rd
Ana Sayfa Köşe Yazıları SOFRA KÜLTÜRÜMÜZÜN GETİRİLERİ

SOFRA KÜLTÜRÜMÜZÜN GETİRİLERİ

Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

SOFRA KÜLTÜRÜMÜZÜN GETİRİLERİ

Sofra kültürüne uymak, davranış biçimlerine dikkat etmek, sofra adabına uymak sizi, toplum içinde saygın bir birey haline getirir.
Sofra kültüründe amacımız, sadece mideyi doldurmak değildir. Aynı zamanda, bir iletişim, etkileşim ve paylaşım ortamıdır soframız.
Davet edildiğimiz ortamda zamanında bulunmak, nezaket kuralları kapsamında yer alır.
Sofrada sergilenen davranışları, karakterimizin ve görgü seviyemizin bir yansıması olarak görebiliriz.
Sofraya otururken ev sahibinin yönlendirmesini dikkate almak, yaşça büyük olanlara öncelik vermek, ev sahibi sofraya oturmadan yemeğe başlamamak, nezaket kurallarının temel prensipleri olarak kabul edebiliriz.

Sofrada, ağız doluyken konuşmamak, ağız şapırdatmamak, yüksek sesle çiğnememeye özen göstermek, incelik isteyen davranışlardır.

“Lütfen “, “ teşekkür ederim”, zahmet olmazsa”,” rica etsem”gibi ifadeler kullanmak, insanların kendilerini değerli hissetmelerini sağlar.
Davet edildiğimiz evde, ev sahibinin birkaç özelliğini dile getirmek ve onore etmek gerekir. Önünüze gelen yemeği yerken, herhangi birinin lezzetli yemeğinden bahsetmemek nezaketin başka bir boyutudur.
Karşılıklı konuşurken, konuşulanları can kulağıyla dinlemek, nezaket göstermek, göz teması kurarak konuşmak, kişiye önem vermemizin göstergesidir.

Sofra adabı ve insanların karşılıklı davranış biçimleri, sadece formaliteler değil, insanların birbirilerine duydukları saygının ve zarafetin bir yansımasıdır.
Küçük incelikler, büyük farklar yaratır.
İnsanların kendilerine iyi hissetmelerini sağlamak, iyi ilişkiler kurmak ve saygın bir birey olarak anılmak, bu kurallara dikkat etmek, hayatı daha keyifli hale getirir.
Zarafet, yalnızca dış görünüşle değil, davranışlarla da kendini gösterir.
Nazik olmak, özen göstermek ve saygılı davranmak, her ortamda insanları ayrıcalıklı kılar.
Tüm bunları masaya yatırmamın nedeni, elbette ki siz, saygıdeğer takipçilerimi bilgilendirmek değildir.
Estahfurullah, ne haddime!
Bu anlatılarımın tamamı, örf ve adetlerimizde, akademik eğitim alsın ya da almasın, bizim toplumumuzda, her ailede özen gösterilerek kültürümüzün bir gereği olarak uygulanır.
Bunları yazarken çoğunuzun içsel seslerinde “ annem, babam, babaannem, anneannem bunları her daim söylerdi.”deyişinizi duyar gibi oldum.
Benim serzenişte bulunmak istediğim,
televizyon ve dijital ortamlarda yapılan yemek programları.
Oysa ki mutfak, kültürlerin en önemli taşıyıcılarından biridir.
Aynı zamanda, yemek ve
ekmek, nimet saydığımız kutsal değerlerimizdir. Ancak, günümüz yemek yarışmalarında, bu değerlerin sergilendiği program olması beklenirdi. Oysaki bu davranışlar yerine, sert mizah, küçümseyici sözler, hatta öğretilmiş senaryolar, bağrış çağrışlar sergilenmektedir.”Misafirlik ” adı altında sunulan gerilim dolu sahneler, zamanla toplumu olumsuz etkiler .Normalleştirilen saygısız dialoglar, izleyicilerin bilinçaltına yerleşerek saldırganlık, tahammülsüzlük ve rekabetçi bir ruhun, yıkıcı bir biçimde öne çıkmasına sebep olabilir.
Gerçek ve etik değerleri gözetmeyen sosyal medyayı yöneten yapımcılar, sadece bireyleri değil, yeni nesilleri de zehirler.


Bütün bunların ışığında, sosyal medya yöneticileri, reyting sevdasına sevdasına düşmeden, nasıl bir vebal yüklendiklerinin bilincinde olmalılar.
Unutmayın ki kaliteli malzeme ve hünerli eller, lezzetli yemek getirir; nezaket, zarafet, saygı, sevgi, hoşgörü ve sabır harmanlaması, öncelikle mükemmel insanı, ardından da mükemmel ve saygın nesiller yetişir.
Neden “yemek programları”, derseniz de Sofra kültürümüzün içini kapsayan genel deyim “ekmek” tir. “Ekmek kapısı, ekmek parası” gibi deyimleri kullanırız. Bu nedenle ekmek, kültürümüzün kırmızı çizgisidir, onu korumazsak, kültür kalemiz düşer.
Sizce de öyle olmaz mı?
Saygılarımla…
Melahat Erten Tekeşin