Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

BU BİR SEL DEĞİL, BİLİNÇLİ İHMAL SUÇUDUR

Kuşadası’nda yaşanan sel ne “aşırıyağış” ne de “kader”dir. Can kaybı olmaması tesellidir ama milyonlarca liralık maddi zarar, yüzen araçlar ve çökertilen altyapı açık bir gerçeği gösteriyor: Bu tablo, bilimsel uyarıların yok sayıldığı, hukukun bilinçli olarak askıya alındığı bir belediyecilik anlayışının sonucudur.

Yıllardır söyledik.
Yazdık.
Anlattık.
Uyardık.
Bilimle konuştuk.
Mühendislikle konuştuk.
Şehircilik ilkeleriyle konuştuk.
Ama siz ne yaptınız?
Anlamak yerine hain dediniz.
Uyarana “yandaş” yaftası yapıştırdınız.
Eleştiriyi susturmak için trolleri devreye soktunuz.
Bugün Kuşadası’nda yaşanan sel bir doğa olayı değildir.
Bu bir ihmal zinciridir.
Bu bir yönetim kusurudur.
Bu bir hukuki sorumluluk doğuran süreçtir.
Evet, çok şükür can kaybı yok.
Ama bu, yaşanan felaketi küçültmez.
Aksine, “ucuz atlatıldı” demekle geçiştirilemeyecek kadar ağır bir tablo vardır.

Milyonlarca liralık maddi hasar oluştu.
Araçlar sokaklarda yüzdü.
İş yerleri sular altında kaldı.
Evler kullanılamaz hale geldi.
Altyapı bir kez daha çöktü.
Ve bütün bunlar olurken hâlâ ders alan yok.
Soruyoruz:
Bir kentte yağmur suyu altyapısı yoksa,
dere yatakları daraltılmışsa,
üzeri betonla kapatılmışsa,
hafriyat dökümleri denetlenmemişse,
altyapı kapasitesi hesaplanmadan ruhsat verilmişse…
Bu yağmurun adı felaket değil, sonuçtur.
Defalarca söyledik:
“Yağmur suyu ve kanalizasyon sistemleri ayrı planlanmadan,
taşkın analizleri yapılmadan,
havza bazlı drenaj hesapları çıkarılmadan
verilen her ruhsat yeni bir risktir” dedik.
Ama belediye yönetimi ne yaptı?
Vitrin siyasetinden vazgeçmedi.
Algı belediyeciliğini tercih etti.
Betonu hizmet sandı.
Siyasi kariyer hesaplarını, kentin güvenliğinin önüne koydu.
Dere yatakları dolduruldu.
Göz yumuldu.

Nazilli çarşısı yanında, benzin istasyonu çevresindeki dere yatağının geldiği yere bir çıkın bakın.
Hangi inşaatın dereyi doldurduğunu göreceksiniz.
Bu kentin hafızası var.
Üstelik bu inşaatın sahibi CHP İlçe yönetiminde yer aldı.
Milletvekili aday adayı oldu.
Yani mesele yalnızca teknik değil, etik ve siyasi bir çürümedir.
Hukuken bakalım:
3194 sayılı İmar Kanunu açıktır.
Dere yataklarına yapılaşma yasaktır.
Taşkın alanlarında ruhsat verilmesi suçtur.
Belediyelerin denetim sorumluluğu vardır.
Göz yumulmuş her dolgu, ileride doğacak zararın asli nedenidir.
Bugün “aşırı yağış” diyerek sorumluluktan kaçamazsınız.
Çünkü bu yağışlar artık olağan.
Olağan olmayan, hâlâ altyapısız kentler üretmektir.

Ve en vahimi:
Bu olaydan sonra bile betonlaşma aynı inatla sürüyor.
Hiçbir ders alınmıyor.
Hiçbir zihniyet değişmiyor.
Su bugün geldi, yarın yine gelecek.
Çünkü dere unutmaz.
Doğa affetmez.
Betonla bastırılan gerçek, ilk yağmurda kendini hatırlatır.
Benden “geçmiş olsun” beklemeyin.
Çünkü bu anlayışla geçmeyecek.
Aynı hatalar tekrarlandıkça, felaketlerin tarihi yazılmaya devam edecek.
Bu bir sel değil.
Bu, bilinçli ihmalin fotoğrafıdır.
Ergun Ok