Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

TELEVİZYON NASIL BİR ARAÇ?

Televizyon bir zamanlar düzenli izlendiğinde on yılda, üniversite mezunu düzeyinde donanım kazanım aracı olduğu üzerine bilimsel açıklama yapılmıştı.
Çünkü televizyon, bir zamanlar bilgiyle, sanatla, nezaketle anılan bir araçtı. Çünkü , televizyon bir zamanlar halka iyi örnek olabilecek programlar üzerindeydi. Çünkü insanlara nasıl saygılı örnek olduklarını düşünüyorlardı. “Saat bir” diyebilmek için günlerce çalışılıyordu.
Bugün, giderek bağırmanın, kırmanın, küçümsemenin olağanlaştığı bir zemine dönüştürülüyor. Özellikle son yıllarda, yarışmalardan sohbet programlarına, reality şovlardan magazin içeriklerine kadar birçok yayın formatı, yüksek sesle konuşmayı, laf yarışı yapmayı ve hatta hakareti reytinge dönüştüren bir eğilim içine girdi.

Ne yazık ki bu programlarda sergilenen davranışlar; toplumun görgü kurallarını, söz söyleme terbiyesini ve birlikte yaşama kültürünü ciddi biçimde zedeliyor. İnsanlar birbiriyle konuşmuyor, yarışıyor. Fikirler tartışılmıyor, bastırılıyor. Eleştirinin yerini aşağılayıcı ifadeler, paylaşımın yerini kavgacı rekabet alıyor. Bu durum, sadece ekranlardaki ilişkileri değil, izleyenlerin günlük hayatına da olumsuz bir biçimde yansıyor.
Ha diyeceksiniz ki “kanal değiştirin” al birini vur ötekine misali.
Allah aşkına yemek ve sofra kültürü, bizim kutsal saydığımız alanlar. “Belki değişik yörelerde yapılan yiyecek içecek kültürü alabiliriz “ umuduyla, televizyon karşısına geçiyoruz. Daha ilk günden beri öğretilen saygısızlık örnekleri sergileniyor. Her şey, belli kurumlar tarafından yasaklanması beklenemez. Yapım şirketlerinin maddi kazanç gözetmeksizin içerik üretmeleri gerekir.

Oysa bizim kültürümüz, sözü usulüyle söylemeyi, karşıdakine saygı duymayı, kırmadan konuşmayı öğütler. Anadolu’nun köklü geleneklerinde öfke bastırılır, misafir hoş tutulur, büyük küçüğe örnek olur. Şimdi ise ekranlardan yükselen sesler, adeta kulaklarımızla birlikte kalplerimizi de yoruyor.

Bu bağlamda, yayıncı kuruluşlara ve yapımcılara önemli bir çağrı yapmak gerekiyor: Eğlencenin, bilginin ve toplumsal gelişimin aracı olması gereken ekranlar; tartışma adı altında öfke saçan, yarışma bahanesiyle insanların kalbini kıran, örnek olmak yerine kötü örnek yaratan programlara terk edilmeli…

Toplumsal dokunun korunması için, ekranlarda da nezakete, zarafete, sağlıklı iletişime yer açılmalıdır. Çünkü ekran, sadece izlenmez; aynı zamanda örnek alınır.
Saygılarımla…
Melahat Erten Tekeşin