Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

KUŞADASI’NDA HEYELAN DEĞİL, ORGANİZE BİR KAMU SUÇU VAR

Kuşadası’nda yaşanan şey ne “doğal afet”tir ne de “öngörülemeyen bir doğa olayı”.
Bu yaşanan; bilimin yok sayıldığı, hukukun askıya alındığı, kamu denetiminin bilinçli biçimde devre dışı bırakıldığı organize bir kent suçudur.

Eski Kısmet Oteli arazisinde meydana gelen yerkayması, yağmurun değil; rantın, açgözlülüğün ve görev ihmallerinin sonucudur.
Bunu söyleyen bir muhalif değil, bir aktivist değil; Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan gibi bilimsel ve mesleki itibarı tartışmasız bir yerbilimcidir.
Üstelik ortada sıradan bir açıklama değil, resmî kurumları doğrudan sorumluluğa davet eden rapor niteliğinde bir bilimsel uyarı vardır.

BİLİM AÇIK, NET VE UYARIYOR

Prof. Dr. Ercan’ın tespitleri tartışmaya kapalıdır:
– Yamaç, bilim dışı kazılarla doğal dengesinden koparılmıştır.
Kaymayı engelleyen kıyı topuğu sökülmüştür.
– Güvenli eğimi 13–14 derece olan yamaç, 35–45 dereceye zorlanmıştır.
Sonuç: Genişleyen, ilerleyen ve durdurulmazsa can kaybına yol açabilecek aktif bir heyelan.

Dahası:

– Yol çökmüştür.
– Çevredeki yapılar risk altındadır.
Kayma doğuya doğru ilerleme eğilimindedir.
Ve en hayati cümle: “Bu ölçekte bir mühendislik yanlışının yapıldığı bir alanda kayma olmaması şaşırtıcı olurdu.”
Yani bu felaket tesadüf değil, sonuçtur.

ŞİRKET AÇIKLAMASI: GERÇEĞİ ÖRTME ÇABASI

İnşaat firması ise kamuoyuna yaptığı açıklamada suçu doğaya yüklemektedir:
“Yoğun yağış”
“Geçici zemin zayıflaması”
“Zorunlu müdahale”

Oysa bilim insanı açıkça şunu söylemektedir: Duraysız yamacı tutan topuk bilinçsiz kazılarla kaldırılmıştır.

Bu noktadan sonra mesele şudur: Bilim mi doğru söylüyor, şirket mi?
Eğer bilim doğru söylüyorsaki söylüyoro halde bu açıklamalar kamuoyunu yanıltma girişimidir.

ŞİMDİ SORUYORUM: KAMU NEREDE?

Bu noktadan itibaren suskun kalan herkes sorumludur.

Açıkça soruyorum:

– Kuşadası Belediyesi
– Aydın Büyükşehir Belediyesi
– Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü
– AFAD
– Aydın Valiliği
– Savcılık makamları
Bu alanda Jeolojik–Jeofizik–Jeoteknik Etüt yapılmış mıdır?
Yapıldıysa, bu raporlara rağmen bu kazılara nasıl izin verilmiştir?
Yapılmadıysa, hangi kamu görevlileri bu suça ortak olmuştur?
İmar mevzuatı açıktır: Bu tür alanlarda bilimsel etüt olmadan tek bir kepçe dahi vurulamaz.
Ama Kuşadası’nda vurulmuştur.
Hem de göz göre göre.

BU SAATEN SONRA SESSİZLİK SUÇA ORTAKLIKTIR

Bir yol çökmüşken,
bir yarımada tıraşlanmışken,
bir kentin güvenliği tehlikedeyken
sessiz kalan her kurum, her yetkili tarih ve hukuk önünde sorumludur.

Buradan açık çağrıda bulunuyorum:

– İnşaat derhal durdurulmalıdır.
– Alan boşaltılmalıdır.
– Bağımsız bilim insanlarından oluşan – bir kurul görevlendirilmelidir.
– Bu sürece izin veren kamu görevlileri – hakkında idari ve cezai soruşturma başlatılmalıdır.
Bu alan kesinlikle yeniden yapılaşmaya açılmamalıdır.

BU BİR RANT MESELESİ DEĞİL, CAN MESELESİDİR

Bugün çöken yol,
yarın çöken bina,
öbür gün geri dönülmez bir felaket demektir.
Bu yazı bir uyarıdır.
Bu yazı bir çağrıdır.
Bu yazı, yarın yaşanacakların bugünden tutanak altına alınmasıdır.
Unutulmasın: Bilimi susturursanız, toprak konuşur.
Hukuku yok sayarsanız, felaket gelir.
Ve o felaket geldiğinde,
hiç kimse “bilmiyorduk” diyemez.