Haberi dinleyebilirisiniz!

Ele Verir Talkını, Kendi Yutar Salkımı

Sık kullanılan ve sevdiğimiz sözlerden biridir. Anlamı: Başkalarına verdiği öğüdü kendisi tutmayan, üstelik tam tersini yapan kişi.

23 yıldır aynı iktidarla yönetiliyoruz. Özellikle son yıllarda çalışanların ve emeklilerin durumu ortada. Emeklilere yönelik herhangi bir iyileştirme yapılmaması nedeniyle emekli maaşları, yüksek enflasyon karşısında eriyip gitti; emeklinin alım gücü yok oldu.

Ayrıca çalışan memurlara iki yıl önce verilen seyyanen zam, emekli memurlara verilmedi. Bunun yanında enflasyon muhasebesinin güvenilir olmaması, ülkenin büyümesinden emeklilere pay ayrılmaması emeklileri adeta sefalet çukuruna itti.

Ülkemizde çalışanların büyük bölümünün asgari ücretle geçinmeye çalışması, emeklilerin yarısından fazlasının en düşük seviyeden maaş alması, mevcut yönetimin tercihleriyle ilgilidir.
Eğer bizi yönetenler gerçekten hak ve adalet düşünseydi, sosyal hukuk devleti olmanın gereklerini yerine getirseydi, bugün çok daha farklı bir tabloyla karşı karşıya olurduk.

Tüm bu sefalet yetmezmiş gibi, geçtiğimiz günlerde üst düzey bürokratlara yönelik ek zam teklifi gündeme düştü. Üstelik oldukça yüksek düzeyde maaş alan bu bürokratlara, en düşük emekli maaşının iki katı, asgari ücretin bir buçuk katı olan 30.000 TL ek artış yapılmak isteniyor.

Bu zam teklifi, 90 milyona yakın vatandaşın hak ve hukukunun korunması gereken bir yerde, milletimize yöneltilmiş bir “kazık”tır. Tüm emeklilerin ve asgari ücretle çalışanların oylarıyla seçilmiş vekillerin böyle bir teklife imza atması, kendi seçmenine ihanet etmektir.

Alın teri döken işçiler, emekliler, memurlar, çiftçiler ve esnaf kan ağlarken; otomatik zamlara bağlanmış faturaların altında ezilirken; evine bir lokma ekmek götürebilmek için gece gündüz mücadele ederken, bu düzenleme yönetimin halktan ne kadar koptuğunu göstermektedir.

Asgari ücretliler ve emekliler sadece ayakta kalmak için değil, resmen hayatta kalmak için mücadele veriyor. Gençlerimiz işsizlik sarmalında yaşam savaşı verirken, emekliler geçinebilmek için emekli olduktan sonra bile çalışmak zorunda kalıp, adeta çalışarak ölüyor. Bu düzenleme aymazlıktır.

Parti yöneticileri, milletvekilleri… Sizler halkın iradesiyle seçilmediniz mi?
Bu teklif, halkın iradesini hiçe saymak değil midir?
Yoksulluk içinde yaşam mücadelesi veren emekliyi, sefalet içindeki işçiyi, ekonomik sorunlarla boğuşan memuru, çiftçiyi, esnafı, işsiz milyonlarca gencimizi düşünmeden, bürokratlara jest niteliğindeki bu astronomik zammı ortaya atanların vicdanları mı kurudu?

Bu parti yöneticileri ve milletvekilleri hiç mi sokağa çıkmaz?
Hiç mi çarşı pazar dolaşmazlar?
Pazarlarda atık sebze toplayanları, banklarda çay bile içemeden oturan emeklileri hiç mi görmezler?

Hani seçim zamanı “halk için çalışacağız” diye söz vermiştiniz?
Bu söz, çalışanı ve emekliyi sefalete mahkûm etmek için mi verildi?

Türkiye, haksızlık ve vicdansızlıkta yeni bir aşamaya sürükleniyor. Küçük bir zümre zenginliğini katlarken, halk yaşam savaşı veriyor. Halkın emeklisi 16 bin TL maaş alırken, onların temsilcileri yaklaşık 15 katı maaş alıyor. Bu halka reva mı? Ömür boyu ayrıcalıkları alırken, size oy verenleri hiç mi aklınızdan geçirmiyorsunuz? Bir milletin vekilleri, halkın yükünü sırtlanması gerekirken, halkın sırtında yük oluyor.

Halkın istediği şey basit: adalet ve hakça bölüşüm.
Sizler bunun için seçildiniz, bunu unutmayın.
Halkı ezmeyin; halkın yanında olun.
Talkını ele verip, salkımı kendiniz yutmayın.

“Önce doğruyu bilmek gerekir; doğru bulunursa yanlış da bilinir.
Ama önce yanlış bilinirse doğruya ulaşılamaz.” (Farabi)