Sanat Yoksunu mu Oluyoruz?

1950 sonrası başlayan eğitim sisteminin Amerikan etkisinde kalmasının olumsuz sonuçlarının etkisi giderek artmaktadır. Bu artış 12 Eylül Darbesi ve Akp iktidarı ile maksimum düzeye erişmiştir. Eğitim sisteminin çıktıları olan öğrenciler artık duyarsız, beceriksiz ve çoğunlukla niteliksiz olmaktadır.
El becerisinden sanat duyarlılığına, beden eğitiminden okuduğunu anlamaya kadar bir çok kriterde gerilemenin sonucu toplumda olumsuz etkiler doğurmaktadır.
Olaya bir örnekten bakalım.
Ülkemizde Sanat Tarihi dersi lise müfredatında yer alıyordu. 1991 yılında Sanat Tarihi dersinin öğretim programı yenilendi; 1996 yılında ise Sanat Tarihi, birçok lise programında zorunlu ders olmaktan çıkarılarak seçmeli ders durumuna getirildi. Bu nedenle birçok öğrenci artık bu dersi almamaya başladı. Sonraki yıllarda yapılan müfredat değişiklikleriyle dersin okutulduğu okul türleri ve haftalık ders saati değişti. Eskiden zorunlu olan Sanat Tarihi dersi artık çok az okulda ve seçmeli olarak okutuluyor. Sanat Tarihi okuyan öğrenci sayısı ise toplam öğrenci sayısının çok küçük bir kısmını oluşturuyor.
Öğrenciler Sanat Tarihi okumasa ne olur? Açıklayalım.
Okullarda sanat tarihi dersinin okutulması, yalnızca öğrencilere geçmişte üretilmiş sanat eserlerini tanıtmak anlamına gelmez. Sanat tarihi; estetik düşünceyi, kültürel mirası, eleştirel bakışı ve medeniyetlerin gelişimini anlamayı sağlayan disiplinler arası bir eğitim alanıdır.
Bir milletin tarihi yalnızca savaşlardan ve siyasi olaylardan oluşmaz. Mimari, resim, heykel, müzik ve el sanatları da o toplumun hafızasının önemli parçalarıdır. Sanat tarihi eğitimi sayesinde öğrenciler kendi kültürel miraslarını tanır, geçmişleriyle bağ kurar ve yaşadıkları coğrafyanın değerlerini daha bilinçli şekilde sahiplenirler.
Sanat tarihi, öğrencilerin “Güzel” kavramını sorgulamalarını sağlar. Böylece bireyler yalnızca tüketen değil, estetik değerleri değerlendirebilen, çevresindeki mimariyi, sanatı ve tasarımı bilinçli şekilde yorumlayabilen bireyler durumuna gelir.
Bir sanat eserini incelemek; gözlem yapmayı, analiz etmeyi, sembolleri çözümlemeyi ve farklı yorumlar geliştirmeyi gerektirir. Bu süreç, öğrencilerin eleştirel düşünme ve yorumlama becerilerini geliştirir. Sanat tarihi bu yönüyle ezbere değil, sorgulamaya dayalı bir derstir.
Tarih dersleri çoğu zaman savaşlar, antlaşmalar ve siyasi gelişmeler üzerine yoğunlaşır. Sanat tarihi ise aynı dönemin kültürel ve sosyal yönünü gösterir. Bir dönemin mimarisini, resmini veya heykelini inceleyen öğrenci, o çağın yaşam biçimini, inançlarını ve düşünce dünyasını daha iyi kavrar.
Sanat tarihi eğitimi alan bireyler tarihi eserlerin yalnızca eski yapılar olmadığını, geçmişten geleceğe taşınması gereken ortak miras olduğunu öğrenir. Bu bilinç, kaçak kazılar, tarihi eser tahribatı ve kültürel mirasa yönelik ilgisizliğin azaltılmasına katkı sağlar.
Sanat tarihi yalnızca geçmişi öğretmez; geçmişten ilham almayı da öğretir. Farklı sanat akımlarını, teknikleri ve estetik anlayışlarını tanıyan öğrenciler kendi üretimlerinde daha yaratıcı ve özgün fikirler geliştirebilirler.
Sanat tarihi; tarih, coğrafya, felsefe, dinler tarihi, sosyoloji, psikoloji ve edebiyat gibi birçok alanla ilişkilidir. Böylece öğrenciler olaylara tek yönlü değil, çok boyutlu bakmayı öğrenirler.
Kültürel mirasını bilen toplumlar tarihi eserlerini daha iyi korur ve tanıtır. Bu da kültür turizminin gelişmesine katkı sağlar. Sanat tarihi eğitimi, uzun vadede müzecilik, restorasyon, kültürel miras yönetimi ve turizm gibi alanlarda nitelikli insan kaynağı yetişmesine de destek olur.
Öğrenciler yalnızca kendi medeniyetlerinin değil, dünyanın farklı uygarlıklarının sanatını da öğrenir. Bu durum farklı kültürlere saygıyı, hoşgörüyü ve kültürler arası diyaloğu güçlendirir.
Dijital çağda insanlar her gün binlerce görselle karşılaşmaktadır. Sanat tarihi eğitimi alan bireyler görselleri daha bilinçli analiz eder, sembolleri okuyabilir ve görsel manipülasyonlara karşı daha farkındalık sahibi olabilir.
Sanat tarihi dersi, yalnızca sanatçı yetiştirmek için okutulacak bir ders değildir. Asıl amacı; kültürel mirasına sahip çıkan, estetik duyarlılığı gelişmiş, eleştirel düşünebilen, tarihini yalnızca siyasi olaylardan ibaret görmeyen ve yaşadığı çevrenin değerlerini koruyan bilinçli bireyler yetiştirmektir. Günümüzde bilgi kadar kültürün, teknolojinin yanında estetik anlayışın da önem kazandığı düşünüldüğünde, sanat tarihi eğitimi çağdaş eğitim sistemlerinin vazgeçilmez unsurlarından biri olmalıdır.
Şimdi bir durum tespiti yapalım.
Geçtiğimiz hafta sonu Dünya çapında önemli bir yer olan Efes Antik Kentini gezerken her zaman olduğu gibi Türk turistin, özellikle gençlerin neredeyse olmadığını görünce durumu oradaki turist rehberlerine, güvenlik görevlilerine sorduk.
Hepsinin ortak görüşü gençlerin buraya gelmedikleri, bunun sebebinin ise eğitim eksikliği konusunda birleşmeleri oldu. Güvenlik görevlilerinin bizim gençlerimiz konusunda söyledikleri ise daha da ilginçti.
Görevli aynen şunları söyledi;
“Aman gelmesinler. Bizim gençler gelince heykelleri, duvarları çakı ile, anahtar ile kazıyıp zarar veriyorlar. Biz onları takip etmekte zorlanıyoruz. Hiç bir şeyin değerini bilmiyorlar.”
Şimdi bu gençler okulda Sanat Tarihi dersi okumuş, o bilinci edinmiş olsalardı böyle davranır mıydı? İnsanımız bilerek sanattan yoksun mu bırakılmak isteniyor? Karar sizin.
“Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” (Mustafa Kemal Atatürk)
















































