Haberi dinleyebilirisiniz!

SİYASİ AHTAPOTLAR

Ahtapot; yumuşak gövdeli, sekiz kollu, kalamar, mürekkep balığı ve nautilus ile birlikte “kafadan bacaklılar” sınıfında yer alan bir deniz canlısıdır. Ancak günlük hayatımızda bu kelime, bir işe, kişiye ya da duruma sıkı sıkıya sarılmak, her yeri sarmalamak anlamında da kullanılır.

Peki, ahtapotun memleket siyasetiyle ne ilgisi var, diyebilirsiniz. Aslında bu sözcük, siyasetin gündemine ilk kez Cumhurbaşkanı tarafından İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yapılan soruşturmalar sırasında kullanıldı. Yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarına ilişkin olarak, “Ahtapotun kolları gibi yurtdışına uzanıyorlar,” ifadesiyle dikkat çekti.

Bu çıkışa karşılık, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel boş durmadı. Belgelerle, görsellerle kamuoyunu bilgilendirmeye başladı. Özellikle yazılı ve görsel medyada, “Asıl ahtapotu Salı günü göreceksiniz,” şeklinde çıkışlar yaptı.

Ve dün, CHP’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki grup toplantısında önce kürsüye “Ekrem İmamoğlu’na Özgürlük” afişi asıldı. Ardından Özgür Özel eline bir ahtapot görseli aldı. Bu görselde ahtapotun kollarında; TÜRGEV, Ensar, dezenfektan satan bakan, 40 haramiler, KKTC vurgunu, Yunus Emre Vakfı, 17-25 Aralık süreci ve çadır satan Kızılay gibi yapılar bulunuyordu.

Daha sonra bir başka ahtapot görseli ortaya çıktı. Bu kez kollarında bitirilmeye çalışılan kesimler vardı: İşçi, esnaf, işsiz, memur, çiftçi, emekli ve gençler…

Özel, İstanbul’da 137, Ankara’da 97 yolsuzluk ve usulsüzlük suç duyurusunda bulunduklarını ancak hiçbir işlem yapılmadığını söyledi. İstanbul’daki üç ilçeden örnekler verdi. Bu soruşturmalarda herhangi bir adım atılmadığını vurguladı.

Yaklaşık bir saat boyunca konuşmasında “hak, hukuk, adalet” eksikliğinden bahsetti. Her kurum ve kuruluşa eşit muamele yapılması gerektiğini ifade etti. Kısacası geldiğimiz noktada, memleket siyasetinin üç büyük ahtapotu olduğunu söyleyebiliriz.

Geçtiğimiz günlerde, Cumhurbaşkanına bir dönem yakın çalışmış olan ceza hukukçusu Prof. Dr. İzzet Özgenç de sessiz kalmadı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun afiş, ses ve görüntülerinin yalnızca savcılık kararıyla yasaklanmasının hukuka aykırı olduğunu söyledi.

Bu arada, yeni anayasa hazırlıkları ve infaz yasası üzerindeki çalışmalar da gündemdeki yerini koruyor. Önümüzdeki günlerde tüm bu gelişmeler daha da netleşecektir. Neleri feda edip neleri kazanacağımızı hep birlikte göreceğiz.

Ancak şunu da unutmamalıyız: Ülkemizin sorunları üç-beş ahtapot görseliyle geçiştirilemeyecek kadar derindir. Sorunların büyük bir kısmı, Anayasa’ya, Anayasa Mahkemesi’ne ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyulmasıyla çözülebilir.

Fatih Sultan Mehmet’in şu sözünü, özellikle yöneticilerin çok iyi bilmesi ve uygulaması gerektiğini düşünüyorum:

“Aklı öldürürsen, ahlak da ölür.
Akıl ve ahlak öldüğünde millet bölünür.
Kadıyı satın aldığın gün adalet ölür,
Adaleti öldürdüğün gün devlet de ölür.”

Hep dediğim gibi; toplum olarak akıl ve beden sağlığımızı korumamız gerekiyor.

Saygılarımla.
28.05.2025 / Kuşadası