TÜRKİYE’NİN SON BİR YILININ SİYASİ ANALİZİ
MİLLİYETÇİ SEÇMENİN BELİRLEYİCİLİĞİ

Okullar kapandı, karneler verildi, sırası gelenler mezun oldu. Bakalım Türkiye’nin siyasi karnesi nasıl?
Türkiye’de kamuoyu Saray’ın oluşturduğu gündemin peşine takılıp günlük mikro tartışmalarla zaman kaybederken bir yandan rejim yeni dünya düzeninin öngördüğü Türkiye modeline doğru doludizgin ilerliyor, diğer yandan ülkenin kaynakları Amerikan dolarının değerini kontrol etmek uğruna harcanan rezervler ve yüksek faizle sömürülmeye devam Ediyor. Bu bağlamda Ferrero, Monsanto ve Cargill gibi dünya devi çokuluslu şirketler başta olmak üzere uluslararası sermaye Türkiye’nin yeni efendisi konumuna erişiyor. Ülkenin dağları, dereleri, ormanları, meraları, otlakları, gölleri, sahilleri, plajları yok edilircesine sermayenin sömürüsüne açılıyor. Böylesi bir sömürü ve soygun Kolonyalizm döneminde bile görülmemiştir. Biz hala cambaza bakmaya, Saray ve aparatı ile Özgür özel arasındaki düelloyu heyecanla izlemeye devam ediyoruz. Bu arada üyesi olduğum gruplarda CHP’li görünüp CHP’ye akıl almaz derecede kin ve nefret kusan “aslan sosyal demokratların” çokluğu da beni hayrete sürüklüyor. Bu güruhun sosyo-psikolojik açıklamasını da yapmaya çalışacağım ilerde.
Şimdi gelelim karnemize. Türkiye’nin son bir yılı (Haziran 2025 – Haziran 2026), üç ana eksende şekillendi:
-
Ekonomik baskı – enflasyon – gelir erimesi,
-
Siyasal blokların yeniden hizalanması ve milliyetçi merkezin parçalanması,
-
Güvenlik–dış politika hattında yüksek gerilim ama kontrollü yönetim.
Son yılın ana belirleyicisi ekonomi oldu. Türkiye’nin siyasal davranışını son bir yılda en çok belirleyen değişken enflasyon, buna bağlı gelir erimesi ve yaşam maliyetinin katlanılamayacak kadar yükselmesi oldu.
TÜİK enflasyonu düşürmeye çalışsa da bağımsız ölçümlerle fark açıldı. Ücretliler ve emekliler ciddi ölçüde reel gelir kaybı yaşadı. Orta sınıfın tüketim davranışı sert biçimde değişti. Ekonomik memnuniyetsizlik iktidar blokunun oy tabanını gevşetti.
Ekonomi, iktidarın en zayıf noktası hâline geldi. Muhalefet ekonomik memnuniyetsizliği mobilize etti ama bloklar arası büyük kopuş yaratamadı. Milliyetçi seçmen ekonomik krizle birlikte adres arayışına girdi.
Türkiye siyasetinde son bir yılın en belirgin ikinci özelliği, iki büyük parti (AK Parti – CHP) etrafında sıkışmış ama milliyetçi merkezin parçalandığı bir tablo oldu. AK Parti ve CHP %30 bandının üzerindeki konumunu korudu. DEM Parti istikrarlı bir taban tuttu. Yeniden Refah, muhafazakâr tabanda kalıcı bir aktör hâline geldi. Milliyetçi oylar MHP – İYİ Parti – Zafer Partisi ve Anahtar Parti arasında dağıldı. Kararsız seçmen oranı yüksek seviyesini korudu.
Bu ne demek?
Türkiye siyaseti hâlâ iki ana eksen etrafında dönüyor. Ancak milliyetçi seçmenin yönelimi gelecek seçimlerin kaderini belirleyecek. Siyaset, 2024 yerel seçimlerinden sonra yeniden şekillenme evresinde.
Son bir yılın güvenlik politikasına gelince; iki başlıkta yoğunlaştığı gözlemleniyor.
- “Terörsüz Türkiye” söylemi
PKK’nın Türkiye içindeki eylem kapasitesi düşük seviyede kaldı. Bu durum iktidar için siyasi risk ve fırsat ikilemi yarattı. Milliyetçi seçmen bu süreçte farklı partilere yöneldi.
- Mülteci sorunu
Sığınmacı meselesi iç siyasetin ana gündemlerinden biri oldu. AB’nin yasama organı Avrupa Parlamentosu (AP) 2025 Türkiye Raporunu 107’ye karşı 381 oyla kabul etti. Çözüm süreci ve göçmen politikası övüldü. Suriye’deki gelişmeler Türkiye’nin güvenlik ve diplomasi gündemini belirledi. Sınır ötesi operasyonlar düşük yoğunluklu devam etti.
Dış Politika:
İsrail–Türkiye gerilimi iç siyasette milliyetçi ve muhafazakâr tabanı etkiledi. Ekonomik ilişkilerde dalgalanma yaşandı.
ABD–Türkiye ilişkileri Savunma, yaptırımlar ve bölgesel politikalar gündemde kaldı. ABD’de 9 yıldır süren Halkbank ceza davası kesin ve nihai olarak kapandı. Bankaya herhangi bir adli veya idari yaptırım uygulanmadı. Ankara denge politikasını sürdürdü. Devlet aklının Tom Barrack olduğu anlaşıldı.

Rusya–Ukrayna savaşı enerji fiyatları ve ticaret Türkiye ekonomisini etkiledi. Türkiye’nin arabuluculuk rolü sınırlı kaldı.
İç Siyasette Liderlik Rekabeti ve Yeni Dengeler
İktidar cephesi
Ekonomik memnuniyetsizlik AK Parti’nin tabanında gevşeme yarattı. MHP içinde zaman zaman eleştiriler yükseldi. Yeniden Refah, muhafazakâr tabanda alternatif hâline geldi.
Muhalefet cephesi
CHP, 2024 yerel seçim başarısının ardından merkezde güçlendi. Ancak muhalefet blokunda tam bir birliktelik oluşmadı. Başta İstanbul Büyük Şehir olmak üzere CHP’nin kazandığı belediyelere ve belediye başkanlarına yönelik operasyonlar, Butlan davası ve şantaj yoluyla gerçekleşen transferler CHP’yi etkisizleştirdi ve iktidar alternatifi olabilme potansiyelini büyük ölçüde ortadan kaldırdı. Milliyetçi ve merkez sağ seçmen hâlâ adres arayışında.
Türkiye’nin son bir yılını şöyle okuyabiliriz. Türkiye, son bir yılda ekonomik baskı, siyasal yeniden hizalanma ve güvenlik gündemi üçgeninde hapsoldu. Sistem iki ana parti etrafında dönmeye devam ederken, saray rejiminin yargı erki yoluyla CHP’ye müdahalesi bu sistemi derinden etkiledi. Milliyetçi seçmenin yönü ve ekonomik memnuniyetsizlik, önümüzdeki dönemin en kritik belirleyicileri olarak öne çıkıyor.
Kabul edersiniz ya da etmezsiniz ancak Türkiye’de sağ ve sol milliyetçilerin toplam oranı yüzde 40 ile yüzde 60 oranında değişiyor. Milliyetçi havuzdaki payı en yüksek kesimi yüzde 10 ile AK Parti içindeki milliyetçi seçmen oluştururken; MHP, İYİ Parti ve Zafer partisi içindeki milliyetçi seçmenlere yüzde 4’lük CHP içindeki Atatürkçü milliyetçi seçmen de dahil edildiğinde bu orana ulaşılıyor.
Koşullar ne olursa olsun önümüzdeki ilk seçimin sonucunu milliyetçi seçmenin tercihleri belirleyecektir.
Türkiye’de milliyetçi seçmen, son bir yılda (2025–2026) tek bir blok olmaktan çıkıp dört alt kümeye ayrılmış, ekonomik baskı, güvenlik algısı ve kimlik siyaseti üçgeninde dalgalı ve yönü belirsiz bir davranış modeli sergilemiştir.
Milliyetçi seçmeni 4 ana tipoloji, 3 davranış ekseni, 5 belirleyici değişken ve bölgesel dağılım üzerinden şu şekilde açıklayabiliriz.
Milliyetçi Seçmenin 4 Tipolojisi
-
Devletçi-Milliyetçi
— güvenlik, devlet bütünlüğü, istikrar öncelikli
-
Kimlikçi-Milliyetçi
— kültürel kimlik, göçmen karşıtlığı, toplumsal homojenlik
-
Reformcu-Milliyetçi
— yolsuzluk karşıtlığı, kurumsal yenilenme, genç seçmen
-
Popülist-Milliyetçi
— ekonomik öfke, sistem karşıtlığı, hızlı çözüm beklentisi
Bu dört tip, son bir yılda farklı partilere dağıldı ve milliyetçi merkezin parçalanmasına yol açtı.
Milliyetçi Seçmenin 3 Davranış Ekseni
- Güvenlik Ekseni
Terör tehdidi algısı, Suriye meselesi, Sığınmacı meselesi ve devlet kapasitesi algısının ön planda olduğu bu eksen devletçi-milliyetçi seçmeni belirler.
- Ekonomik Eksen
Enflasyon, gelir kaybı, orta sınıfın erimesi ve genç işsizliğinin ön planda olduğu u eksen, popülist-milliyetçi seçmeni belirler.
- Kimlik Ekseni
Göçmen karşıtlığı, kültürel homojenlik ve toplumsal düzen beklentisi ağır basan bu eksen, kimlikçi-milliyetçi seçmeni belirler.
Milliyetçi Seçmeni Belirleyen 5 Temel Değişken
Her değişken bir sonraki siyasal davranışı etkiler.
-
Ekonomik memnuniyetsizlik
-
Güvenlik algısı
-
Sığınmacı sorunu
-
Devlet kapasitesi algısı
-
Liderlik karizması ve güven
Bu beş değişkenin her biri, milliyetçi seçmenin yönelimini farklı partilere dağıtıyor.
Bölgesel Milliyetçi Seçmen Haritası
-
İç Anadolu – devletçi-milliyetçi
- Ege–Akdeniz → kimlikçi-milliyetçi
-
Marmara
→ ekonomik-popülist milliyetçi
-
Karadeniz
→geleneksel-milliyetçi ve devletçi
- Doğu–Güneydoğu kentleri → güvenlik odaklı milliyetçi
Bu dağılım, milliyetçi seçmenin neden tek bir partiye toplanmadığını açıklar.
SONUÇ: Milliyetçi Seçmen Neden Bu Kadar Kritik?
Çünkü milliyetçi seçmen:
-
Yüksek mobilizasyon kapasitesine sahip
-
Blok değiştirme eğilimi yüksek
-
Ekonomik krizden en çok etkilenen taban
-
Kimlik ve güvenlik gündemine duyarlı
-
Türkiye’nin siyasal merkezini belirleyen ana kitle
Bu nedenle milliyetçi seçmenin yönü, Türkiye siyasetinin denge noktası hâline gelmiş durumda.
















































