına geliyor. Biz bu durumu günlük konuşmada çoğu zaman “alışkanlık” diye tanımlıyoruz.
Ama ben özellikle “kanıksamak” sözcüğünü kullanmak istiyorum, çünkü “alışmak” masum bir kelime. “Kanıksamak” ise biraz sarsıcı… Çünkü farkında olmadan içine düştüğümüz bir tehlikeyi anlatıyor.
Yıllar önce duyduğumuzda, günlerce konuştuğumuz, vicdanımızı sızlatan olaylara artık birkaç saat sonra bile tepki vermez hale geldik. Olaylar olur, haber bültenlerine girer, ertesi gün yeni bir gündemin tozu altında kalır.

Bugün artık;
Okulların veliler tarafından basılmasını, öğretmenlerin darp edilmesini ya da öldürülmesini,
Hastanelerde doktorların, hemşirelerin hasta yakınları tarafından saldırıya uğramasını,
Kadınların, genç kızların eski eşleri ya da sevgilileri tarafından öldürülmesini,
Vatandaşların ücretsiz ve nitelikli sağlık hizmetine erişememesini,
Gümrük kapılarında tonlarca uyuşturucu yakalanmasına rağmen “sahibinin” bulunmamasını,
Yıllardır milyarlarca dolarlık ihale alan şirketlerin vergi vermemesini,

Bütçeden çalışanlara ve emeklilere insanca bir pay ayrılmamasını,
Sağda ya da solda olduğunu iddia eden ama tam tersine davranan siyasetçileri,
Her öğrencinin hakkı olan parasız, laik, demokratik eğitimin verilmemesini,
Verilen ekonomik ya da siyasi sözlerin unutulmasını,
Kamuda tasarruf genelgelerine uyulmamasını,
Yeraltı ve yerüstü kaynaklarımızın hoyratça peşkeş çekilmesini,
Uluslararası anlaşmalardaki imzaların kağıt üzerinde kalmasını,
Toplum vicdanını yaralayan davaların yıllarca sürüncemede kalmasını,
“Milletin iradesine saygı” sözünün sadece bir seçim sloganı olarak kalmasını,
Ve en temel hukuk ilkesi olan “Masumiyet karinesi”nin herkes için eşit şekilde işlememesini…

Artık kanıksıyoruz!
Sanki bunlar başka bir ülkede oluyormuş gibi izliyoruz.
Oysa biz, 102. kuruluş yıldönümünü kutlayacağımız Türkiye Cumhuriyeti’nin yurttaşlarıyız.
Çağdaş, laik, demokratik, sosyal bir hukuk devletinde yaşadığımızı unutmadan, bu ülkenin geleceğine sahip çıkmak zorundayız.

Kanıksamayalım.
Alışmayalım.
Sessiz kalmayalım.
Çünkü toplum olarak hem beden hem de ruh sağlığımızı korumanın ilk şartı, olan bitene duyarsız kalmamaktır.
20 Ekim 2025
















































