Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

Güven Duygusu Zedelenmesi

VELİ YALÇIN

Güven kelime olarak özel ve toplumsal ilişkilerde, dürüstlük ve saygınlık gibi kavramlarla ifade edilmektedir. Türk Dil Kurumu güveni, “Korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu” ve “Bir şeyden umulan, beklenen niteliğe inanıp ona göre davranma” olarak tanımlamaktadır. Güven, özel ve toplumsal ilişkilerde değer yargılarını olumlu yönde etkilemektedir.

Güvenin bireysel, kurumsal ve siyasal açıdan birbirinden farklı değerlendirmeleri bulunmaktadır. Bütün bunların ortak noktası ise dürüstlük duygusunu oluşturmakta, temeli ise inanma duygusuna dayanmaktadır. Güven duygusunun olmadığı ortamlarda güvensizlik vardır. Güvensizlik; insan ilişkilerinde ve toplumsal yaşamımızda iletişimi zayıflatır ve gerginlik yaratmakla birlikte olumsuz duygu ve düşüncelerin yaygınlaşmasına neden olur ve ilişkilerin sürdürülebilir olmasını engeller. Güvende, güvensizlikte zaman içinde yaşanan tecrübelere dayanır.

Güven kavramıyla uğraşan bilim insanlarına göre, toplumsal durum, içinde bulunulan sınıf, yaş, cinsiyet, eğitim, aile yapısı, ekonomik şartlar, yerel ve ulusal medya etkisi gibi birçok şey güven duygusunun oluşumunda rol oynar.

Türkiye’de bireylerin devlet kurumlarına, ekonomiye ve siyasal yaşama yönelik güven duygusuna ulusal ve yerel düzeyde iki örnek verebiliriz.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 21.10.2017 tarihinde bir toplantıda İstanbul ile ilgili konuşan Erdoğan, “Kadim şehirlerin en önemli güzelliği, ana karakterlerini kaybetmeden yeniyi bünyelerinde eritmesi, özlerinden katarak yeniden yoğurmasıdır. İstanbul bu açıdan gerçekten müstesna bir şehirdir. Ama biz bu şehrin kıymetini bilmedik, biz bu şehre ihanet ettik, hala da ihanet ediyoruz. Ben de bundan sorumluyum” dedi. İstanbul’a ihanetini itiraf eden kişi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına Murat Kurum’u
aday gösterdi.

Erzincan İliç ilçesinde meydana gelen maden faciasında 9 yurttaşımız toprağın altına canlı canlı gömüldü. Faciasının sorumlusu Anagold şirketine izni 2018-2023 yılları arasında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığını yapan Murat Kurum tarafından verildiğini “Mısır’daki sağır sultanın bile duyduğu” bilinmektedir. Murat Kurum’un bakanlığı döneminde çevrenin şirketler tarafından talan edildiğini dağ taş gördü.

İstanbul’a ihanet ettiğini söyleyen kişi, Murat Kurum lehine yaptığı konuşmada, İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile alay ederek “zevat” diyerek yaptığı konuşmada, “Şu anda bu ülkeyi kimler yönetiyor? Biz yönetiyoruz. Şu anda İstanbul’da bulunan bu zat veya zevat, böyle bir imkana sahip mi? Değil” demekten hiçbir beis görmemiştir.

AKP ve Erdoğan’ın iktidarındaki kamu kurumlarına, bürokrasiye, ekonomiye, emniyete, yargıya ve medyaya güven var mı?
Ülkeye, İstanbul’a, insana ve çevreye ihanet edenlere bırakın iktidarı, belediye başkanlığını, herhangi bir şey emanet edilebilir mi?

2019-2024 tarihleri arasında Efeler Belediye Başkanı olan ve yeniden aday olan Fatih Atay, başkanlığı öncesinde halef selef olduğu ve ağır eleştirilerde bulunduğu Mesut Özakcan’ın yaptığı ne varsa hepsini fazlasıyla yaptı. Oturduğu koltuktan kalkmamak için parti değiştirmekte sakınca bile görmedi. Bütün bunları yaparken, eleştirildiği ne varsa yanıt vermek yerine hayal satmaya devam etti ve halen etmektedir.

Toplumsal yaşamdaki iki yüzlülüğümüzün siyasetteki yansımasının ulusal ve yerel düzeydeki iki örneğini çoğaltabileceğimiz kadar çoğaltmamız mümkündür.

İçinde bulunduğumuz toplumun en büyük özelliğinden birisi olan kifayetsiz muhterisliğimizin yansımasını siyasetçilerde görüyoruz.

***
31 Mart’ta yeni bir seçim var. Her seçim sonrası en sık duyduğumuz cümle olan; “Elim kırılsaydı da oy vermeseydim, çok pişmanım!” dememek için, doğaya, çevreye, yaşama ve insana duyarlı olunması ve seçimlerin buna göre yapılması gerekiyor.

Mümkün mü?

“Görünen köy kılavuz istemez”

Yaşayıp göreceğiz maalesef; elim kırılsaydı… çığlıklarını

VELİ YALÇIN