Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

KAPI KAPANMADI… BİZ İÇERİDE KALDIK!

Kadir İnanır’ın Ardından Bir Vicdan Muhasebesi

Ekrem Örsoğlu
Egeden Medya Haber Genel Yayın Yönetmeni

Bazı insanlar öldüğünde yalnızca bir cenaze kaldırılmaz…

Bir dönemin sesi susar… Bir vicdan toprağa verilir… Bir millet, aynaya baktığında kendi yüzünden bir parçanın eksildiğini hisseder.
İşte Kadir İnanır’ın ardından hissettiğim duygu tam da budur.
Dün, Türk sinemasının büyük ustalarından birini kaybettik. Ancak kaybettiğimiz sadece güçlü bir oyuncu değildi. O, Anadolu’nun onurunu, emeğini, direncini ve insan sevgisini beyaz perdeye taşıyan son büyük sanatçılardan biriydi.
Onun ardından yıllardır izlemeyi ertelediğim “Kapı” filmini seyrettim.
Film sona erdiğinde anladım ki, aslında izlediğim yalnızca bir sinema eseri değildi.
Bu ülkenin kaybolan hafızasını izliyordum.
Berlin’den Mardin’e uzanan yolculuk, aslında yıllardır kendi geçmişinden uzaklaşan Türkiye’nin hikâyesiydi.
Taş evlerin arasında yankılanan sessizlik, yalnızca bir Süryani ailenin dramını anlatmıyordu.
O sessizlik; unutulan dillerin, terk edilen köylerin, kapanan kiliselerin, yıkılan komşulukların ve birlikte yaşama kültürünün sessiz çığlığıydı.
Bugün dünyanın birçok ülkesi kültürel mirasını korumak için milyarlar harcıyor.
Biz ise yüzyıllarca aynı sofrayı paylaştığımız medeniyetlerin izlerini göz göre göre kaybettik.
“Kapı” tam da bunu anlatıyor.
Mardin’in kadim taşları, Midyat’ın dar sokakları, Savur’un tarih kokan evleri ve Killit’in sessizliği yalnızca dekor değildir.
Onlar bu coğrafyanın hafızasıdır.
Kadir İnanır ise o hafızanın önünde duran son nöbetçilerden biridir.
O rol yapmıyor…
Yaşıyor.
Bakışıyla konuşuyor.
Sessizliğiyle haykırıyor.
Belki de bu yüzden milyonlarca insan onu sadece büyük bir oyuncu olarak değil, güven veren bir yüz olarak hafızasına kazıdı.
Çünkü sanat, yalnızca alkış almak değildir.
Sanat; insana kendisini hatırlatmaktır.
Kadir İnanır bunu başardı.
Yıllar boyunca canlandırdığı karakterlerde adaleti, emeği, onuru ve insan olmanın ağırlığını taşıdı.
Hayatında da aynı duruşu sergiledi.
Hiçbir zaman kolay olanı seçmedi.
Toplumun vicdanına dokunmayı tercih etti.
Bugün geriye dönüp baktığımızda görüyoruz ki; filmler değişti, salonlar değişti, seyir alışkanlıkları değişti…
Ama Kadir İnanır’ın temsil ettiği değerler değişmedi.
Çünkü dürüstlük modası geçmeyen tek erdemdir.
“Kapı” filmini izlerken bir başka gerçekle daha yüzleştim.
Aslında kapısı kapanan bir ev değildi.
Kapısı kapanan; birbirini anlayan insanların dünyasıydı.
Kaybettiğimiz yalnızca taş binalar değil…
Birlikte yaşama kültürüydü.
Komşuluktu.
Vefaydı.
Hatırdı.
Merhametti.
Ve belki de en acısı…
Barış umuduydu.
Bugün Kadir İnanır’ı uğurlarken, onu yalnızca filmleriyle anmak eksik kalır.
Onu yaşatacak olan; savunduğu insani değerleri yaşatabilmektir.
Çünkü sanatçı ölür…
Sanat kalır.
İnsan gider…
Vicdan kalır.
Beden toprağa döner…
Ama fikirler yaşamaya devam eder.
Bir dostumun gönderdiği tek cümle, bütün bu yazının özeti gibiydi:
“Barışı düşleyenler ölümsüzdür.”
Evet…
Bu söz en çok Kadir İnanır’a yakışıyor.
Ben onu “Kapı” filmiyle uğurladım.
İzlemeyen herkese de tavsiye ederim.
Belki o kapıdan geçerken yalnızca bir filmi değil; bu ülkenin unutmaya yüz tuttuğu ortak hafızasını, kültürel zenginliğini ve insanlığını da yeniden hatırlarsınız.
Çünkü bazı filmler izlenmez…
Yaşanır.
Bazı insanlar unutulmaz…
Onlar, bir milletin vicdanında yaşamaya devam eder.

Huzur içinde uyu büyük usta…

Barışı düşleyenler gerçekten ölümsüzdür.