KONUŞAN KALDIRIM TAŞLARI

Taşların konuştuğunu Oxford sokaklarını gezerken anladım. Dilerseniz hikayeye kulak verelim:
Oxford şehri tam olarak ne zaman kuruldu pek bilinemiyor. Şehirle ilgili en önemli kayıt 912 yılına ait.Ancak Oxford, tarihi olaylara karşı gebe bir şehir. Hangi semtine bakarsanız bakın tarihi bir yapıya rastlamanız mümkün. Oxford Üniversitesi kurulduktan sonra da bilim alanında çok gelişme gösterdi. Oxford Üniversitesi tek bina halinde yaşam sürmüyor, bölümleri şehrin içinde dağılmış vaziyette.
Şehrin, hangi bölümüne giderseniz gidin mutlaka anlatacakları tarihi bir hikaye saklı.Her tarafı tarih kokar gibi. Oxford Üniversitesi kuruluşundan sonra, Oxford şehri, bilim dalında müthiş ilerleme kaydetti. Ancak ben bu yazımda, bambaşka bir olaydan bahsedeceğim:
Oxford sokaklarını geziyoruz, insanların dikkatle izledikleri kaldırım taşları dikkatimi çekiyor.
Broad Street’(Broad Sokağı) ancak sokak, park alanı halinde; sokağın yerleri betonlaşmış vaziyette.Sokağın küçük bir alanı, yani iki metre kare gibi bir yerini, doğal parke taşlarlarla belirgin hale getirmişler. Neden mi? Bakınız anlatıyorum:

Kraliçe I. Mary, hükümdarlığı sırasında (1553-1558) İngiltere’de Katolikliği yeniden güçlü hale getirmek istemiş.Protestanlar hakkında sert önlemler alınmıştır.
Bu dönemde üç protestan lideri kazığa bağlanarak yakılmıştır.
Bunlar, protestanlıkta ileri görevdeki papazlar.
Kraliçe Mery de sert karakter olarak günümüze kadar ünü duyulmuş. Hatta onun adına şarap bile üretilmiş.
Kraliçe Mary, Protestan liderlerini Katolik yaparsa Katolikliğin güçleneceğini düşünür. Ağır baskılar kurar, ancak bu iki Protestan lideri ikna edemez.

Hug Latimer ve
Nicolas Ridley,
Protestanlıktan vaz geçmedikleri için kazığa bağlandılar
Hugh Latimer, tam alevler içindeyken şöyle haykırır:” Cesur ol Bay Ridley!Bugün Ingiltere’de asla sönmeyecek bir ışık yakacağız.” Haykırışları içinde yanarak can verdiler.
Öte yandan, Thomas Granmer, Kraliçe Mary döneminde Katolikliğe dönmesi için evliliğinin iptalini dile getirildi.Daha çok baskı gördü.Ağır baskı karşısında, yazılı metin olarak bazı itiraflarda bulundu.Ve Katolikliğe geçeceğine dair yazılı olarak bazı belgeleri imzaladı.Halkın karşısında bu itiraflarını yüksek sesle açıklayacağını belirtti.
Ancak, iki papazın kazığa bağlanarak yakıldığı meydana gelince, halkın karşısında, asla protestanlıktan vazgeçmeyeceğini açıkladı.
Derhal, aynı yerde kazığa bağlandı.

Tam alevler içindeyken şöyle haykırdı:
“Sağ elim “ hain”dir. Önce, sağ elimi yakmak istiyorum. Kalbime karşı gelerek yazan sağ elim cezalandırılacak.” diyerek sağ elini önce yakarak tüm bedenine saran alevler içinde can verdi.
Dehşet içinde, anlatılanları dinlemenin sonucunda, tüyleriniz diken diken tarihin derinliklerinde geziniyorsunuz. Hatta hiç abartmadan söylüyorum, taşlara derinlemesine bakarken et yanığı kokusunu dahi hisseder gibi oluyorsunuz. Mola saatinde de tarihin saman sayfalarından çıkmış sarhoşluğuna kapılıyorsunuz.
Bu üç liderin ölümü, İngiltere’de Protestanlık tarihinde, önemli bir yer tutar ve onların fedakarlıkları, sonraki yıllarda, dini özgürlük mücadelesine ilham kaynağı olmuştur.
Bu toplum, günümüzde, dünya devletleri içinde
“Demokrasinin Beşiği “ olarak yaşamlarını sürdürmektedir.
Atalarının yaptıklarını canlı tutarak ve kötü örneklerden yararlı dersler çıkararak yol almışlar.
Saygılarımla.
Melahat Erten Tekeşin.
Not: Paylaştığım fotoğrafta, yakılan papazların yerini görebilirsiniz.

















































