Bu makaleyi dinlemek için tıklayınız.

                                                  JAPONYA’DA GÖZÜME TAKILANLAR (1)

MELAHAT ERTEN TEKEŞİN 

Japonya hakkında o kadar yazılacaklar var ki hangisinden başlayacağımı bilemiyorum. Bir yerden başlamam gerekirse de “”SAKURA” dan başlamak en mantıklısı olacak sanırım.”Sakura” nedir, ne anlama geliyor? Dünyanın her ülkesinden, turistler neden Japonya’ya sakura döneminde Japonya’ya akın ediyorlar? Dilerseniz, oradan başlayayım: “Sakura”, bir ağacın adı aslında, bizim kiraz ağacı gibi. Beyaz ve uçuk pembe çiçekleri olan bir kiraz ağacı.

 Bu ağaçlar, baharda çiçek açarlar; bir hafta, maksimum iki haftalık kısa bir süre sonunda çiçeklerini dökerler. Görevleri, tüm ağacı çiçekleriyle donatmaktır. Çiçeklerini döktükten sonra, yerlerini yeşil yapraklara verirler ama meyve vermezler. yeşil yapraklı ağaca dönüşürler. Diğer kiraz ağaçlarından farklı olarak, dalında, en canlı oldukları dönemde yere düşerler.

Japonlar, sakura ağaçlarının çiçeklerine çok anlamlar yüklerler. Japon kültüründe hem mükemmel güzelliği hem de hızlı ve acımasız ölümü temsil eder. “Japon Samuraylar” için örnek teşkil eder aynı zamanda. Samuraylar, savaş döneminde, çiçekleri hatırlayarak her an en güzel dönemlerinde ölebileceklerini düşünürler.

Sakura ağacı çiçeklerinin açmasını, baharın müjdecisi ve yeniden doğuş olarak kabul ediyorlar.

Elimize verdikleri broşürde, aynen şöyle yazıyordu:”Sakura’nın kısa ömrü bize, hayatın da kısa ama güzel olduğunu hatırlatıyor.”

Adına “Hamani” dedikleri festivaller ve piknikler düzenliyorlar. ”Hamani” Türkçe karşılığı “çiçek izleme” anlamına geliyor.

 Sakura ağaçları,Japonya’nın cadde ve sokaklarını süslerken aynı zamanda, sakura ağaçlarının bolca bulunduğu parklar mevcut.

Sakura ağaçlarının çiçek açma dönemi, biraz da havaların durumuna bağlı olabiliyor. Eskiden, Mayıs ayının sonunda açan çiçekler, günümüzde, nisan başında açabiliyorlar. Ayrıca da Japonya’nın güney bölgelerinden başlayarak kuzey bölgelerinde, daha sonra açmaları muhtemel dahilinde.

Bizim kızımla birlikte, Tokyo’da bulunduğumuz tarih, 5 Nisan’ a denk düşmüştü. Sakura ağaçlarının en canlı çiçek açmış hallerini görme şansını yakaladık.

Tokyo’da bulunduğumuz otelden, taksi ile yirmi beş dakikalık mesafede bulunan Yoyogi Parkı kavşağına gittik. Parkın çok büyük alanı, ormanlık olduğundan, belli bir bölümü, sakura parkı olarak ayrılmış. Parka giriş. Büyük bir kavşak üzerindeydi. Günlerden pazardı ve “Hamani Pikniği” nedeniyle kavşağa gelen insan sayısını tahmin etmenin imkanı yoktu. Adeta, insan seli gibi. Arı kovanına çomak sokulmuş ve arılar kaynıyor gibi, kavşağın her yönünden insanlar geliyordu.

Birdenbire, sihirli bir en değmiş gibi, birkaç dakika içinde, herkesi kuyruğa girmiş olarak gördük. Göçmen kuşların düzenli yol izlemeleri gibi birkaç dakika içinde, herkes sıraya girmişti Takriben, ormanlık alanda, yirmi dakika yürüdükten sonra, sakura ağaçlarının bulunduğu bölüme vardık.

Sakura parkını, nasıl tanımlasam bilemiyorum. Alabildiğine, beyaz ve uçuk pembe, çiçek bulutu diyebilirim.

Japonlar, sakura çiçeklerinin açma dönemine “Yeniden Doğuş” olarak kabul ediyorlar ya, bu nedenle çiçeklere bakışlarını görmek, kayda değerdi. Yüzlerinde gördüğüm mutluluğu, doğum yapmış bir annenin, çocuğuna bakışı olarak tanımlayabilirim.

Biz de kızım Evrim’le birlikte, onların çiçeklere bakış heyecanını çıplak gözle görmeyi yakalamış olduk.

Fotoğraf çekiyorlar, piknik yapmak üzere, sergilerini seriyorlar.

 Japonlar, yemek yeme üzere serdikleri sergiye ayakkabılarıyla basmıyorlar; evlerine ve bazı geleneksel restoranlara da ayakkabılarını çıkarıp giriyorlar.

Böylesi geleneklerinde, bizim kültürümüzle örtüşüyorlar. Ancak, bizden farklı olarak çevrelerini, sokaklarını, caddelerini, evlerinin içi kadar temiz tutma alışkanlıkları olmaları.

Japonya’da temizlik konuları. Başka bir boyuta taşınmış. Sokak ve caddelerinde ne çöp bidonu ne çöp toplayan görevli ne de çöp kamyonu var.

Park alanlarında, turistik bölgelerde bulunan tuvaletler de tertemiz. Bunlara temiz insanlar demek ayıp olur. ”Tertemiz, gıcır gıcır” demek daha uygun olur (temizlik konularını nasıl alışkanlık haline getirdiklerini başka bir yazımda değineceğim)

Şimdi yeniden sakura festivaline dönmek istiyorum. Sakura festival dönemi kaç gün sürüyor, onu öğrenemedim. Japonlar, uzun tatil sevmiyorlar çünkü. Sakuraların açılışını ilan ediyorlar ve festival başlıyor.

“Hamani” dedikleri piknik döneminde, her türlü yeme içme serbestisinin tadını çıkarıyorlar, sigara içme hariç. Çünkü, Japon kültüründe, sokakta bir şey yemek ayıp sayılıyor ve kesinlikle kurallara uyuyorlar. Sokakta sigara içmek zinhar yasak.

Japonlar, size hizmet verirlerken mutlaka eğilerek selem veriyorlar, bir şey verirlerken de iki elleriyle tutarak size sunuyorlar. Örneğin, restoranda, size tabak verirken, otel odanızın anahrarını size verirken iki avuçlarına birden koyarak size sunuyorlar.

Böylesi saygılı ve temiz insanlara, aldığımız hizmet sonrası, kendi dillerinde “Çok teşekkür ederim” demeyi hak ediyorlar.

“Arigato Gozaimasu”

Okunuşu: “Arigato Gozaymas”

Saygılarımla…

Melahat Erten Tekeşin.