Çocuklara Verilen Bir Bayram Değil, Büyüklerden Alınan Bir Egemenliktir 23 Nisan

23 Nisan, çocuklara hediye edilmiş masum bir gün değildir. Aslında o gün, egemenliğin büyüklerin elinden çekilip alınarak geleceğe, yani çocuklara devredildiği tarihsel bir kırılmadır.
Her yıl 23 Nisan geldiğinde, büyükler çocuklara bakar…
Süslenmiş kürsüler, şiir okuyan minikler, temsili koltuklar…
Ve biz buna “bayram” deriz.
Oysa 23 Nisan bir bayramdan çok, bir hesap günüdür.
Çünkü 23 Nisan 1920, sadece bir meclisin açıldığı tarih değildir. O gün, “egemenlik” kelimesi tahtından indirilmiş, sarayların dilinden koparılmış ve halkın yüreğine bırakılmıştır.
Ama asıl soru şu:
Halktan çocuklara emanet edilen bu egemenlik, bugün gerçekten onların mı?
Yoksa biz hâlâ çocuklara sadece sahte bir “temsiliyet” mi sunuyoruz?
Çocuklara bir günlüğüne koltuk verip, 364 gün onların geleceğini başkalarının kararlarına mı bırakıyoruz?

23 Nisan’ın en rahatsız edici gerçeği burada başlar.
Çünkü bu bayram, çocukları sevdiğimizi gösterdiğimiz bir gün değil;
onların yarınlarını ne kadar ipotek altına aldığımızı hatırlatan bir gündür.
Bugün bir çocuğun hayali ne kadar özgürse, bir ülkenin egemenliği de o kadar gerçektir.
Ama soralım:
Bir çocuğun hayali bugün ne kadar özgür?
Sınavlara sıkıştırılmış, korkularla terbiye edilmiş, “sus” ile büyütülmüş bir çocuk…
Gerçekten egemenliğin sahibi olabilir mi?
Egemenlik, sadece bir siyasi kavram değildir.
Egemenlik, düşünme hakkıdır.
Egemenlik, soru sorma cesaretidir.
Egemenlik, itiraz edebilme özgürlüğüdür.
Eğer bir çocuk “neden?” diye sorduğunda susturuluyorsa,
orada egemenlik yoktur.
Eğer bir çocuk korkmadan hayal kuramıyorsa,
orada bayram yoktur.
Ve eğer bir çocuk, büyüdüğünde kendisi olamayacaksa…
orada 23 Nisan sadece bir törenden ibarettir.
Belki de bu yüzden 23 Nisan, çocuklardan çok büyükleri ilgilendirir.
Çünkü bu gün, bize şunu sorar:
“Emaneti gerçekten koruyor musunuz?”
Egemenlik, bir kez kazanılıp duvara asılacak bir madalya değildir.
Egemenlik, her kuşakta yeniden inşa edilmesi gereken bir bilinçtir.
Ve çocuklar…
Onlar sadece geleceğimiz değil;
bizim bugünkü sınavımızdır.
23 Nisan’ı kutlamak kolaydır.
Ama 23 Nisan’a layık olmak…
İşte o zor.
















































