Bu makaleyi dinlemek için tıklayınız.

JAPONYA’DA ÇOCUK EĞİTİMİ

MELAHAT ERTEN TEKEŞİN 
Japonya’da çocukların eğitilmesi ve büyütülmesi çok önem verilen bir konudur. Japonya’da çocuklar, iki yaşından itibaren eğitilmeye başlanıyor.  Sorumluluklar veriliyor ve bu sorumlulukları yerine getirmeleri bekleniyor. Kesinlikle, müdahale etmeden, ne yapacaklarını takip edip seyrediyorlar. Çocukların görevleri yerine  getirmelerini takip ediyorlar. Örneğin çocukları markete gönderme, alışveriş yaptırma, komşuya gönderme, komşudan bir şey alıp getirmesi gibi görevler veriliyor.
Sokak temizliği alışkanlığı kazandırmak adına, çocuğun eline bir torba veriliyor. Önden, gizliden bir kişi, önden ufak çöpler düşürüyor. Çocuk, yerdeki çöpü fark edip elindeki torbaya koyup eve götürmesi sağlanılıyor.
Kırsal kesimde, tarladan çocukları evlerine gönderip su getirme veya ufak görevleri yerine getirme görevleri verebiliyorlar.


Okullardaki  eğitime gelince, okul o çocuklara, gerçekten sonraki hayatlarında, özellikle iş hayatlarında, yabancılık çekmeme adına, öyle eğitimler veriliyor ki Japonya’da özellikle sınıflarını temiz  tutmaları, bizzat çocukların temizlik yapmaları öngörülüyor. Ayrıca okulda birlikte yemek yeme gibi zorunlulukları vardır.
Japonya’da temel okul sistemi:
İlkokul 6 yıl, ortaokul 3 yıl, lise 3 yıl ve üniversite 4 yıl olmak üzere  16 yııllık eğitim sürmekte. Sadece ilkokul ve ortaokul zorunludur. Ancak öğrencilerin yüzde doksan sekizi o liseye devam etmekteler. Öğrenciler, liseye ve üniversiteye girebilmek için sınavlara girmek zorundalar. Bunun dışında, ilkokul, ortaokul ve lisede çocukların sınıflarını geçme sistemi vardır.
Japon çocukları, 6 yaş günlerinden sonra, ilk nisan ayında okullarına başlarlar. Sınıflarında, otuz ya da kırk öğrenci bulunmaktadır. Alıştıkları konular, Japonca, Matematik,Fen Bilimleri, Sosyal Bilimleri, Müzik, El Sanatları, Beden Eğitimi ve Ev Ekonomisi gibi basit yemek pişirme ve dikiş becerilerini öğrendikleri sınıflar bulunmaktadır.
Japon ilkokullarında, sınıflar birçok etkinlik için küçük  takımlara ayrılırlar.
Örneğin, eğitimin bir parçası olarak, öğrenciler her gün bu ekiplerde, okullarının sınıflarını, salonlarını ve bahçelerini temizliyorlar.
Bir çok öğretim okullarında öğrenciler, okul veya yerel bir okul öğle yemeği merkezi tarafından hazırlanan yemekleri birlikte yiyorlar.
Küçük öğrenci grupları, sırayla öğle yemeği servis ediyorlar.

Japonya’da yaramaz öğrencilerin sınıftan gönderilme gibi bir kural yoktur. Öretmenler, yaramaz öğrencileri de eğitmek zorundalar


Okullarda başka ilginç bir sistem de herkesin aynı çeşit yemeği yemeleri. Evlerinden beslenme  çantalarında yiyecek getirmeleri mümkün değildir. Aynı çeşit yemeği aynı süre zarfında yemek zorundalar.
Japon devlet okullarında, yemek satın alabilecekleri kafeterya yoktur.
Yemek sonrası çıkan bulaşıkları da öğrencilerin yıkamaları gerekir.

Japonya’da okullarda temizlik görevlileri veya kapıcılar çalıştırılmazlar. Öğrencilerin temizlik yapmaları istenir. Kampüsün tuvaletleri dahil olmal üzere her yeri öğrenciler temizliyorlar. Hatta, okul personelleri, müdür de dahil olmak üzere, temizlik işlerinde görev alıyorlar.
Temizlik her gün yapılır. Temizlik başlamadan önce, meditasyon yapmak yani “mukusu” adı verilen zihinleri ve bedenleri hazırlamak için birkaç dakika sessizce otururlar.
Japonya’da öğretmenler ve öğrenciler, tatilde bile çalışmaya devam ediyorlar.
Öğretmenler, bir sonraki sezon için hazırlık yapıyorlar. Öğrenciler de ya spor kulüplerine devam ediyorlar ya da tatil için verilen ev ödevlerini yapmaya devam ediyorlar ve hiçbir şekilde okuldan uzak kalmıyorlar.


Japonya’da öğrenciler, okul içinde, dışarıda giydikleri ayakkabılarını giyemezler. Okul girişinde, raflar vardır,raflardaki temiz ayakkabıları giyerek okula giriyorlar.
İlkokul ve ortaokulda oğrenciler, aynı forma ve aynı çantayı kullanıyorlar. Çantalarında, okul amblami bulunmakta,                    bu nedenle hangi okula mensup oldukları belli oluyor.
Okullarda elektronik cihazlar kullanmıyorlar. Hala, kara tahta ve tebeşir kullanıyorlar.
Ben şimdi bunları niye yazdım? Japonlara olan hayranlığımdan değil elbette. Japonların belirli şehirlerinde bulundum. Gördüğüm manzaralar karşısında hayretler içinde kaldım.  Örneğin, Japonya’ nın başkenti Tokyo’yu, ele alalım. Otuz sekiz milyon beş yüz nüfusa sahip. Yani bizim İstanbul nüfusunun iki katından fazla. Trafik sorunları yaşanmıyor, insan kalabalığı yok, sokak ve caddeleri, tertemiz, ne çöp ne çöp bidonları ne çöp toplayan görevliler ne de çöp kamyonları. Bu denli metropol şehir, böylesine temiz tutulması mümkün olabilir mi diye düşündüm. Kesinlikle, temelinin eğitime dayandığı kanaatine vardım. Bizim eğitimimiz, öğrenme odaklı. Bizim kültürümüzün öğretileri, neredeyse Japon kültürüyle bire bir örtüşüyor. Aramızdaki fark, öğretilerimizi, bilgi olarak bırakmışız. Bilgiyi, davranışlarımıza yansıtamamışız.  Alışkanlıklar, kolay değiştirilemiyor, bunu biliyoruz. Ama butik okullardan başlayarak her türlü temizliği, her türlü hizmeti öğrenciler tarafından yapılan okullar deneyebiliriz. Böylesine kuralların oturtmuş bir ülkeyi, neden örnek almayalım?
Önermesi benden, uygulaması yetkililerimden.

Saygılarımla

MELAHAT ERTEN TEKEŞİN