Terör Planlı Bir Süreçtir

Terör, insanlık tarihi kadar eski bir yöntemdir. İnsanlarda korku ve panik yaratarak hedeflerine ulaşmayı amaçlayan bu eylemler, farklı ideolojiler ve motivasyonlarla şekillense de, temelde aynı stratejiye dayanır. İlginçtir ki, neredeyse tüm dinler insan sevgisini, barışı ve yaşam hakkına saygıyı emrederken, tarih boyunca birçok terörist faaliyetin arkasında dini motivasyonların yer aldığı görülmüştür.

Terörün kaynağı ister 17 Kasım, Hamas, ETA, IRA, PKK, KCK, FETÖ veya başka bir yapı olsun, sonuç değişmez: Ateş düştüğü yeri yakar. Terör eylemlerinden zarar gören mağdurlar için terörün adı, amacı veya bahanesi önemsizdir; onlar için tek gerçek, yaşadıkları acıdır. Öte yandan, terörist açısından önemli olan, eylemin doğrudan verdiği zarar değil, sonrasında planlanan sürecin nasıl ilerleyeceğidir.

Terör, küresel ölçekte de güç dengelerini sarsmak için kullanılan bir araçtır. Güçlünün kendi gücünü ona karşı kullanmasını sağlamak, terörün temel stratejilerinden biridir. Terörist gruplar, ne zaman, nerede ve kime karşı harekete geçeceklerini çok iyi bilirler ve sonrasında oluşacak toplumsal ve siyasi yankıyı da öngörerek hareket ederler. En ses getiren eylemleri, genellikle insanların aklını ve mantığını devre dışı bırakan bir korku atmosferi yaratmaya yöneliktir.

Kaynağı ve sebebi ne olursa olsun, terörün temel amacı, toplumları korku iklimine çekerek manipüle etmektir. Bu noktada en büyük tehlike, insanların öfke ile hareket ederek sağduyularını kaybetmeleridir. Terör eylemleri karşısında akıl yerine nefretle hareket eden bireyler ve devletler, aslında teröristlerin kurduğu tuzağa düşmüş olurlar. Bu da terörizmin ilk hedeflerinden birinin başarıya ulaştığını gösterir.

PKK veya başka bir terörist yapının eylemlerini değerlendirirken, yaratılan vahşetin kendi başına bir amaç olmadığını bilmek önemlidir. Elbette ki bu eylemler korkunçtur ve her türlü kınamayı hak eder. Ancak, terör örgütleri için şiddet, belli bir planın parçasıdır. Kaos ortamı yaratmak, toplumu bölmek ve stratejik hedeflerine ulaşmak için bu tür eylemleri kullanırlar.

Bununla birlikte, terörün nasıl bir zeminde ortaya çıktığını da sorgulamak gerekir. Tarih boyunca bazı terör örgütlerinin, legal güçler tarafından doğrudan veya dolaylı olarak desteklendiği gerçeği yadsınamaz. Dünyada birçok terör örgütü, başlangıçta toplumlara yardımcı olma iddiasıyla kurulmuş, ancak zamanla gerçek amaçları doğrultusunda hareket etmişlerdir.

Ülkemizde PKK kadar büyük bir tehdit oluşturan FETÖ yapılanması da benzer bir süreçle ortaya çıkmıştır. Süreci herkes biliyor: FETÖ’nün kimler tarafından desteklendiği, kimlerin bu örgüt aracılığıyla yasadışı işlerini yasallaştırdığı artık tartışılmaz bir gerçektir. Devletin en kritik noktalarına sızan bu yapı, kumpaslar kurarak insanları mağdur etmiş, geleceklere kastetmiş ve 15 Temmuz’da açık bir darbe girişiminde bulunarak ülkeyi uçurumun eşiğine getirmiştir.

Din temelli terör örgütleri genellikle çok organize ve sinsice çalışırlar. Ancak unutulmaması gereken bir gerçek var: Bir terör örgütü yok edilirse, onun yerini başkası alabilir. FETÖ gider, yerine başka bir yapı gelir. Hangi örgütün sahneye çıkacağını zaman gösterecek.

Terörün kökünü kazımak, yalnızca silahlı mücadeleyle değil, aynı zamanda toplumsal bilinç ve sağlam bir hukuk sistemiyle mümkündür. Güvenlik önlemlerinin yanı sıra, terörizmin beslendiği sosyal ve ekonomik faktörler de göz ardı edilmemelidir. Terörün panzehiri, akıl, hukuk ve toplumsal dayanışmadır.

Bruno’nun şu sözleri, terörün zihniyetini ve tehlikesini özetler niteliktedir:
“Tanrı, iradesini hâkim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır; yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hâkim kılmak için Tanrı’yı.”