Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

ANAYASA’NIN 79. MADDESİ ÇİĞNENİRSE, SİYASETİN MEŞRUİYETİ AYAKTA KALABİLİR Mİ?

Türkiye bugün yalnızca bir parti içi tartışmayı değil, devlet düzeninin temel direklerinden biri olan “seçim hukukunun sınırlarını” tartışıyor.
Ve mesele artık CHP’nin kurultayı olmaktan çıkmış durumda…
Asıl mesele şudur:
Bir mahkeme, seçim kurullarının gözetiminde yapılmış bir siyasi parti kurultayını “mutlak butlan” gerekçesiyle yok sayabilir mi?
İşte Türkiye’nin önüne bırakılan mayın tam da budur.
Çünkü Anayasa’nın 79. maddesi açıkça der ki:
Seçimlerin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkisindedir.
Burada kritik soru şudur:
Siyasi partilerin kurultayları bir seçim midir, değil midir?
Eğer cevap “evet” ise, o zaman mesele artık sıradan bir hukuk davası değildir.
O zaman konu doğrudan anayasal güvence alanına girer.
Çünkü siyasi partiler bu ülkenin demokratik omurgasıdır.
Kurultaylar ise o omurganın sandığıdır.
Delegeler oy kullanır.
Adaylar yarışır.
Sonuç ilan edilir.
Mazbata düzenlenir.
İtiraz mekanizması işler.
Yani ortada tam anlamıyla bir seçim vardır.
Şimdi sorulması gereken soru şudur:
YSK ve seçim kurulları denetiminde yapılmış bir sürecin üzerinden aylar geçtikten sonra bir mahkeme çıkıp “bu kurultay yok hükmündedir” derse, yarın hangi seçim güven içinde kalacaktır?
Bugün kurultay tartışması üzerinden açılan kapı, yarın belediye seçimlerine, parti kongrelerine, hatta milletvekili seçimlerine kadar uzanabilecek tehlikeli bir emsal doğurmaz mı?
İşte hukuk dünyasının büyük bölümü tam da bu nedenle alarm veriyor.
Çünkü burada yalnızca bir parti meselesi yok…
Burada:
  • seçim hukukunun sınırları,
  • yargının yetki alanı,
  • anayasal kurumların görev paylaşımı,
  • ve demokratik meşruiyet tartışılıyor.
Türkiye’de seçimlerin nihai hakemi YSK’dır.
Bu düzenleme boşuna yapılmamıştır.
Çünkü seçim sonuçlarının sürekli mahkemeler eliyle tartışmaya açıldığı ülkelerde demokrasi ayakta kalamaz.
Sandığın kesinliği kaybolursa, siyaset de çöker.
Bugün Türkiye’nin önündeki tehlike tam da budur.
Elbette hukuksuzluk iddiaları araştırılmalıdır.
Elbette şaibe varsa incelenmelidir.
Kimse hukuk denetiminin dışında değildir.
Ancak hukuk devleti ile “yargı üzerinden siyasi sonuç üretme” arasındaki çizgi de son derece hassastır.
Çünkü mahkemeler siyasi rekabetin yerine geçmeye başladığı anda, sandığın anlamı zayıflar.
Demokrasi yalnızca oy vermek değildir.
Demokrasi, verilen oyun sonucuna herkesin güvenmesidir.
İşte Anayasa’nın 79. maddesi bu güvenin sigortasıdır.
Bugün asıl tartışılması gereken soru şudur:
Türkiye’de seçimlerin nihai sahibi sandık mı olacak, yoksa seçimden sonra devreye giren hukuk yorumları mı?
Eğer bu çizgi dikkatle korunmazsa, mesele yalnızca CHP’nin meselesi olarak kalmaz.
O zaman Türkiye’de hiçbir siyasi sonuç tartışmasız hale gelemez.
Ve o gün geldiğinde kaybeden yalnızca partiler değil, doğrudan doğruya demokrasinin kendisi olur.

Ekrem Örsoğlu
Egeden Medya Haber – Genel Yayın Yönetmeni