SİYASETTE DİLİN ÇÜRÜMESİ VE KILIÇDAROĞLU ÜZERİNDEN BİR SINAV

“ŞİDDETLE KINIYORUZ. “
Siyaset, fikirle yapılır; hakaretle değil. “Kılıç artığı” gibi ifadeler yalnızca bir kişiyi değil, toplumsal vicdanı hedef alır. Bu dilin karşısında durmak, demokrasiyi savunmaktır.
Türkiye’de siyaset uzun zamandır fikirlerin değil, etiketlerin yarıştırıldığı bir alana dönüştürülmek isteniyor. Dün bir başkası için kullanılan ağır sözler, bugün başka bir isim için yeniden servis ediliyor. Şimdi de hedefte Cumhuriyet Halk Partisi’nin önceki dönem Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu var.
“Kılıç artığı” ifadesi…
Söylemesi kolay, yükü ağır bir söz.
Bu ifade, sadece bir siyasetçiye yönelik hakaret değildir. Aynı zamanda, farklı düşünenleri değersizleştiren, ötekileştiren ve kamusal tartışmayı zehirleyen bir zihniyetin dışavurumudur. Siyaseti bir hesaplaşma alanına indirger, toplumu ise karşıt kamplara hapseder.

Oysa siyasetçinin eleştirisi yapılır; politikaları sorgulanır, hataları konuşulur. Ama bu eleştiri, insan onurunu hedef alan bir dile dönüştüğünde artık siyaset olmaktan çıkar, doğrudan toplumsal barışı hedef alan bir eyleme dönüşür.
Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin yakın siyasi tarihinde önemli bir figürdür. Onunla aynı fikirde olunabilir ya da olunmayabilir. Ancak demokratik siyasetin gereği, farklı görüşlerin saygı çerçevesinde tartışılabilmesidir. Bugün Kılıçdaroğlu’na yöneltilen bu dil, yarın başka bir siyasetçiye, öbür gün sıradan bir yurttaşa yönelir. Bu nedenle mesele bir kişi meselesi değildir; mesele, hangi dilin bu ülkeye hakim olacağı meselesidir.
“Andımız” tartışmaları üzerinden yürütülen söylemler de bu çürümüş dilin bir parçası haline getirilmeye çalışılıyor. Oysa Türkiye’nin ihtiyacı, geçmişi sloganlarla değil, akıl ve sağduyu ile tartışabilmektir. Bir kişinin ya da bir siyasi görüşün üzerinden toplumun değerleriyle hesaplaşmak, çözüm üretmez; yalnızca yeni fay hatları oluşturur.
Egeden Medya Haber olarak bizler, bu dili reddediyoruz. Çünkü biliyoruz ki, siyaset ne kadar sert olursa olsun, insan onuru kırmızı çizgidir.
Bugün bir siyasetçi için kullanılan aşağılayıcı bir ifade karşısında sessiz kalmak, yarın aynı dilin herkes için meşrulaşmasına zemin hazırlamaktır.
Bu yüzden açıkça söylüyoruz:
Eleştiri haktır.
Hakaret ise acizliktir.
Ve demokrasi, ancak bu ikisini ayırt edebildiğimiz gün güçlenecektir.
EGEDEN MEDYA HABER












































