AYÇED’ten Çevre Politikalarına Tepki: “Doğa Değil, Şirket Korunuyor”
Aydın Çevre Derneği, orman yangınlarına müdahalelerdeki yetersizlik, Zeytin Kanunu’nda yapılan değişiklikler ve iktidarın doğa politikalarını sert ifadelerle eleştirdi.

Aydın Çevre Derneği (AYÇED), yaptığı yazılı basın açıklamasıyla çevre sorunları konusunda iktidarın politikalarını eleştirdi. Son yıllarda artan orman yangınlarının ardından yaşanan müdahale zafiyetine dikkat çekilen açıklamada, özellikle Zeytin Kanunu üzerinden yürütülen düzenlemelerin sermaye lehine doğayı tehdit ettiği vurgulandı.
Açıklamada, 2021 yazında yaşanan büyük yangınların, devletin yangın söndürme kapasitesindeki yetersizlikleri ortaya koyduğu belirtilerek, “Yangınlarla mücadelede başarısızlık, orman köylülerinin ve gönüllülerin çabalarına rağmen devletin zayıf bir tutum sergilemesine neden olmuştur” ifadelerine yer verildi.
Zeytin Kanunu’na yönelik eleştiriler de dikkat çekti. Yasa değişikliklerinin sanayi projelerine zeytinlik alanları açtığına dikkat çeken AYÇED, bu durumun zeytinliklerin talanına neden olduğunu savundu. Açıklamada, “Söz konusu düzenlemeler, doğayı korumaktan çok, büyük şirketlerin çıkarlarını gözetiyor. Zeytinlik alanlarda sanayi yatırımlarının önü açılıyor” denildi.
Açıklamanın en çarpıcı bölümlerinden biri ise HES projeleri, termik santraller ve maden aramaları üzerinden yapıldı. Dernek, bu projelerin ekosisteme geri dönülmez zararlar verdiğini ve iktidarın bu yatırımlara açıkça destek verdiğini kaydetti.
AYÇED, doğa talanına karşı kamuoyunu duyarlı olmaya çağırarak, “Doğayı korumak için şirketlerin çıkarlarının değil, ekolojik dengenin gözetilmesi gerekmektedir” çağrısında bulundu.
AYÇED’in tam metni ise şöyle:

AYÇED BASIN AÇIKLAMASI
Orman Yangınları, Zeytin Kanunu ve İktidarın Çevre Politikaları
Son yıllarda Türkiye’de artan orman yangınları, iktidarın bu felaketlere karşı yetersiz müdahalesini gözler önüne sermektedir. 2021 yazındaki büyük yangınlar, devletin yangın söndürme kapasitesinin eksikliğini ve erken müdahale yetersizliklerini göstermiştir. Yangınlarla mücadelede başarısızlık, orman köylülerinin ve gönüllülerin çabalarına rağmen devletin zayıf bir tutum sergilemesine neden olmuştur.
Zeytin Kanunu ise, özellikle şirketlerin çıkarlarına hizmet eden bir düzenleme olarak eleştirilmektedir. Bu kanun, zeytinlik alanların korunması için çıkmış olsa da, sanayi projelerinin önünü açarak büyük şirketlere bu alanlarda inşaat yapma imkânı sunmaktadır. Çevre örgütleri, bu durumun doğayı tahrip etme potansiyeli taşıdığını ve doğanın korunmasından çok, sermaye gruplarının çıkarlarını gözettiğini savunmaktadır.
İktidar, büyük şirketlerle güçlü ilişkiler kurarak doğayı savunan politikalardan uzaklaşmakta ve çevreyi koruma adına yetersiz adımlar atmaktadır. HES projeleri, termik santraller ve maden aramaları gibi büyük projelerle doğa tahrip edilmekte, iktidar bu projelere destek vererek şirketlerin lehine hareket etmektedir.
Sonuç olarak, iktidarın çevre politikaları, şirketlerden yana ve doğadan uzak bir yaklaşım sergilemekte, bu da gelecekteki çevresel felaketlerin önünü açmaktadır. Doğayı korumak için şirketlerin çıkarlarının değil, ekolojik dengenin gözetilmesi gerekmektedir.
Havamda, suyuma, toprağıma dokunma
Yaşasın AYÇED

















































