Haberi dinleyebilirisiniz!

Tarım Önemlidir: Sorun Üreticide Değil, Sistemin Ta Kendisi

Hatice ZEYBEK – Ziraat Yüksek Mühendisi

Migros’un o çok “jan janlı”, kendini fazlasıyla bilmiş CEO’su çıkıp diyor ki:
“Bu gidişle satacak ürün bulamayacağız.”

Buyurun, biz de cevabımızı verelim.

Türkiye’de sebze–meyve üretiminin neden tıkanma noktasına geldiğini gerçekten merak ediyorlarsa, aynaya bakmaları yeterli. Çünkü bugün tarımın belini büken, üreticiyi sömüren, fiyatları şişiren ve sistemi tamamen bozanların başında, tam da bu zincir market düzeni geliyor.

Yıllardır bu ülkede tarımın içindeyim.
Toprağı, üreticiyi, maliyetleri, hal düzenini, yasaların nereden nereye savrulduğunu biliyorum.
O yüzden birileri çıkıp sahte bir “endişe” tonuyla “ürün bulamayacağız” dediğinde, kusura bakmasınlar ama buna inanmamızı beklemeleri bile saygısızlık.

Şimdi tek tek anlatayım.

Zincir marketlerin sebze-meyveye el atması yanlıştır

Migros başta olmak üzere bütün zincir marketlerin sebze-meyve satması, depolaması, tarıma yön vermesi yanlıştır.
Çünkü üreticinin karşısına, eşit şartlarda bir alıcı olarak değil, sözleşmeli üretimle fiyat dayatan bir güç olarak çıkıyorlar.

Bu model üreticiyi korumaz.
Tam tersine, onu yoksullaştırır.

Sebze-meyve üretimi, dev market zincirlerinin tekelinde yönetilemez. Yönetilirse bugün yaşadığımız tablo çıkar: fiyatlar uçar, üretici biter, tüketici ezilir.

Bu pahalılığın sorumlusu çiftçi değildir

Bugünkü fiyatların sorumlusu üretici değil;
zincir marketler ve yerel yönetimlerin yıllardır görmezden geldiği denetimsizliktir.

Tarladan çıkan ürünün fiyatı başka, market rafındaki fiyat bambaşka.
Aradaki farkın nedeni çiftçi değil.
Bu farkı yaratan, ürünün yolculuğunu kayıt dışına çeviren “hal dışı alım-satım” düzenidir.

5957 sayılı yasa tarımı kayıt dışının kucağına attı

5957 sayılı Hal Yasası ile zincir marketlere verilen “hal dışı gıda alım-satım yetkisi”, tarımın yapısını alt üst etti.
Bu yetki demek:
Kayıt dışı ekonomi demek.

Denetlenmeyen fiyat demek.
Üreticinin sesinin tamamen kısılması demek.

Bugün sistemin çürümesi tesadüf değil; yasaların bilinçli şekilde açtığı gedikler sayesinde oldu.

Sözleşmeli üretim bir sömürü mekanizmasına dönüşmüş durumda

Sözleşmeli üretim denen yapı marketlerin elinde bir dayatma aracına dönüştü.
Üreticinin maliyeti artıyor, girdi fiyatı artıyor, risk artıyor…
Ama sözleşmeyi yapan market, fiyatı kendi belirliyor. Üreticiyi de buna mahkûm ediyor.

Bunun adı tarım politikası değil, tarımda köleleştirme sistemidir.

Yeni Hal Yasası ile amaçlanan tekelleşmeyi tamamlamaktır

Bugün bazı çevrelerin ağzında sakız ettikleri “Yeni Hal Yasası”, aslında gıdanın tarladan sofraya kadar tüm zincirinin tek elde—yani zincir marketlerin insafında—toplanması demektir.

Neden bu kadar istiyorlar biliyor musunuz?

Çünkü rant çok büyük.
O rantın kokusu kilometrelerce öteden geliyor.

Sebze-meyve esnafın, pazarın işidir

Sebze-meyve, zincir market raflarının ruhsuz düzenine sığmaz.
Bu ürünlerin satışı pazaryerlerinde, manavlarda, esnafın elinde olmalıdır.
Tazelik, kalite, fiyat kontrolü ancak böyle sağlanır.

Ürünlerin tamamı hal kayıt sisteminden geçmek zorunda olmalıdır

Üretilen ürün tüketiciye ulaşmadan önce halden geçmeli.
Giriş–çıkış kayıt altına alınmalı.
Her ürünün izlenebilirliği sağlanmalı.

Bunun adı düzen, bunun adı şeffaflık, bunun adı üreticiyi korumaktır.

Biz bu düzeni biliyoruz ve yanlışları açık açık söylemekten de çekinmiyoruz

Migros CEO’su ve benzerleri bugün çıkıp ağlamaya başladıysa, nedeni basit:
Yeni Hal Yasası’nı dayatmak istiyorlar.
Tarlayı da, pazarı da, fiyatı da tekellerine almak istiyorlar.

Ama biz biliyoruz:
Doğru olan onların kurduğu bu düzen değil.
Doğru olan üreticiyi yaşatacak, tarımı kayıt altına alacak, esnafı güçlendirecek, zincir market tekelini kıracak bir modeldir.

Tarımla ilgili bu ülkede neyin doğru olduğunu biliyoruz.
Bilmekle kalmıyoruz; söylüyoruz da.

Buradayız.

Hatice ZEYBEK
Ziraat Yüksek Mühendisi