Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

BİR SÖYLE, BİN AH İŞİT!

Mehmet Gültekin Kalemimden
2026-2027 Eğitim-Öğretim Yılı’nın başlamasına artık sayılı günler kaldı. Yeni eğitim yılı öncesinde, Milli Eğitim Bakanlığını farklı yönleriyle değerlendirmek istedim.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bugüne kadar, bazı isimler birden fazla kez görev yapmış olsa da, toplam 74 Milli Eğitim Bakanı görev aldı. Son 25 yılda ise 11 farklı bakan bu görevi üstlendi. Bu tablo, eğitim yönetimindeki değişimin ne kadar sık yaşandığını göstermektedir.
Ne yazık ki hemen her bakan, göreve gelir gelmez eğitim sistemini, müfredatı ve Bakanlık bürokrasisini değiştirmeyi tercih etti. Eğitim gibi süreklilik isteyen bir alanda bu kadar sık değişiklik yapılmasının bedelini ise öğrenciler, öğretmenler ve veliler ödedi.
Milli Eğitim Bakanlığının temel görevi; her Türk çocuğunu iyi bir vatandaş olarak yetiştirmek, ona gerekli bilgi, beceri, davranış ve alışkanlıkları kazandırmak, ilgi ve yetenekleri doğrultusunda gelişmesini sağlayarak hayata hazırlamaktır. Bu görevler, 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu çerçevesinde yürütülmektedir.
2026 yılı bütçesine bakıldığında Milli Eğitim Bakanlığına 1 trilyon 451 milyar lira kaynak ayrıldığı görülmektedir. Bu bütçeyle, yurt içi ve yurt dışındaki tüm eğitim faaliyetleri yürütülmektedir. Bakanlığın bütçesi birçok kamu kurumundan yüksek olsa da, hizmet alanının büyüklüğü dikkate alındığında bunun zorunlu olduğu da açıktır.
2025 yılı verilerine göre Türkiye’de;
  • 59.336 resmî,
  • 14.700 özel,
  • 4 açık öğretim kurumu olmak üzere toplam 74.040 okul eğitim vermektedir.
Ayrıca;
  • 129 devlet,
  • 75 vakıf üniversitesi ile yükseköğretim kurumlarının resmî işlemleri de Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile koordinasyon içinde yürütülmektedir.
Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde ise Temel Eğitim, Ortaöğretim, Mesleki ve Teknik Eğitim, Din Öğretimi, Hayat Boyu Öğrenme, Özel Öğretim Kurumları, Yenilik ve Eğitim Teknolojileri ile Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlükleri gibi birçok hizmet birimi faaliyet göstermektedir.

Bitmeyen Sorunlar

Milli Eğitim Bakanlığının yıllardır çözülemeyen temel sorunlarını şöyle sıralayabiliriz:
  • Fırsat eşitsizliği,
  • Sürekli değişen eğitim politikaları,
  • Ezberci eğitim anlayışı,
  • Liyakat tartışmaları,
  • Okulların fiziki yetersizlikleri,
  • Okul güvenliği,
  • Kamu kaynaklarının verimli kullanılamaması,
  • Öğretmenlerin özlük haklarına ilişkin sorunlar,
  • Öğrenci odaklı problemler,
  • Rehberlik hizmetlerindeki eksiklikler,
  • Beslenme, sağlık ve ulaşım sorunları,
  • Derinleşen sosyoekonomik eşitsizlikler.

Beklentiler Karşılandı mı?

Daha önce Bakanlıkta uzun yıllar müsteşarlık yapan Yusuf Tekin, 4 Haziran 2023 tarihinde Milli Eğitim Bakanı olarak göreve başladı.
Göreve geldiği günden bu yana yaptığı bazı açıklamalar kamuoyunda yoğun tartışmalara neden oldu. Tarikat ve cemaatlerle yapılan protokoller, kız okulları tartışması, öğretmen atamaları ve mülakat sistemi, özel okullar, ÇEDES Projesi, proje okulları uygulaması, okul binalarının durumu ve öğretmen maaşlarına ilişkin açıklamaları uzun süre gündemde kaldı.
Ancak eğitim camiasının beklentileri açısından bakıldığında;
  • Yaz saati uygulaması,
  • Öğrencilerin beslenme, sağlık ve ulaşım sorunları,
  • Öğretmenlerin özlük hakları,
  • Ezberci eğitim anlayışının değiştirilmesi,
  • Fırsat eşitliğinin sağlanması,
  • Liyakat tartışmalarının sona erdirilmesi
gibi temel konularda beklenen adımların atılamadığı yönünde yaygın bir kanaat bulunmaktadır.
Ben ise 1974 yılında Van’ın Özalp ilçesindeki 3 Nisan İlkokulu’nda göreve başladım, 2016 yılında İzmir’in Menderes ilçesindeki Yeniköy İlk ve Ortaokulu’ndan emekli oldum. Görev yaptığım okullarda anlatıldığı gibi büyük sorunlarla karşılaşmadım. Okulların tuvaleti vardı, sobaları yanıyordu. Köy okullarında ise köylüler traktörleriyle odun getirerek eğitime destek oluyordu.

Sonuç

Yeni eğitim-öğretim yılında eğitim sistemimizin kronik sorunlarının çözüme kavuşmasını temenni etmekten başka elimizden gelen fazla bir şey bulunmuyor.
Ben sadece ülkemizin eğitim penceresini araladım ve gördüğüm manzarayı sizlerle paylaştım. Değerlendirmeyi ise değerli okurlarımıza bırakıyorum.
Bugün içinde bulunduğumuz siyasal ve ekonomik koşullar dikkate alındığında, özellikle çocuklarımızın ve gençlerimizin yaşama sevincini neden kaybetmeye başladığını anlamak çok da zor değildir.
Her zaman ifade ettiğim gibi; toplum olarak hem beden hem de ruh sağlığımızı korumak zorundayız.
Saygılarımla.
Mehmet Gültekin
1 Ağustos 2026 – Kuşadası