KUŞADASI ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ (ADD) BASIN AÇIKLAMASI
Kuşadası ADD Başkomutanlık meydan muharebesinin 101 yılında basın açıklaması yayınladı

ADD KUŞADASI BASIN AÇIKLAMASI:
Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin 101. Yılı 15 Eylül 1921 tarihinden geçerli olmak üzere, seferberlik ilan edildi. Üç kura birden askere alındı. Silah altına alınan yeni askerlerle ordunun insan gücü artırıldı. Emperyalizme karşı, doğal müttefikimiz Sovyetler’den alınan silah, mühimmat ve ekonomik destek ordumuzu güçlendirdi. Fransa ile yaptığımız Ankara Antlaşması ile onlardan da önemli oranda silah ve mühimmat desteği sağlandı.İngiliz emperyalizminin ve onları destekleyen Fransız ve İtalyan emperyalistlerinin maşası Yunanlılara karşı askeri hazırlıklar ilerledi.

Büyük Taarruz hazırlıkları, Haziran 1922’de başlatıldı. 6 Ağustos 1922’de Orduya gizli bir yazıyla taarruz hazırlığı emri verildi. Başkomutan Mareşal Gazi Mustafa Kemal’in bir taraftan Ankara’da elçilere bir çay ziyafeti vereceği duyuruldu. Ancak Mareşal Gazi Mustafa Kemal, kimseye sezdirmeden Akşehir’de cepheye gitti. Hazırlıkları yerinde inceledi. Düşmana taarruz günü 26 Ağustos olarak belirlendi. Ordu birliklerimiz geceleri yürütülerek ve toplarımız taşınarak, düşmanın kuşatılması sağlandı. Ordumuzun saldırısı, Afyon’un güneyinden bir baskın şeklinde başlayacak ve sonunda meydan savaşına dönüştürülecek ve düşman tümüyle yok edilecekti. Düşman insan gücü ve teknik donanım bakımından bizden üstündü.Cephe, düşman tarafından tel örgülerle çevrilmiş, toplarla takviye edilmişti.Uçak ve kamyon bakımından da üstünlük onlardaydı. Türk ordusu, kağnısıyla, az sayıdaki uçağıyla vatanına saldıran düşmanı, yurtseverlik bilinciyle yurdundan kovmaya çalışıyordu. Yabancılar, Yunanlıların yaptığı tahkimatın altı aydan önce alınamayacağı hesabını yapıyordu.
Taarruz26Ağustossabahısaat5.30’da başladı. Yarım saat süren topçu atışı sonunda, düşmanın önemli mevzileri çökertildi.Altı ayda alınamaz denen yerler beş gün içinde ele geçirildi.Bu süre içinde kaçan düşmanla şiddetli çarpışmalar yaşandı. Düşman meydan savaşına zorlandı. 30 Ağustos 1922’de akşam saatlerine kadar süren ve Başkomutanlık Meydan Savaşı adını verdiğimiz savaşta, emperyalizmin maşası Yunan güçleri, büyük bir yenilgiye uğradılar. İzmir’e doğru kaçan Yunan güçleri, geçtiği her tarafı yakıp yıktı ve insanlarımızı öldürerek katliam yaptı.Yunan Ordusu Başkomutanı Tirikopis ve arkadaşları Uşak’ta ele geçirildi ve esir edildi. Türk Orduları Başkomutanı Mareşal Gazi Mustafa Kemal’in “Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir ileri!” emriyle düşmanı kovalayan Türk Ordusu, 9 Eylül 1922 günü, İzmir’e girdi ve düşmanı denize döktü. Yunan Ordusu, emperyalist emellerle güzel yurdumuza saldırdığı bu savaşta 130 bin insanını kaybetti. Biz de her biri cihana değer 12500 yiğidimizi kaybettik. Sonunda dört yıl süren Kurtuluş Savaşımızı kazandık. Emperyalizmi yendik. Düşmanla işbirliği yapan padişah ve yerli işbirlikçilerini başımızdan attık.
26 Ağustos Büyük Taarruz ve 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 101. yılını gururla kutluyoruz. 30 Ağustos tarihi aynı zamanda, Ulusumuzun göz bebeği Ordumuzun Silahlı Kuvvetler Günü’dür. Halkımızın hem Zafer Bayramı’nı hem de Silahlı Kuvvetler Günü’nü kutluyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bağımsızlığının, yurt bütünlüğünün sağlanmasında, başta Devletimizin kurucusu ve yurdumuzun kurtarıcısı, Mareşal Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşları olmak üzere,yurdumuzun kurtarılmasında ve bağımsızlığının sürdürülmesinde canlarını veren şehitlerimizi, kanlarını akıtan gazilerimizi saygı, sevgi ve minnet duygularımızla anıyoruz.
Bu önemli bayramı, büyük şair Nazım Hikmet’in Kuvayi Milliye Destanı adlı şiirinden bir bölümle selamlıyoruz.
Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu./ Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle parlaktılar ki,
Şayak kalpaklı adam/ Nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden /Güzel, rahat günlere inanıyordu/Ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki/Mavzerin yanında
Birden bire beş adım sağında O’nu gördü/Paşalar O’nun arkasındaydılar/ O saati sordu. Paşalar” üç” dediler./Sarışın bir kurda benziyordu/ Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı./Yürüdü uçurumun başına kadar/Eğildi, durdu/Bıraksalar ince uzun bacakları üstünde/ Yaylanarak ve karanlıktan akan bir yıldız gibi kayarak/ Afyon Ovası’na atlayacaktı.














































