SIRP HALKININ ZAFERİ Mİ, ERDOĞAN TÜRKİYE’Yİ 7 YIL DAHA YÖNETİR Mİ?

EMEKLİ DENİZ ALBAY TEMEL ERSOY
Önce oksimoron gibi görünen başlığımızın ikinci bölümündeki sorudan başlayayım: Erdoğan Türkiye’yi 7 yıl daha yönetir mi?
Bunu kimsenin kesin olarak bilmesi mümkün değil. Demokratik sistemlerde seçim sonuçları önceden öngörülemez. Ancak siyaset bilimi açısından bakıldığında Erdoğan’ın iktidarının sürüp sürmeyeceğini belirleyecek birkaç temel faktör var: Ekonomik performans (enflasyon, gelir dağılımı, işsizlik), muhalefetin birlik ve aday stratejisi, genç seçmen davranışı, devlet kurumlarına duyulan güven, uluslararası ekonomik koşullar ve iktidar bloğunun iç bütünlüğü.
Siyasal tarih bize şunu gösteriyor: Uzun süreli iktidarlarda muhalefetin kazanması çoğu zaman iktidarın zayıflamasından çok, muhalefetin güvenilir bir alternatif hâline gelmesiyle mümkün olur. Bu nedenle mesele sadece Erdoğan’ın gücü değil, alternatifin ne kadar ikna edici olduğudur.
Buna siz karar verin değerli okurlarım. Biz şimdi gelelim züğürt tesellisine ya da zenginin (Sırp gençleri) parasıyla çenemizi yormaya.
Sırbistan’da iktidar değişimi nasıl gerçekleşti?

Sırbistan’daki süreç, son dönemde Avrupa’daki en ilginç siyasal olaylardan biridir.
2024 yılında Novi Sad tren istasyonunda yenilenmiş binanın beton sundurması çöktü ve 16 kişi hayatını kaybetti. Olay kısa sürede bir mühendislik kazasından çok “yolsuzluk ve hesap verebilirlik” tartışmasına dönüştü.
Başlangıçta öğrenciler; ihale belgelerinin açıklanmasını, sorumluların yargılanmasını ve devlet kurumlarının şeffaf davranmasını talep ettiler.
Ancak hareket zamanla büyüdü. Üniversiteler, öğretmenler, çiftçiler, sanatçılar, sendikalar ve küçük şehirlerdeki vatandaşlar protestolara katıldı.
Önemli nokta şu: Muhalefet başlangıçta “Vučić istifa etsin” demedi.

Önce “16 insan neden öldü?” sorusuna odaklandı.
Bu, hareketin toplumsal meşruiyetini artırdı.
Daha sonra protestolar çok uzun süre devam etti. Belgrad’da ve Novi Sad’da yüz binlerce kişiyi bulan gösteriler düzenlendi. Başbakan Miloš Vučević istifa etmek zorunda kaldı.
Ardından öğrenci hareketi seçim talebine yöneldi ve 2026 seçimlerinde Vučić’in uzun yıllardır sürdürdüğü siyasal hâkimiyet ağır darbe aldı; seçim sonuçları iktidar değişiminin önünü açtı.
Sırbistan muhalefeti neyi doğru yaptı?
Bence siyaset bilimi açısından 5 kritik başarı var.
1. Lider merkezli değil, dava merkezli hareket kurdular
Muhalefet “Önce lidere karşı birleşelim” hatasına düşmedi. Bunun yerine “Önce adalet isteyelim” dediler.
Bu yüzden iktidarın “Bunlar muhalefet partilerinin oyunu” söylemi daha az etkili oldu.
2. Öğrenciler ön plana çıktı
Hareket bir parti hareketi gibi görünmedi. Öğrenciler toplumda daha yüksek güvene sahip oldukları için protestolar genişledi.
3. Şiddetten uzak durdular
Uzun süre boyunca temel strateji yürüyüş, oturma eylemi, yol kapatma ve sessiz anmalar oldu. Bu da toplumun orta kesimlerini korkutmadan sürece dâhil etti.
4. Büyük şehir dışına çıktılar
Sadece Belgrad’da kalmadılar. 400’den fazla yerleşim yerine yayıldılar. Bu çok önemlidir. Çünkü uzun iktidarlar genellikle başkentte değil, taşrada güçlüdür.
5. Sabırlı davrandılar
Hareket iki yıla yakın süre boyunca devam etti. Birkaç haftada sonuç beklemediler.
Türkiye açısından çıkarılabilecek dersler
Burada dikkatli olmak gerekir. Her ülkenin şartları farklıdır. Ama Sırbistan örneğinden şu genel dersler çıkarılabilir:
- Uzun iktidarlar genellikle tek bir büyük olayla değil, güven kaybının birikmesiyle zayıflar.
- Muhalefet sadece iktidar karşıtlığı üzerine kurulursa yeterli olmayabilir.
- Gençlerin aktif katılımı siyasal denklemi değiştirebilir.
- Yerel ve somut sorunlar, soyut ideolojik tartışmalardan daha fazla mobilizasyon yaratabilir.
- İktidar değişimi için yalnızca protesto değil, protestonun seçim başarısına çevrilmesi gerekir.
Sırbistan’da belirleyici olan şey, Novi Sad’daki trajedinin kendisi değil, o olayın devletin hesap verebilirliği üzerine ülke çapında bir tartışmaya dönüşmesiydi.
SGK verilerine göre 2015-2024 döneminde toplam 14.971 kişi iş kazalarında hayatını kaybetti. 2025 yılında da SGK kayıtlarına göre 1.931 kişi iş kazası sonucu öldü. Dolayısıyla yalnızca 2015-2025 arasında SGK kayıtlarına giren iş kazası ölümleri yaklaşık 16.900 kişidir.
Buna ayrıca kayıt dışı çalışanlar, iş cinayeti olarak değerlendirilen bazı vakalar veya sonradan ölen yaralılar tam olarak dâhil olmayabilir.
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi çoğu yıl SGK’dan daha yüksek rakamlar açıklamaktadır. Örneğin 2025 için İSİG en az 2.105 ölüm bildirmiştir.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın TBMM’ye verdiği yanıta göre 2002-2019 arasında tren kazalarında 1.678 kişi hayatını kaybetti. Buna hemzemin geçit kazaları, şahsa çarpma ve diğer demiryolu kazaları dâhildir.
Soma (301 ölü), Ermenek maden kazası, Amasra maden faciası, Çorlu tren kazası, Ankara YHT kazası, çeşitli baraj, tünel ve şantiye kazaları, kamu hastanelerindeki yapısal ihmaller, 6 Şubat depreminde yönetmelik ve denetim kusuru bulunan binalar unutuldu.
TÜİK verilerine göre son 10 yılda (2016-2025) kümülatif tüketici enflasyonu birkaç yüz puanı aşmıştır. Bunun pratik anlamı şudur: 2016’da 100 TL’ye alınabilen bir tüketim sepeti için 2025’te yaklaşık 700-800 TL civarında ödeme gerekmiştir. Başka bir ifadeyle, 2016’da cebinizdeki 100 TL’nin satın alma gücü günümüzde yaklaşık 12-15 TL seviyesine gerilemiştir.
Bu, parasını TL olarak tutanların ciddi bir servet kaybına uğradığı anlamına gelir.
Yani; büyük Türk devrimcisi ve ozanı Nazım Hikmet’in “Dünyanın En Tuhaf Mahluku” şiirinde dediği gibi:
Kabahat senin, demeğe de dilim varmıyor ama-
kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!
EGEDEN MEDYA HABER















































