Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

SİYASAL ÇÜRÜME VE TÜRKİYE

EM. DZ. ALB. TEMEL ERSOY

Siyasal çürüme (political decay), bir devletin siyasal kurumlarının toplumun ihtiyaçlarına cevap verme, hukuk üretme, hesap verme ve meşruiyet sağlama kapasitesini kaybetmesi sürecidir. En basit ifadeyle, kurumların kişilere bağımlı hâle gelmesi ve kuralların yerini ilişkilerin almasıdır.

Bu kavramı özellikle “Medeniyetler Çatışması” tezinin de fikir babası olan siyaset bilimci Samuel Huntington geliştirmiştir. Huntington’a göre siyasal çürüme, toplumun ekonomik ve sosyal olarak değişim hızının, siyasal kurumların uyum sağlama hızını aşmasıyla ortaya çıkar.

Siyasal çürümenin temel belirtileri

Bir ülkede aşağıdaki eğilimler arttıkça siyasal çürüme riskinin yükseldiği düşünülür:

1\. Kurumsallaşmanın zayıflaması

Kuralların değil kişilerin belirleyici olması, devlet kurumlarının sık sık yeniden şekillendirilmesi ve liyakat yerine sadakatin esas alınması.

2\. Yolsuzluğun yaygınlaşması

Kamu kaynaklarının siyasi amaçlarla kullanılması, kayırmacılık ve patronaj ağlarının güçlenmesi, ihale ve kamu harcamalarının şeffaf olmaması.

3\. Hukukun üstünlüğünde gerileme

Mahkemelerin bağımsızlığına dair tartışmalar, kanunların herkes için eşit uygulanmaması algısı ve idarenin yargı denetiminden uzaklaşması.

4\. Hesap verebilirlik eksikliği

Parlamento denetiminin zayıflaması, medyanın denetim kapasitesinin azalması ve kamu görevlilerinin yaptırımdan korunması.

Siyasal çürüme nasıl ölçülür?

Tek bir ölçü yoktur. Siyaset bilimciler, birkaç göstergenin birlikte incelenmesini önerir.

1\. Hukukun Üstünlüğü Endeksi

World Justice Project tarafından hazırlanır.

Ölçülen başlıca alanlar şunlardır: hükümet gücünün sınırlandırılması, yolsuzluğun kontrolü, temel haklar, açık ve şeffaf yönetim ile ceza ve medeni adalet sistemi.

Türkiye, 2024 endeksinde 142 ülke arasında 117. sırada yer almıştır.

2\. Yolsuzluk Algı Endeksi

Transparency International tarafından hazırlanır.

2024 verilerine göre Türkiye, 31/100 puanla 182 ülke arasında 124. sırada yer almıştır.

Bu skor, OECD ve AB ortalamalarının belirgin biçimde altındadır.

3\. Demokrasi ve Kurumsal Kalite Endeksleri

V-Dem gibi kuruluşlar; seçim kalitesi, yargı bağımsızlığı, medya özgürlüğü, sivil toplumun durumu ve kuvvetler ayrılığı gibi alanları ölçmektedir. Türkiye, son yıllarda birçok uluslararası çalışmada “demokratik gerileme” veya “otoriterleşme” tartışmalarının içinde yer almıştır.

Türkiye’de siyasal çürüme hangi alanlarda tartışılıyor?

Burada önemli bir ayrım yapmak gerekir: “Türkiye siyasal olarak çökmüştür” demek başka şeydir, “Türkiye’de siyasal çürüme belirtileri vardır” demek başka şeydir.

Siyaset bilimi açısından ikinci ifade daha analitiktir.

1\. Kurumsal merkezileşme

Özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi sonrasında; karar alma süreçlerinin merkezileştiği, bürokratik özerkliğin azaldığı ve parlamentonun etkisinin göreli olarak gerilediği yönünde akademik tartışmalar bulunmaktadır.

Destekleyenler ise bunun karar alma hızını artırdığını savunmaktadır.

2\. Liyakat ve kadrolaşma tartışmaları

Siyasal çürümenin klasik göstergelerinden biri budur.

Eleştiriler; kamu atamalarında siyasi yakınlığın etkisi ve üst düzey bürokratik görevlerde sık değişiklikler yaşanması üzerinde yoğunlaşmaktadır.

Bu konu yalnızca Türkiye’ye özgü değildir; birçok gelişmekte olan ülkede siyasal çürüme tartışmalarının merkezindedir.

3\. Yargı bağımsızlığı konusundaki tartışmalar

Hem yerli hem uluslararası raporlarda; hâkim ve savcıların bağımsızlığı, siyasi davaların algısı ve yargıya güven düzeyi üzerinde yoğun tartışmalar vardır.

Siyasal çürüme kuramında yargı bağımsızlığının aşınması en önemli göstergelerden biridir.

4\. Kutuplaşma

Türkiye’nin belki de en önemli siyasal sorunu budur.

Siyasal çürümenin ileri evrelerinde muhalefet, “meşru rakip” olarak değil, “varoluşsal tehdit” olarak görülmeye başlanır.

Kutuplaşma arttıkça uzlaşma kültürü azalır, kurumlara güven düşer ve devletin tarafsızlığı tartışmalı hâle gelir.

5\. Kamu kaynaklarının siyasi mücadele içinde kullanıldığı algısı

Muhalefet partileri ve bazı uluslararası kuruluşlar; kamu ihaleleri, belediyeler arası kaynak dağılımı, kamu bankaları ve devlet medyası gibi alanlarda eşitsizlikler olduğunu ileri sürmektedir.

Bunlar, siyasal çürüme literatüründe “patronaj sistemi” başlığı altında incelenir.

Türkiye’nin durumu nasıl özetlenebilir?

Siyaset bilimi açısından Türkiye için üç tespit yapılabilir:

1\. Devlet kapasitesi hâlâ yüksektir

Çürümenin ileri aşamalarındaki ülkelerde görülen vergi toplayamama, sınırları kontrol edememe ve güvenlik sağlayamama gibi sorunlar Türkiye’de yoktur.

Bu nedenle Türkiye; Haiti, Somali ve Libya tipi bir siyasal çöküş yaşamamaktadır.

2\. Kurumsal kalite konusunda gerileme tartışmaları vardır

Özellikle hukuk devleti, yargı bağımsızlığı, şeffaflık ve liyakat alanlarında uluslararası göstergeler, Türkiye’nin son yıllarda gerilediğini göstermektedir.

3\. En büyük risk kutuplaşma ve kurumsal aşınmadır

Siyasal çürümenin Türkiye’deki en belirgin biçimi, birçok uzmana göre yolsuzluktan bile önce; kurumların kişiselleşmesi, kuvvetler ayrılığının zayıflaması, devlet ile iktidarın özdeşleşmesi algısı ve siyasi kutuplaşmanın kalıcı hâle gelmesi şeklinde ortaya çıkmaktadır.

Kısa sonuç

Türkiye, siyaset bilimi ölçütleri açısından “başarısız devlet” veya “çökmüş devlet” kategorisinde değildir. Ancak uluslararası hukuk devleti, şeffaflık ve demokrasi göstergelerinde son yıllarda ortaya çıkan gerilemeler nedeniyle birçok akademisyen tarafından “kurumsal aşınma yaşayan ve siyasal çürüme belirtileri gösteren bir ülke” olarak değerlendirilmektedir.