Kukla İlçe Başkanlığı Sorunu

Hüseyin Asar/Aydın – Siyasetin en temel dayanağı, tabanın iradesidir. Ancak bugün birçok partinin ilçe örgütlerinde bu iradenin sağlıklı şekilde tecelli etmediğini görmek zor değil. Demokratik işleyişten uzaklaşan seçim süreçleri, beraberinde ciddi bir yönetim krizini de getiriyor.
Ne yazık ki bazı ilçe örgütleri; partinin çıkarlarını önceleyen kadrolar tarafından değil, perde arkasından yönlendirmek isteyen dar bir çevrenin tercihleri doğrultusunda şekilleniyor. Bu anlayışın sonucu olarak ortaya çıkan tablo ise düşündürücüdür: İlçe başkanı mı, yoksa birilerinin talimatıyla hareket eden bir görevli mi olduğu belirsiz yöneticiler mi?
Daha da vahimi, bazı isimlerin adeta “uzaktan kumandalı” bir anlayışla hareket etmesidir. Oysa siyaset, irade işidir; karakter işidir. Buradan açıkça sormak gerekir: Bu yöneticiler gerçekten partileri, kentleri ve halk için mi çalışıyor? Yoksa birilerine hoş görünmek, kariyer basamaklarını hızla tırmanmak için mi bu görevleri yürütüyorlar?
Bu tablo yalnızca partilere değil, doğrudan halka zarar vermektedir. Çünkü güven duygusu zedelendiğinde, vatandaş siyasetten uzaklaşır. “Hepsi aynı” düşüncesi yaygınlaşır. Bu da demokrasinin en büyük kaybıdır. Ne acıdır ki, örgütleri perde arkasından kontrol etmeye çalışanlar, kendi çıkarlarını her şeyin üzerinde tutarak bu düzenin devamını sağlamaya çalışmaktadır.

Oysa partilerin içinde; dürüstlüğüyle, geçmişinin temizliğiyle, onuruyla görev yapan, gerçekten halk için çalışan çok sayıda insan vardır. Fakat çoğu zaman bu isimlerin değeri bilinmez, sesi duyulmaz. Siyasetin asıl gücü olması gereken bu insanlar geri planda bırakılır.
Unutulmamalıdır ki, iradesini başkasına teslim etmiş bir ilçe başkanı seçim kazandıramaz. Kimliği, duruşu ve ideali olmayan yöneticiler, insanları partilerinden uzaklaştırır; siyaseti fırsatçılara teslim eder.
Kukla yöneticilik anlayışı, siyasetin önüne çekilmiş bir el freni gibidir. Sadece partilerin değil, ülkenin de ilerlemesini engeller. İlçe başkanları; bir belediye başkanının ya da bir milletvekilinin gölgesinde değil, partinin ilkeleri doğrultusunda, kendi iradeleriyle hareket etmelidir.

Çünkü siyaset; makam değil, sorumluluktur. Ve bu sorumluluğu taşıyacak olanlar, ancak özgür iradeye, sağlam karaktere ve gerçek bir hizmet anlayışına sahip olanlardır.
“Kötülüğün zaferi için gereken tek şey, iyi insanların hiçbir şey yapmamasıdır.” ( Edmund Burke)
















































