Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

Okuyan’dan NATO Zirvesi sonrası sert mesajlar: “Türkiye yeni ve tehlikeli bir sürece sürükleniyor”

Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, Ankara’da 7-8 Temmuz tarihlerinde düzenlenen 36. NATO Zirvesi’nin ardından İzmir Konak Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen “Yaşasın Yaşam, Bağımsızlık ve Sosyalizm” başlıklı etkinlikte dikkat çeken açıklamalarda bulundu. NATO’nun tarihsel rolünden Türkiye’nin dış politikasına, savunma sanayisinden bölgesel gelişmelere kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulunan Okuyan, zirvenin Türkiye açısından yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu savundu.

Konuşmasına NATO’nun kuruluş sürecini değerlendirerek başlayan Okuyan, ittifakın 1949 yılında Sovyetler Birliği’nin güçlenmesini engellemek, komünizme karşı mücadele etmek ve ABD öncülüğündeki uluslararası düzeni korumak amacıyla kurulduğunu öne sürdü. NATO’nun yalnızca askeri bir ittifak olmadığını dile getiren Okuyan, örgütün tarih boyunca darbeler, provokasyonlar ve çeşitli müdahalelerde rol oynadığını iddia etti.
NATO’yu “çok uluslu tekellerin uluslararası sınıfsal bir diktatörlük aygıtı” olarak nitelendiren Okuyan, günümüzde ittifakın temel stratejisinin Rusya’yı sınırlandırmak ve Çin’i çevrelemek olduğunu ileri sürdü. Avrupa’da hızlanan silahlanmanın ekonomik ve siyasi sonuçlarına dikkat çeken Okuyan, savaş ekonomisinin kapitalist sistem için yeni bir büyüme alanı olarak görüldüğünü savundu.

“Ankara Zirvesi Türkiye ile NATO arasında yeni bir dönemi başlattı”

  1. NATO Zirvesi’nin sıradan bir diplomatik toplantı olmadığını belirten Okuyan, zirvenin Türkiye’nin NATO içindeki rolünü yeniden şekillendirdiğini öne sürdü.
“Türkiye ile NATO arasında adeta bir nikâh tazelendi” diyen Okuyan, zirvenin ardından alınan kararların önümüzdeki dönemde Türkiye’nin dış politikası ve güvenlik stratejisine doğrudan yansıyacağını ifade etti.

Baltık ve Karadeniz vurgusu

Konuşmasında Baltık bölgesindeki NATO görevlerine de değinen Okuyan, Türk Hava Kuvvetleri’nin bölgede üstleneceği görevlerin Türkiye’yi olası uluslararası gerilimlerin tarafı haline getirebileceğini iddia etti.
Karadeniz ve Türk Boğazları konusunda da değerlendirmelerde bulunan Okuyan, NATO bünyesinde kurulacağı belirtilen yeni karargâhların Türkiye’nin bölgedeki konumunu değiştireceğini savundu. Bu gelişmelerin Türkiye’nin egemenlik hakları açısından tartışılması gerektiğini dile getirdi.

“Savunma sanayisi zirvenin öne çıkan başlıklarından biri oldu”

Türkiye’nin savunma sanayisindeki gelişmelere de değinen Okuyan, özellikle insansız hava araçları üretimindeki büyümeye dikkat çekti.
Ankara’daki zirvenin aynı zamanda Türkiye’de üretilen savunma sistemlerinin NATO ülkelerine tanıtıldığı bir platform niteliği taşıdığını öne süren Okuyan, “Bu zirve, Türkiye’deki silah endüstrisinin kendisini NATO’ya pazarlama zirvesiydi.” ifadelerini kullandı.
Savunma sanayisindeki büyümenin yeni ekonomik ve siyasi sonuçlar doğuracağını savunan Okuyan, Avrupa’da artan silahlanmanın dünyayı daha büyük çatışmalara sürüklediğini iddia etti.

“NATO’nun faturası halka çıkıyor”

Savaş politikalarının yalnızca dış politikayı ilgilendirmediğini söyleyen Okuyan, artan savunma harcamalarının ekonomik yükünün toplum tarafından ödendiğini ileri sürdü.
Hayat pahalılığı, yoksulluk ve ekonomik sorunlarla NATO politikaları arasında doğrudan ilişki bulunduğunu savunan Okuyan, dış politika ile iç politikanın birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini ifade etti.

“Çözüm örgütlü mücadele”

Konuşmasının sonunda Türkiye Komünist Partisi’nin NATO karşıtı mücadelesini sürdüreceğini belirten Okuyan, toplumsal değişimin bireysel kahramanlıklarla değil, örgütlü halk mücadelesiyle mümkün olacağını söyledi.
Okuyan, halkın örgütlenmesi halinde hem savaş politikalarına hem de ekonomik sorunlara karşı güçlü bir toplumsal irade oluşturulabileceğini savunarak, TKP’nin bu doğrultudaki çalışmalarına devam edeceğini ifade etti.
Etkinlik, katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi.