Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

CHP’NİN SANCAĞA ÇARKI VE İSLAM – 5

BİNNAZ TOPRAK OLAYI

2011-2015 yılları arasında CHP İstanbul Milletvekili olarak görev yapan Prof. Dr. Bin­naz Top­rak demiştir ki:

“Es­ki ulu­sal­cı çiz­gi mi bas­kın çı­kar, yok­sa sa­ğa açı­lım­la mer­kez par­ti ol­ma adım­la­rı de­vam eder mi? Bek­le­yip gö­re­ce­ğiz. Ter­ci­him CHP’­nin Av­ru­pa­’da­ki sos­yal de­mok­rat par­ti­ler gi­bi ol­ma­sı. Ama Av­ru­pa­’da da sos­yal de­mok­rat par­ti­ler dü­şüş­te, sağ yük­se­liş­te… Mark­sist ütop­ya öl­dü, sı­nıf­lar ye­ri­ne kim­lik­ler öne çık­tı. Sos­yal de­mok­rat par­ti­le­rin ken­di­le­ri­ni ye­ni­den kur­gu­la­ya­bil­me­le­ri ko­lay de­ğil.” CHP’nin sorunu Binnaz Toprak kafasıdır – Son Dakika Analiz Haberleri

CHP’­nin so­ru­nu tam da bu anlayıştır. Peki bu anlayış nereden kaynaklanmaktadır ve CHP’ye bir katkısı olmuş mudur?

Siyaset bilimci Binnaz Toprak SSCB’nin çöküşüyle birlikte tüm dünyaya dayatılan yeni liberal zorbalıkların farkında değil midir?

Esasen CHP’nin “sağa açılım” olarak bilinen stratejik yönelimi Binnaz Toprak’tan çok önce başlamıştır. Bu açılım, tek bir tarihe veya tek bir kişiye indirgenebilecek kadar basit bir süreç değildir. Aslında bu yönelim, CHP’nin tarihsel kimliği, Türkiye’nin siyasal dengeleri ve seçim sosyolojisi tarafından şekillenen çok aşamalı bir dönüşümdür. Yine de bu dönüşümün belirgin kırılma noktaları ve öncü aktörleri vardır.

CHP’nin sağ seçmene yönelme çabası çok eski, fakat “stratejik ve bilinçli bir sağa açılım” olarak tanımlanabilecek ilk büyük kırılma 1960’larda görülür.

1965 Genel Seçimlerinin hemen öncesinde 29 Temmuz 1965’te Genel Başkan İsmet İnönü, gazeteci Abdi İpekçi’ye verdiği mülakat sırasında CHP’nin çizgisinin “ortanın solu” olduğunu ilk kez dile getirmiş ve böylece kendi anlayışları dışındaki bütün sol hareketleri zımni olarak gayrimeşru ilan etmiştir. Daha sonra Bülent Ecevit tarafından da kullanılan “ortanın solu” söylemi aslında sola açılım gibi görünse de pratikte muhafazakâr Anadolu seçmenine hitap eden bir dil içeriyordu.

“Toprak işleyenin, su kullananın” gibi sloganlar soldu ama Ecevit’in üslubu, halkçılığı ve dini değerlere saygılı tonu, CHP’nin merkez sağ seçmene yaklaşmasının ilk adımı oldu.

Baykal döneminde 18 Şubat 1995’te CHP, SHP ile birleşti ve yeniden yapılanırken:

  • “Devletçi–katı laikçi” algısını yumuşatma çabaları başladı.
  • Baykal, merkez sağdan kopan seçmeni çekmek için daha milliyetçi ve devletçi bir çizgi izledi.
  • ANAP ve DYP’nin çözülmesiyle ortaya çıkan boşluğu doldurmak için CHP’nin dili zaman zaman merkez sağa yakınlaştı.

Bu dönem, sağa açılımın kurumsal bir stratejiye dönüşmeye başladığı dönemdir.

CHP’nin sağa açılımının en belirgin ve sistematik olduğu dönem 2010 sonrası Kemal Kılıçdaroğlu dönemdir. Kılıçdaroğlu’nun stratejik hamlelerini şöyle sıralayabiliriz:

  • Sağ kökenli isimleri partiye davet etti:
    • Abdüllatif Şener
    • Mehmet Bekaroğlu
    • İlhan Kesici
    • Fikri Sağlar (merkez sol ama muhafazakâr seçmene hitap eden çizgi)
  • Sağ partilerle ittifak kurdu:
    • İYİ Parti
    • Saadet Partisi
    • DEVA ve Gelecek Partisi
  • “Helalleşme” söylemi ile muhafazakâr seçmene güven verme stratejisi geliştirdi.
  • CHP’nin laiklik söylemini daha yumuşak, özgürlükçü ve kapsayıcı bir çerçeveye taşıdı.

Bu dönem, CHP’nin sağa açılımının en görünür, en planlı ve en geniş kapsamlı olduğu dönemdir.

Şimdi gelelim daha önceki yazılarımızda ele aldığımız isimlere ekleyebileceğimiz önemli bir isme.

Binnaz Toprak Kimdir ve CHP’ye nasıl katılmıştır.?

Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkan olmasından sonra CHP, “entelektüel kadroları partiye kazandırma” stratejisi izlemeye başladı. Bu kapsamda; Akademisyenler, Sivil toplum temsilcileri, İnsan hakları savunucuları, Ekonomistler, Bürokrat kökenli uzmanlar partiye davet edildi.

Binnaz Toprak da bu çerçevede CHP’ye davet edilen isimlerden biridir. 2011’de CHP İstanbul Milletvekili adayı gösterildi ve seçildi.

Türkiye’nin önde gelen siyaset bilimcilerinden biri olan Binnaz Toprak 1942 Sivas doğumludur. Lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi’nde tamamladıktan sonra ve ABD’de doktora (University of California, Berkeley) yapmıştır.

Uzmanlık alanları Siyaset bilimi, Laiklik, Din–devlet ilişkileri, Türkiye’de muhafazakârlık ve toplumsal baskı gibi konulardır.

Akademik kariyerinde şunlar bulunmaktadır:

  • Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü öğretim üyesi
  • TÜSES (Türkiye Sosyal Ekonomik Siyasal Araştırmalar Vakfı) başkanlığı
  • TESEV’de (Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı) önemli araştırmalar

Özellikle “Türkiye’de Farklı Olmak”, “Türkiye’de Laiklik”, “Din, Toplum ve Siyaset” gibi çalışmalarıyla bilinir.

CHP’deki görevleri

  • 2011–2015 CHP İstanbul Milletvekili
  • TBMM’de İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyesi
  • CHP’nin laiklik, demokrasi, insan hakları ve toplumsal baskı konularındaki politika üretim süreçlerinde etkili bir isim

Parti içindeki konumu

  • Parti içinde “entelektüel kanat” olarak görülen grubun temsilcilerindendir.
  • Popülist siyasetten uzak, akademik ve veri temelli bir yaklaşımı savunmuştur.
  • CHP’nin laiklik ve özgürlükler politikalarının şekillenmesinde etkili olmuştur.

Cumhuriyetin Temel Değerleri ve Atatürk İlke ve Devrimlerine Karşı Tutumu

Binnaz Toprak’ın akademik ve siyasi çizgisi, Atatürk ilke ve devrimleriyle büyük ölçüde uyumludur.

  • Laikliği Türkiye’nin demokratikleşmesinin temel şartı olarak görür.
  • “Gündelik hayatta muhafazakâr baskı” üzerine yaptığı araştırmalar, laiklik tartışmalarında referans kabul edilir.
  • Devletin tüm inançlara eşit mesafede durması gerektiğini savunur.
  • Atatürk’ün modernleşme vizyonunu toplumsal dönüşüm açısından olumlu değerlendirir.
  • Eğitim, kadın hakları, yurttaşlık bilinci gibi alanlarda Cumhuriyet reformlarını destekler.
  • Cumhuriyetin demokratikleşme sürecinin tamamlanması gerektiğini savunur.
  • Hem devletin hem toplumun özgürlük alanlarını genişletmesi gerektiğini vurgular.
  • Türkiye’de kadınların kamusal alanda karşılaştığı baskıları araştıran öncü akademisyenlerdendir.
  • Atatürk’ün kadınlara verdiği hakların korunması ve geliştirilmesi gerektiğini savunur.

Özetle: Binnaz Toprak, Atatürkçü modernleşme çizgisini özgürlükçü, demokratik ve laik bir perspektifle yorumlayan bir akademisyen–siyasetçidir.

Hakkındaki Olumlu Eleştiriler

  • Türkiye’de laiklik, muhafazakârlık ve toplumsal baskı üzerine en kapsamlı saha araştırmalarını yapan isimlerden biri.
  • Bilimsel veriye dayalı konuşması takdir edilir.
  • “Türkiye’de Farklı Olmak” araştırması, toplumdaki muhafazakâr baskıyı görünür kıldığı için önemli bir çalışma olarak kabul edilir.
  • Parti politikalarının akademik temellere oturmasına katkı sağladığı düşünülür.
  • Laikliği yasakçı değil, özgürlükçü bir çerçevede savunması birçok kesim tarafından olumlu bulunur.

Hakkındaki Olumsuz Eleştiriler

Bazı muhafazakâr çevreler, yaptığı araştırmaların “toplumu kötü gösterdiğini” iddia eder.

  • Bazı eleştirmenler, laiklik vurgusunun “katı” olduğunu savunur.
  • Toplumun muhafazakâr kesimleri tarafından zaman zaman “ötekileştirici” bulunduğu olmuştur.
  • Siyasetin pratik yönüne yeterince eğilmediği iddia edilir.
  • Akademik yaklaşımının sahadaki karşılığının sınırlı olduğu söylenir.

“Türkiye’de Farklı Olmak” raporuna yönelik tepkiler

  • Bazı kesimler raporu “abartılı” bulmuştur.
  • Ancak bu eleştiriler daha çok ideolojik temellidir.

Genel Değerlendirme

Binnaz Toprak, Türkiye’de laiklik, demokrasi ve toplumsal baskı konularında en etkili akademisyenlerden biri olmasının yanında, CHP’de de entelektüel bir referans noktası olarak öne çıkmıştır.

  • Cumhuriyet değerlerine bağlı
  • Atatürk ilke ve devrimlerini modern bir perspektifle yorumlayan
  • Özgürlükçü, demokratik ve laik bir çizgide duran
  • Hem övgü hem tartışma yaratan bir figürdür.

CHP’nin sağa açılımını genel olarak nasıl yorumladığımıza gelince;

Bu açılım, üç temel eksende değerlendirilebilir:

1. Türkiye’nin seçmen yapısı göz önüne alındığında CHP’nin sağa açılması siyasal bir zorunluluktur.

Türkiye’de seçmenin %60–70’i kendisini sağ–muhafazakâr olarak tanımlıyor. Bu nedenle CHP’nin tek başına iktidar olabilmesi, geniş koalisyonlar kurabilmesi ve muhafazakâr seçmenden oy alabilmesi ancak sağ seçmene hitap eden bir dil geliştirmesiyle mümkün.

Yani sağa açılım, ideolojik bir tercihten çok, siyasal bir zorunluluk olarak ortaya çıkıyor.

2. Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi CHP’nin tarihsel kimliğinin dönüşümü, CHP’nin sağa açılımı yönündedir.

CHP, tarihsel olarak Devletçi, Modernleşmeci, Laik, Kentli–elit bir parti olarak algılanıyordu.

Bu algı, özellikle 1980 sonrası muhafazakârlaşan toplumda CHP’nin geniş kitlelere ulaşmasını zorlaştırdı.

Sağa açılım, bu algıyı daha kapsayıcı, daha özgürlükçü, dDaha demokratik, daha toplum merkezli bir çizgiye dönüştürme çabası olarak algılandı.

3. Stratejik ittifaklar ve merkez sağın çöküşü CHP’yi bu boşluğu doldurmaya itti

ANAP ve DYP’nin çökmesiyle Türkiye’de merkez sağ boşluğu oluştu. Bu boşluğu doldurmak için Baykal döneminde milliyetçi–devletçi bir dil, Kılıçdaroğlu döneminde muhafazakâr–merkez sağ ittifakları, sağ kökenli siyasetçilerin partiye davet edilmesi gibi adımlar atıldı.

Bu süreç, CHP’nin sağa açılımını kurumsal bir stratejiye dönüştürdü.

Peki bu açılım başarılı mı?

İşte bu sorunun cevabı karmaşık, çünkü hem olumlu hem olumsuz sonuçları var. Üyesi olduğum gruplarda AKP ve Cumhur İttifakı yerine en çok CHP tartışılıyor. Genel eleştiri CHP’nin fabrika ayarlarına dönmesi gerektiği şeklinde. Bununla 1938-1950 döneminin mi yoksa 1923-1938 döneminin mi kastedildiği ise belirsiz.

CHP’nin sağa açılımına yönelik olumlu yorumlar:

1. CHP’nin toplumsal tabanı genişledi

  • Muhafazakâr seçmenle temas arttı.
  • CHP, “elit parti” algısını kısmen kırdı.
  • İttifak siyaseti sayesinde daha geniş bir muhalefet bloğu oluştu.

2. Türkiye’de kutuplaşmayı azaltıcı bir rol oynadı

  • CHP’nin muhafazakâr kesimle diyalog kurması, toplumsal tansiyonu düşürdü.
  • “Helalleşme” gibi söylemler, geçmiş travmaların yumuşamasına katkı sağladı.

3. CHP’nin iktidar alternatifi olma kapasitesi arttı

  • Sağa açılım, CHP’yi “sadece solun değil, merkezin de partisi” hâline getirme iddiasını güçlendirdi.

Olumsuz Yorumlar

1. Parti kimliğinin bulanıklaştığı eleştirisi

Bazı sol kesimler, CHP’nin:

  • Sosyal demokrat çizgisinden uzaklaştığını
  • Sağcılaşarak kimlik erozyonuna uğradığını
  • Kendi ideolojik tabanını ihmal ettiğini savunuyor.

2. Sağ seçmenden beklenen karşılığın alınamadığı iddiası

  • Sağa açılımın oya dönüşümünün sınırlı kaldığını,
  • Muhafazakâr seçmenin CHP’ye güven konusunda hâlâ temkinli olduğu,

3. Parti içi gerilimler

  • Sol–merkez–sağ çizgiler arasında zaman zaman çatışmalar yaşandı.
  • Parti içi dengeler değişti, bazı kesimler kendini dışlanmış hissetti.

Genel Değerlendirme: Sağa açılım bir “kimlik değişimi” değil, bir “seçim stratejisi”dir

CHP’nin sağa açılımı:

  • Türkiye’nin sosyolojik gerçeklerine uyum sağlama
  • İktidar olma kapasitesini artırma
  • Kutuplaşmayı azaltma
  • Merkez sağ boşluğunu doldurma

amacıyla yapılan pragmatik bir stratejik yönelim olarak yorumlanabilir.

Bu açılım, CHP’nin temel ilkelerini terk ettiği anlamına gelmez; daha çok bu ilkeleri daha geniş bir toplumsal tabana anlatma çabasıdır.

Nereden mi biliyorum; 69 yaşımdayım. Bu ülkedeki değişim ve krizlerin hepsini yaşadım. Köylü, kentli, eğitimli eğitimsiz, yoksul varsıl kendisini CHP’li olarak tanımlayan binlerce insan tanıdım. Sanmayın ki bu insanlar benim kuşağımdan. Çoğu genç insanlar. Ortak hassaiyetleri Atatürk, laiklik, modernleşme, kadının toplumdaki yeri, çevre ve doğa. Beklentileri adil bir yargı sistemi, huzur ve eşit bölüşüm. Emin olun CHP çizgiden çıksa bile bu insanlar CHP’yi çizgisine oturtur.

Artık köprüden önce son çıkıştayız. AKP rejimi demokratik seçimler yoluyla tasfiye edilemezse kimi eleştirirseniz eleştirin. Geçmiş olsun.

CHP iktidara gelmek ve öncelikle ucube tek adam sistemini değiştirmek aynı aciliyette yargıdaki militan hakim ve yargıçları değiştirmek zorundadır.

Gün akıllı ve sağduyulu olmak günüdür.

Saygılarımla