Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

KENT LOKANTASI: GECİKMİŞ HİZMET, BÜYÜK ALGI VE HUKUKİ GÖLGELER

Kuşadası’nda açılan Kent Lokantası bir ihtiyaçtır, evet. Ama aynı zamanda gecikmiş bir sorumluluğun, siyasi propagandanın ve tartışmalı kararların üstünü örtme çabası mıdır? Asıl soru budur.

Bir kentin aynası, yaptığı büyük projelerden çok; zamanında yapmadığı küçük ama hayati hizmetlerde saklıdır.
Kuşadası Belediyesi’nin günlerdir “büyük bir sosyal belediyecilik başarısı” olarak sunduğu Kent Lokantası açılışı, işte tam da bu açıdan ibretliktir. Çünkü ortada alkışlanacak bir başarıdan çok, gecikmiş bir zorunluluğun cilalanmış hali vardır.
Bugün Türkiye genelinde Kent Lokantaları artık istisna değil, standarttır. Hatta birçok ilçede ikinci, üçüncü şubeler açılmışken Kuşadası’nın bu hizmetle yeni tanışıyor olması başlı başına bir yönetim zaafının itirafıdır.
Ve daha önemlisi…
Bu hizmet, belediye bütçesiyle yani Kuşadası halkının cebinden çıkan vergilerle yapılmıştır.
Dolayısıyla bu lokantanın gerçek sahibi; kürsülerden adı anılanlar değil, o vergiyi ödeyen halktır.
Ama açılış törenine bakıyorsunuz…
Bir kamu hizmeti değil, adeta bir “kişisel başarı destanı” yazılıyor.
Üstelik bu destanın başrolüne, hakkında rüşvet ve irtikap suçlamaları bulunan ve tutuklu olan bir isim yerleştiriliyor.
Şimdi soralım:
Eğer bu proje gerçekten bir “vizyonun ürünü” idiyse, neden 7 yıl beklendi?
Neden Kuşadası halkı bugüne kadar bu hizmetten mahrum bırakıldı?
Daha çarpıcı bir gerçek ise şu:
Sayın Ömer Günel’in tutuklanmasının ardından Kuşadası Belediyesi’nde bazı kararların daha sağduyulu alınmaya başlandığını görüyoruz.
Bunun en somut örneği, neredeyse tamamen betonlaşma tehdidi altındaki Kuşadası’nda kalan son tarım arazilerinin imara açılmasının belediye meclisi tarafından reddedilmesidir.
Bu karar şunu gösteriyor:
Sorun imkânsızlık değil, tercihti.
Yani yapılmayanlar, yapılamadığı için değil; yapılmak istenmediği için yapılmadı.
Peki şimdi soralım:
Yıllardır neden bir yaşlı bakım evi yok?
Neden Sayıştay raporlarına girmiş olmasına rağmen bir kadın sığınma evi hâlâ açılmadı?
Bunlar sosyal belediyeciliğin “vizyon projeleri” değil; yasal zorunluluklarıdır.
Ama yapılmadı.
Bekletildi.
Görmezden gelindi.
Ve şimdi tek bir lokanta açılışıyla “sosyal belediyecilik” vitrini kuruluyor.

Ancak meselenin yalnızca gecikmiş hizmet boyutu yok.

İşin bir de hukuki ve idari boyutu var ki, asıl üzerinde durulması gereken nokta burasıdır.
Kuşadası’nda özellikle Kent Meydanı ve Toprak Saha üzerinden yürütülen süreçler, kamu yönetimi ilkeleri açısından ciddi soru işaretleri barındırmaktadır.
Şöyle ki:
Normal şartlarda 3996 sayılı Yap-İşlet-Devret (YİD) Modeli kapsamında ihale edilmesi gereken bir alanın;
2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun basit usulüyle ihale edilmesi, ardından da belediye meclisinden alınan “üst kullanım hakkı” kararıyla 30 yıllığına kiraya verilmesi
Bu sadece teknik bir detay değildir.
Bu;
ihale hukukunun ruhunu, rekabet ilkesini ve kamu yararı kavramını doğrudan ilgilendiren bir tercihtir.
Burada şu sorular kaçınılmazdır:
Neden YİD modeli uygulanmadı?
Neden daha dar kapsamlı ve denetimi sınırlı bir ihale yöntemi tercih edildi?
Ortada mülkiyet sorunu varken 30 yıllık üst kullanım hakkı hangi hukuki gerekçeyle verildi?
Bu kararlar alınırken kamu zararı ihtimali değerlendirildi mi?
Eğer şeffaflık varsa, bu soruların da net cevapları olmalıdır.
Bir diğer tartışmalı konu ise açılışın tarihi…

6 Mayıs.

Bu tarih, bu ülkenin hafızasında sıradan bir gün değildir.
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edildiği gündür.
Toplumsal bellekte derin izler bırakmış bir günde;
müzikli, alkışlı, kahkahalı bir açılış töreni düzenlemek…
Bu, sadece bir takvim hatası değildir.
Bu, siyasal duyarlılık eksikliğidir.
Bugün Kuşadası Belediyesi’nde bir “emanet yönetim” dönemi yaşanıyor.
Başkan vekili Sayın Tahsin Demirtaş’ın önünde iki yol var:
Ya mevcut algı düzenini sürdürmek…
Ya da gerçekten şeffaf, hesap verebilir bir yönetim anlayışı inşa etmek.
Eğer ikinci yol seçilecekse, yapılması gereken bellidir:
Sayıştay raporları açılmalı.
İhale süreçleri incelenmeli.
Kamuoyuna açık ve net açıklamalar yapılmalıdır.
Kent Lokantası önemlidir.
Ama geç kalınmış bir hizmettir.
Alkışlanması gereken şey;
bir lokanta açmak değil,
o lokantayı zamanında açabilmektir.
Ve daha da önemlisi…
Bir kenti yönetmek;
açılış törenleriyle değil,
hesap verebilirlikle ölçülür.
Kuşadası halkı artık şunu sormaktadır:
“Ne yaptınız?” değil…
“Neden zamanında yapmadınız ve nasıl yaptınız?”