Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

Edidör notu: Aşağıda yayınlanan Hüseyin Asar köşe yazısı, 8 Ocak 2026 tarihinde yayınlanmış ancak birkaç gün sonra yazarımızın isteğiyle yayından kaldırılmıştı. İstifa getiren bu yazı, okurlarımızın yoğun isteğiyle, yazarımızın onayı alınarak yeniden yayına koyulmuştur.

KUŞADASI’NDA ÇADIR TİYATROSU

Algı konusunda çalışmalar yapan, insanlara fikirler veren biri olarak bazı olaylar karşısında şaşırmıyorum. Şeytanın bile aklına gelmeyecek olaylara tanık oluyoruz.

Gelelim dün akşam yaşanan çadır tiyatrosuna…
Kuşadası’nın en güzel yerinde bir arazi… 2013 yılında dönemin Belediye Başkanı Esat Altungün, burası için dönemin Aydın Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun isteği üzerine Tariş’e “satın alma teklifi” verdi. Teklif kabul görmeyince “kamulaştırma kararı” alındı. Esat Altungün, bu karar için “Halkın çıkarını gözetiyoruz” dedi.
Bu süreç sonucunda Büyükşehir Belediyesi burayı kamulaştırdı. Ne yapılacağına dair baştan savma bir anket yapıldı. Anketten “yeşil alan olsun” kararı çıkmasına rağmen, Özlem Çerçioğlu ile Ömer Günel ortak bir kararla buraya 5 katlı bir bina dikti.
Zamanla Çerçioğlu ile Günel’in arası açıldı. Yeşil alan olması gereken yere yapılan 5 katlı hizmet binası, bu çekişmenin ana unsurlarından biri oldu. Zemin katta yaşanan fikir ayrılığı yargıya taşındı. Şimdi ise açık otopark alanı üzerinden yeni bir “çadır savaşı” başladı.
Bugün Kuşadası’na uydu fotoğraflarından ya da yüksek bir noktadan baktığınızda, her yerin beton denizine dönüştüğünü görürsünüz. Yeşile hasret kalmış bu kentin kurtuluşu; Tariş alanının, eski belediye alanının ve eski top sahasının tamamının yeşil alan olarak korunmasıydı. Ancak hepsi ranta kurban gitti.
Artık Kuşadası’nda ne yapılacaksa, kim yapacaksa halkın çıkarı gözetilmelidir. Halkın istemediği hiçbir şey yapılmamalıdır. Aksi halde, elden çıkan liman gibi, Tariş alanı gibi, eski belediye alanı gibi, eski top sahası gibi değerlerin ardından hep birlikte ağlayıp sızlarız; ama iş işten geçmiş olur. Tabii ki bu arada bir kesim de timsah gözyaşı döker.

Her neyse, biz tekrar dün akşama dönelim…
Aydın Büyükşehir Belediyesi, bu alanda bulunan 5 katlı hizmet binasının doğusundaki açık otopark alanına acil itfaiye araçlarını konuşlandırmak için çalışma başlatmıştı. Bunun üzerine Kuşadası Belediyesi de aynı alanda hizmet vermek amacıyla çadır kurmak için harekete geçti.
Dün akşam üzeri AKP İlçe Başkanı, bu durumun fotoğrafını paylaşarak ortalığı kaos ortamına çevirmek istedi. Büyükşehir Belediyesi ekipleri çadırı kaldırmak isterken, Kuşadası Belediyesi bunu engellemek için başta trafiği durdurmak olmak üzere çeşitli yollar denedi. Bazı çevreler ise halkı kışkırtarak olaya müdahil olmaya çağırdı.
Konu bugün farklı gazeteciler tarafından da yazıldı. Ne ilginçtir ki iki köşe yazarı konuyu “Güvercin Masa Dosyası” ile ilişkilendirdi. O dosya yargıya intikal etmiş durumda; şimdilik üzerine konuşmaya gerek yok. Ancak “Ateş olmayan yerden duman çıkmaz” sözünü de yeri gelmişken hatırlatalım.
Tariş alanı kamu malıdır. Özlem Çerçioğlu, Esat Altungün ve Özer Kayalı bu alanın kamuya kazandırılması için emek vermiştir. Ayrıca burası tescilli bir alandır. Bu alan üzerinde değişiklik yapmak, bina inşa etmek ya da çadır kurmak izne bağlıdır. Belediyeyi yönetenlerin bunu bilmemesi mümkün değildir. Bundan kırk yıl önce yapılan basit bir eklenti için vatandaşa ceza yazanların bunu bilmemesi ise düşünülemez.
Dün akşam bir kriz ortamı oluştu. Peki bu kriz nasıl oluştu? Bu krizden kimler fayda sağlamak istedi? Gerçekten bu alan olmazsa belediye hizmetleri aksayacak mı?
Aklımıza pek çok soru geliyor…

Kuşadası Belediyesi gerçekten hizmet vermek için bir alana ihtiyaç duyuyorsa, çadır kurmak yerine kendi mülklerinden birini kullanabilir. Başka çare yoksa ve mecburen çadır kurulacaksa, bu iş için uygun birçok alternatif alan bulunabilir. Görünen o ki amaç, mağdur rolüne bürünerek başka beklentiler içine girmektir.

Asıl olan halk ve kamu yararı olması gerekirken, farklı hesaplar peşinde koşmak yalnızca kişisel çıkar ve egolara hizmet eder. Umarım bu tür kamu yararının göz ardı edildiği durumları bir daha yaşamayız.
Artık halk hizmet görmek istiyor; çadır tiyatrosu değil.

“İnsanlar göründükleri gibi değildir; çoğu, olmak istedikleri gibidir.”
— Shakespeare