Haberi dinleyebilirisiniz!

Savaşa Yatırım, Özgürlüğe Zindan!

“Baykar’a yatırım yap, hayatın değişsin!” diyorlar.
Evet evet, gözlerime inanamadım!
Bak hele bak… İmtiyaz desen var, torpil desen eksik değil!
Hani bu şirket “akraba kontenjanından” değildi?
Hani bu şirket savaş teknolojisine hizmet etmeyecek miydi?
Siz savaş mı istiyorsunuz değerli insanlar?
O zaman buyurun, gelsin çağrılar, açılsın kasalar!

Ama biri sokakta bir “gak” desin, gözaltı…
“Guk” desin, sabaha soruşturma…
E peki bu internet reklamları?
Şu minik detay da mı gözden kaçtı:
“Silaha yatırım yapıyoruz.”
Ne var canım bunda? Özgür iradeyle yapıyorlarmış!

Özgür irade dedikleri şey, gençlerin özgürlüğe zıplaması olunca…
İşte o zaman işler değişiyor.
Gençler de özgür iradeleriyle çıktılar sokağa.
Ne mi oldu?
Tutukevinde özgürlüklerini yaşama şansı kazandılar!

Üstelik sınavları da geçtiler.
Ama hayatın gerçek sınavı, özgürlük sınavında çaktılar!
Basın diyor ki: Yurtlardan atıldılar. Şimdi sıra okullarda.

Şu soruyu sormadan edemiyorum:
Tüm yazı neden demir parmaklıklar ardında geçirsin bu gençler?
Tek suçları, özgürlük için zıplamak mıydı?

Sayın Cumhurbaşkanımız, AKP Genel Başkanımız,
Acaba diyorum, meclisleriniz bir ara bir karar verse?
Şöyle bir jest yapsanız da;
Bu gençleri evlerine salıverseniz mesela?
Ne bileyim… Evde zıplayıp otursalar ceza diye.
Hem savaş için yatırım yapanların keyfi kaçmasın,
Hem de özgürlüğe yatırım yapanların hayatı tümden kararmasın.

Ama nerdeee!
Özgürlük dedikleri, reklam arasında yayınlanan bir spot olmuş…

Şirketler internette “Devlet yanımda!” diye para topluyor.
Peki ya tiyatrolar?
Ben de çıksam mesela reklama:
“Gelin tiyatroya! Devlet beni destekliyor!” desem…
Acaba başıma neler gelir?

Baykar’a destek helal, tiyatroya destek haram!

Şaka gibi ama değil işte…
Günün fıkrası da buna cuk oturuyor:

Uçakta Sayın RTE, Kılıçdaroğlu, İnce ve bir öğrenci var.
Uçak arızalanıyor, üç paraşüt var.
RTE “Ben bu milletin lideriyim” deyip paraşütü kapıyor ve atlıyor.
Kılıçdaroğlu da bir tanesini alıp atlıyor.
İnce öğrenciye dönüyor: “Evladım, sen gençsin, sen atla,” diyor.
Öğrenci gülerek cevap veriyor:
“Efendim, hâlâ iki paraşüt var; Kılıçdaroğlu benim okul çantamı alıp atladı!”

İşte CHP’nin hali tam da bu…
İstanbul’da İmamoğlu, yolsuzluk çantasını toplayıp uçaktan indi.
Reisicumhur, öğrencinin elinden paraşütü kapıp, aşağıda bekleyen dostlarının yanına kondu bile!

Ve evet sevgili yurttaşlar,
Bu uçak, böyle yolcularla eninde sonunda yere çakılacak!
Haberiniz olsun…