Astypalae ve Aşk

Aşkla yola çıkmak, varacağın yerden daha keyiflidir.
Genel Yayın Yönetmenlerim gezi yazılarımın ardından beni ara ara “Aşk Çocuğu” ilan ediyor. Sevgili Yönetmenlerim ve aynı zamanda abim Ekrem Örsoğlu ve eşi Serap Ablamın bu tanımlamalarını ciddiye alarak, Astypalae dönüşü yine “aşk” temalı bir yazı yazmak kaçınılmaz hale geldi. Açıkçası bu noktada itiraz da etmiyorum; dosya kabarık, sevgi yoğun,, Ege ise insanı sürekli aynı yöne çağırıyor.
Bayram öncesinde Bodrum’dan yola çıkıp Kos ve ardından Astypalae rotasını takip eden yolculuk, iki feribot ve toplamda yaklaşık 2,5 saatlik bir deniz geçişiyle tamamlandı. Yol boyunca Ege’nin mavisi, adeta yolculuğun kendisini bir geçiş ritüeline dönüştürüyordu.
Astypalae, varır varmaz insanı mavi ve beyazın dinginliğine teslim eden adalardan biri. Diğer Yunan adalarında olduğu gibi burada da sadelik hâkim; gürültüden uzak, ağır akan bir yaşam ritmi var. Yaz aylarında yaklaşık 5.000 ziyaretçiyi ağırlarken, kışın ada neredeyse tamamen kendi sessizliğine çekiliyor ve 800–1.000 kişilik küçük bir toplulukla yaşamını sürdürüyor.
Çok bilinmeyen, kalabalık turistik rotaların dışında kalan bir ada Astypalae. Bu yüzden özellikle eşinizle ya da sevgilinizle geldiğinizde zamanın daha da yavaşladığını hissediyorsunuz; kalabalıktan uzak, sakinliğin içinde tuhaf bir huzur yerleşiyor insana. Aynı sokaklardan defalarca, aynı adımlarla yürümek bile burada sıkıcılık değil; aksine adanın ritmine karışmanın bir yolu gibi. İnsanları sıcak, samimi ve yardımsever; yabancılık hissi kısa sürede yerini tanıdık bir rahatlığa bırakıyor.
Uçaktan bakıldığında kelebek görünümünü andırdığı için “Ege’nin Kelebeği” olarak anılıyor Astypalae. Osmanlı döneminde ise buraya “İstanbulya” denildiği biliniyor. Dar sokaklarında yürürken sık sık karşınıza çıkan kediler, adanın en sakin ruhuna eşlik ediyor; çoğu güneşin altında kıvrılmış, hiçbir aceleye yer bırakmayan bir huzur içinde uzanıyor.
Adanın merkezine çıktığınızda yel değirmenleri ve tepeye kurulu kale manzarası birlikte görülüyor. Taş evlerin beyazlığı, rüzgârın taşıdığı serinlik ve ufka doğru açılan Ege, adayı yalnızca bir gezi noktası değil, aynı zamanda hafızada yer eden bir duyguya dönüştürüyor.
Astypalae’de aşkımla ele ele dar sokaklarında yürüdük. Aynı taşlara bastık, aynı rüzgârı tenimizde hissettik. Konuşmanın azaldığı, suskunluğun ise insanı sardığı anlardı bunlar. Burada zaman ağırlaşıyor, sesler uzaklaşıyor, hisler derinleşiyordu.
Kalabalıktan uzaklaşmak isteyenler için olduğu kadar, bir yolculuğu aşka çevirmek isteyenler için de çok özel bir durak burası. . Giderken ardınızda bıraktığınız tek şey, tekrar dönme isteği ve kalbinizde taşıyacağınız sessiz, mavi bir hasret oluyor. Çünkü bazı yerler sadece görülmez; ele ele, yürek yüreğe yaşanır. Astypalae tam da öyle bir yer.
Gen. Yay. Yön. Notu: Aşk ile yapılan herşey güzeldir. Hele Veli Yalçın yüreğinden koparsa…
















































