KUŞADASI’NDA BİR GERÇEĞİ YİNE O ORTAYA ÇIKARDI:

LATİF SANSÜR, KISMET OTEL TALANINI BELGELERİYLE GÖZLER ÖNÜNE SERDİ
Ergun Ok/Viyana – Kuşadası’nın üstüne çöken “rant sisinin” içinden bir ses yükseliyor her gün:
Latif Sansür.
Kentin gözü, kulağı, hafızası… Ve ne yazık ki bazen Kuşadası’nın tek uyanık insanı.
Sansür’ün son paylaşımı, “Kısmet Otel” diye bildiğimiz o masum yarımadanın artık kaderine değil, kederine dönüştüğünü anlatıyor. Öyle bir tablo ki; bir kenti seviyorsanız boğazınıza düğümleniyor, rant seviyorsanız iştah kabartıyor.
“Tarihi koruyacağız” dediler… Tarihi buldozerle ezdiler
Yeni sahipleri projeyi tanıtırken öyle şiirsel konuşmuşlardı ki, dinleyen herkes sanırdı ki Kuşadası’na ikinci Efes inşa ediliyor.
“Ruhunu yaşatacağız, mirası geleceğe taşıyacağız…”

Eh, ruh var ama taşıyan kesinlikle tarih değil:
Kamyonlar.
Anıt ağaç mı? Tescilli miras mı?
Hepsi “kentsel makyaja” kurban gitti.
O ünlü tepe tıraşlandı; öyle ki şantiye dururken bile coğrafya unutmamış, yüzü kızarmış.
“Otel yapacağız” dediler… Meğer Kuşadası’na beton rezidans kolonisi kuruluyormuş
40 yıl önceki imar hakkı belli:
1 emsal, 4 kat, 8 bin metrekare.
Ama ne hikmetse proje bir açıldı, baktık:
8 kat, 31 bin metrekare.
Yani imarın “1” dediği yerde “8” yapılmış. Matematik böyle bir şey görmedi.

Yetmedi, meğer projenin saklı bir kardeşi daha varmış…
Gizlenen ikinci blok!
O da çıkınca ortaya:
Şantiye, neredeyse denizin içine kadar sarkan 60 bin metrekarelik bir beton kalesine dönüşmüş.
Bu noktada Kuşadası halkının bir kısmı hâlâ “Bunlar otel değil mi ya?” diye soruyor.
Cevap net:
Otel değil; kısmetse rezidans!
Kurumlar açıklama yaptı, ama beton çoktan imzasını atmıştı
Belediye “40 yıl önceki imar” dedi, firma “Doğaya saygı” dedi, bir tek doğa konuşmadı…
Konuşsaydı muhtemelen şöyle diyecekti:
“Benimle dalga mı geçiyorsunuz?”
Bu arada Aydın’da “İmar rantına hayır”, Kuşadası’nda “Betona evet” ritüelleri arasında kimsenin kafası karışmasın diye proje çok hızlı ilerlemiş.
Herkes açıklamayı hazırlayana kadar beton çoktan yerini bulmuş.

Latif Sansür yine yaptı yapacağını
Kentin arasından yükselen şantiye kulelerinin, üstüne örtülmüş koca yalanların içinden, bir kişi belgeleriyle çıkıp gerçeği gösteriyor:
Latif Sansür.
O yazmasa, göstermese, anlatmasa…
Belki de hepimiz hâlâ Kısmet Otel’in “tarihi yeniden doğuyormuş” masalına inanıyor olacaktık.
Ama Sansür, Kuşadası’nın uyutulmasına izin vermiyor.
Tam aksine:
“Sen uyu Kuşadası!” diyerek kenti dürtüyor.

Ve büyük soru: KUŞADASI YİNE NİYET ETTİ AMA UYKU TUTACAK MI?
Bu kentin doğasını, tarihini, siluetini, tepesini, kıyısını, anıt ağacını kaybettik.
Şimdi geriye bir tek şey kaldı:
Utanma duygusu.
Onu da kaybetmeyelim.
TMMOB, Çevre Platformu, Kent Dayanışması elbette takipte.
Ama asıl mesele şu:
Bu kentin hafızası mı kazanacak, betonun hafızasızlığı mı?
Bu sorunun cevabını biz değil, Kuşadası verecek.
Eğer uyanırsa…
















































