Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

1978 MARAŞ KATLİAMI VE 1980 ÇORUM OLAYLARI

Türkiye’deki en ağır kitlesel şiddet eylemleri olan 1978 Maraş Katliamı ve 1980 Çorum Olaylarının istihbarat boyutu, yani olayların önceden bilindiği, engellenmediği ve belirli devlet içi unsurlar tarafından manipüle edildiği yönünde güçlü bulgular vardır. Bu iki olay, 12 Eylül’e giden süreçte kontrollü kaos stratejisinin en kritik halkalarıdır.

1974-1980 arasında 5388 kişi siyasi nitelikli çatışmalarda öldü. Bu rakama 281 güvenlik görevlisi dahil değil.

16 Mart 1978’de İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nin önünde sol görüşlü öğrencilerin üzerine bomba atıldı. 7 öğrenci öldü, 41 öğrenci yaralandı. Oysa MİT mensubu bir istihbaratçı yeriyle yurduyla “8-10 gün içinde, ülkücülerin bu tür bir eylem gerçekleştireceğini” bildirmiş, bu bilgi notu emniyet arşivine “7 Mart 1978, 1.D.2.12780” dosya kayıt numarasıyla girmişti. Ne hikmetse, İstanbul emniyeti bu bilgiyi görmezden geldi. Gençlerin üzerine bomba atan ülkücünün Zülküf İsot olduğu tespit edildi. İsot başka bir ülkücü Latif Aktı tarafından öldürüldü. Aktı 8 yıl hapis yattı. Ali Yurtaslan isimli itirafçı bir ülkücü, bu olayda kullanılan bombayı Ülkü Ocakları İkinci başkanı Abdullah Çatlı’nın temin ettiğini itiraf etti. Emekli Astsubay Oğuz Serçinoğlu da mahkemede verdiği ifadede “Ordudan çalınan TNT’ler Yüzbaşı Mehmet Ali çevikel tarafından Abdullah Çatlı’ya verildi, İstanbul, Sivas ve Maraş’a ulaştırıldı” dedi.

Bu yazımızda Maraş ve Çorum olaylarının istihbarat, operasyonel yapı, aktörler, devlet içi koordinasyon ve 12 Eylül bağlantısı açısından bir çözümlemesini yapmaya çalışacağız.

MARAŞ VE ÇORUM OLAYLARININ ORTAK İSTİHBARAT MODELİ

Her iki olay da üç aşamalı bir istihbarat şablonuna oturur:

  1. Önceden istihbarat uyarıları: MİT, Emniyet ve valiliklere bilgi gelir
  2. Güvenlik güçlerinin pasif kalması: Müdahale edilmez, hatta geri çekilme olur
  3. Olay sonrası “kontrolsüz kalabalık” söylemi: Fail bulunmaz, dosyalar kapatılır

Bu model, 12 Eylül’e giden süreçte kaos üretme stratejisinin tipik örneğidir.

MARAŞ KATLİAMI (1978) – İSTİHBARAT BOYUTU

TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu kayıtlarına göre MİT, olaydan günler önce “Alevilere yönelik büyük bir saldırı hazırlığı” olduğunu valiliğe bildirdi. “Dışarıdan gelen militan gruplar” konusunda uyarı yapıldı. Maraş’a örgütlü bir grubun giriş yaptığı bilgisi verildi. Bu raporlar resmî kayıtlarda mevcuttur.

Tanıklıklara göre Olaylar başladığında polis merkezde toplanma emri aldı. Askerî birlikler sokağa çıkmadı. Valilik, “provokasyon olur” gerekçesiyle müdahaleyi geciktirdi.

Bu durum, olayın kontrollü biçimde büyümesine yol açtı.

Maraş’ta olayları başlatan tetikleyici eylemler şunlar; Sinema bombalaması, Camiden çıkışta “Aleviler camiyi bombaladı” anonsu ve Sünni–Alevi çatışmasını körükleyen organize söylentiler.

Bu eylemler, psikolojik harp teknikleriyle birebir uyumludur.

MİT’in 1979 raporlarında “Olaylar spontane değil, planlıdır.” ifadesi yer alır. Bu, devlet içi unsurların olayın organize niteliğini kabul ettiğini gösterir.

ÇORUM OLAYLARI (1980) – İSTİHBARAT BOYUTU

Çorum Valiliği ve Emniyet’e “Alevi mahallelerine saldırı hazırlığı” olduğu, “Dışarıdan gelen ülkücü gruplar” olduğu ve “Silah dağıtımı yapıldığı” yönünde çok sayıda istihbarat notu ulaştı. Bu uyarılar resmî tutanaklarda yer alır.

Tanıklıklara göre Polis bazı mahallelerden çekildi. Askerî birlikler gecikmeli müdahale etti ve saldırgan gruplar saatlerce engellenmedi. Bu durum, olayın büyümesine zemin hazırladı.

Çorum’da olayları başlatan tetikleyici unsur yine “Aleviler camiyi yaktı” şeklindeki yalan anons, silahlı grupların eşzamanlı saldırıları ve şehir dışından gelen organize ekipler.

Bu unsurlar, psikolojik harp ve provokasyon teknikleri ile uyumludur.

İT’in 1980 raporunda “Olaylar planlıdır, dışarıdan yönlendirilmiştir.” ifadesi geçer. Bu, Çorum olaylarının da spontane olmadığını gösterir.

OLAYLARIN 12 EYLÜL BAĞLANTISI

Her iki olay da 12 Eylül’e giden süreçte kritik eşiklerdir.

Toplumsal kaos yaratma

1977–1980 arasında 5.000’den fazla kişi öldü, mezhep çatışmaları tırmandı ve Devlet otoritesi zayıflatıldı. Bu ortam, darbenin “gerekçesi” oldu.

NATO–CIA psikolojik harp doktrini

Maraş ve Çorum’daki provokasyon teknikleri; yalan anons, mezhep çatışması yaratma çabası, organize saldırı ve güvenlik güçlerinin geri çekilmesi şeklindedir. Bu NATO’nun “tension strategy / gerilim stratejisi” ile birebir uyumludur.

Sonuç olarak Maraş ve Çorum “Kontrollü Kaosun iki ayağı olarak düşünülebilir. Bu iki olay spontane değil planlı, istihbarat tarafından önceden bilinen, güvenlik güçlerinin pasifliğiyle büyüyen, mezhep çatışması üzerinden yürütülen ve 12 Eylül’e zemin hazırlayan operasyonlardır.

Yani 12 Eylül 1980 Darbesi, yalnızca askerî bir müdahale değil; 1977–1980 arasında sistematik biçimde yürütülen psikolojik harp (psyops) operasyonlarının sonucudur. Bu operasyonlar, Türkiye’de kaos, korku, güvensizlik ve “devlet çöktü” algısı yaratmayı hedeflemiştir. Psikolojik harp faaliyetleri, Özel Harp Dairesi (ÖHD), Psikolojik Harp Dairesi, bazı MİT unsurları, NATO/Gladio doktrini ve sivil paramiliter ağlar üzerinden yürütülmüştür.

12 Eylül’e giden süreçte kullanılan psikolojik harp tekniklerini, operasyonel mekanizmaları, olay bazlı uygulamaları ve NATO doktriniyle bağlantısını yakından izlediğimizde şu gerçeklerle karşılaşırız.

12 Eylül’e Giden Süreçte Psikolojik Harp Nedir?

Psikolojik harp, toplumun duygu, düşünce ve davranışlarını manipüle ederek korku yaratmak, düşman algısı üretmek, kaos duygusunu büyütmek, devlete güveni sarsmak ve “asker gelsin ve düzeni sağlasın” beklentisi oluşturmak amacıyla yürütülen operasyonlardır ve Türkiye’de 1977–1980 arasında bu teknikler sistematik biçimde uygulanmıştır.

12 Eylül Öncesi Kullanılan Psikolojik Harp Teknikleri

NATO’nun “tension strategy / gerilim stratejisi” ile birebir uyumludur. Şöyleki;

Korku Üretimi ve Kaos Algısı; günlük cinayetler, bombalamalar, mezhep çatışmaları ve sokak çatışmaları. Her gün gazetelerde “20 ölü”, “30 yaralı” haberleri çıkıyordu. Bu, toplumda “ülke iç savaşa gidiyor” algısı yarattı.

Provokasyon ve Tetikleyici Olaylar; Psikolojik harp literatüründe “trigger events” olarak bilinir. Türkiye’deki örnekleri arasında 1 Mayıs 1977 Taksim, Maraş Katliamı (1978), Çorum Olayları (1980), Bahçelievler Katliamı ve Sivas–Malatya–Elâzığ zinciri sayılabilir. Bu olaylar, toplumda şok etkisi yaratmak için tasarlanmıştı.

Yalan Haber ve Dezenformasyon psikolojik harp dairelerinin en güçlü araçlarından biridir.

Örnekleri arasında; “Aleviler camiyi yaktı” (Çorum), “Komünistler camiyi bombaladı” (Maraş), “Solcular 1 Mayıs’ta ateş açtı” (Taksim 1977) ve deri giysili adamlar camide üzerimize işedi gibi yalanlar vardır. Bu haberlerin çoğu sonradan yalanlanmış, ancak etkisi kalıcı olmuştur.

Devlet Güçlerinin Geri Çekilmesi

Bu, “kontrollü kaos” stratejisinin merkezidir. Polis bazı mahallelerden çekilerek meydanı örgütlü saldırganlara bırakmış, asker müdahaleyi geciktirmiş ve valilikler pasif kalarak olayların büyümesine izin vermiştir.

Sivil Paramiliter Grupların Kullanılması

Psikolojik harp, yalnızca devlet içi unsurlarla değil, sivil ağlarla yürütülür. Türkiye’de Ülkü Ocakları, Komünizmle Mücadele Dernekleri ve yerel paramiliter gruplar bu ağın parçasıydı.

Medya Manipülasyonu

Gazeteler ve TV, sürekli şu mesajı veriyordu: “Ülke bölünüyor”, “Anarşi durdurulamıyor” ve “Devlet otoritesi çöktü”. Bu manipülasyonlar darbenin meşruiyetini hazırladı.

Psikolojik Harp Olay Bazlı Analiz

Aşağıda üç kritik olayın psikolojik harp açısından nasıl işlediğini görüyoruz.

  • Mayıs 1977 – Taksim Katliamı

Profesyonel keskin nişancı ateşi, panik yaratmak için ses bombaları, kaçış yollarının kapatılması ve fail bulunamaması. Bu olay, “devlet kontrolü kaybetti” algısını güçlendirdi.

Maraş Katliamı (1978)

Sinema bombası, Cami anonsu, Mezhep çatışması kışkırtması ve Güvenlik güçlerinin geri çekilmesi. Bu, psikolojik harp literatüründe “sectarian engineering” olarak bilinir.

Çorum Olayları (1980)

Yalan anons, eşzamanlı saldırılar, dışarıdan gelen gruplar, müdahalenin geciktirilmesi. Bu olay, 12 Eylül’den sadece 3 ay önce gerçekleşti.

Psikolojik Harp – Özel Harp Dairesi Bağlantısı

ÖHD’nin NATO içindeki rolünün Psikolojik harp, Sabotaj, Dezenformasyon ve Sivil ağlarla çalışma olduğunu belirtmiştik. Ancak bu görevler, Türkiye’de iç politikada kullanıldı. Bülent Ecevit 1973’te “Özel Harp Dairesi’nin sivil uzantıları olduğunu öğrendim.” Şeklinde durumu ifade etmişti. Bu, psikolojik harp ağının devlet dışına taştığını gösterir.

Psikolojik Harp – 12 Eylül Bağlantısı

12 Eylül bildirisi “Anarşi”, “Kardeş kavgası” ve “Devlet otoritesinin çökmesi” gibi söylemlerle başlıyordu. Bu söylemler, 1977–80 arasında bilinçli olarak üretilmişti.

12 Eylül Darbesi NATO–ABD hattında olumlu karşılanmıştı.

12 Eylül’den sonra ÖHD’nin bütçesi arttı, Psikolojik Harp Dairesi genişledi ve NATO ile entegrasyon derinleşti. Bu, psikolojik harbin darbe sürecinde kilit rol oynadığını doğrular.

Bu yazdıklarımla ilgili tarihe yüzde yüz sadık kalarak ve belgelere dayalı bir casusluk, macera ve ihanet romanı okumak isterseniz Osman Balcıgil’in “Yağmur Çiseliyor” romanını mutlaka okuyun.