Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

BU KENT TİYATROYU DÜĞÜN SALONUNA SIĞDIRDI, UTANMADI

Bir kent düşünün…
Deniziyle övünen, turizmiyle böbürlenen, her yaz milyonları ağırlayan bir kent.
Ama o kentte tiyatro, bir düğün salonuna sıkıştırılmış olsun.
Ve kimse bundan utanmasın.

Mart 2023’te Kuşadası’nda perde açıldı.
İki oyunla…
Biri kadınların yüzyıllık çığlığını sahneye taşıyan Dünya Kadınları,
diğeri bu ülkenin vicdanına kazınmış bir isimle yüzleştiren Arkadaşım Hırant.

 

Perdeyi açan kimdi?
Rahmi Dilligil.

Bu isim, herhangi biri değildir.
Devlet Tiyatroları’nın belleğidir.
Sahnenin ahlakıdır.
Sanatın ne demek olduğunu bilen son kuşak ustalardandır.
Ama Kuşadası’nda ona ne verildi biliyor musunuz?
Bir sahne değil.
Bir tiyatro salonu hiç değil.
Bir düğün salonu.
Çünkü Kuşadası Belediyesi, kendisine ait tiyatro salonunu belediye hizmet binasına kurban etmişti.
Sanat yıkıldı, beton ayakta kaldı.
Alkış sustu, masa sandalye dizildi.

Ve Rahmi Dilligil…
“Olmaz” demedi.
“Yapılamaz” demedi.
Yılların ustalığıyla, yoktan sahne yarattı.
Işığı olmayan yerde ışık oldu,
kulisi olmayan yerde sabır oldu.
Kuşadası halkı geldi.
Salonu doldurdu.
Alkışladı.
Ağladı.
Gurur duydu.

Peki sonra?
Sonra üç yıl boyunca tek bir perde bile açılmadı.
Neden?
Çünkü bu kentte sanat, yönetenlerin umurunda değildi.
Çünkü sanat; festival balonları, şatafatlı afişler ve bir günlük gösteriler sanıldı.
Çünkü tiyatro; emek ister, süreklilik ister, sorumluluk ister…
Bunların hiçbiri göze alınmadı.
Şunu açık açık yazıyorum:
Bu bir ihmal değil,
bu bir tercihtir.

Ama her karanlıkta bir çatlak olur.
Ve o çatlaklardan ışık sızar.
Bugün Rahmi Dilligil yeniden oyunlar hazırlıyor.
Yeniden sahne diyor.
Yeniden perde diyor.
Bu kez belediyeye bakmıyor.
Çünkü orada boşluk var.
Bu kez Kuşadası’nın vicdanlı insanlarına bakıyor.
Ve o isimlerden biri öne çıkıyor:
Serkan Güzelgün.
Eğer bu kentte tiyatro yeniden nefes alacaksa,
bu bir belediye projesi olmayacak.
Bu, bir iş insanının kente borcunu sanatla ödemesi olacak.
Ve bu çok ağır bir cümledir.
Çünkü şunu gösterir:
Yönetemeyenler kenarda dururken,
sorumluluk alanlar öne çıkmıştır.
Kuşadası’nın sanata ihtiyacı var.
Ama daha çok utanmaya ihtiyacı var.
Bir ustayı düğün salonuna mahkûm edip, sonra da “kültür kenti” demeye utanmaya…
Perde yeniden açılacak.
Buna inanıyorum.
Ama o perde açıldığında herkes aynaya baksın.
Çünkü bazı alkışlar sevinçten değil,
gecikmiş bir yüzleşmeden doğar.