Egeden Yükselen Barış Çağrısı

Yarın, 1 Eylül. Takvim yapraklarında yalnızca bir tarih değil; insanlığın yaşadığı en büyük felaketlerden birinin ardından “bir daha asla” diyerek belleklere kazınan bir gün. Dünya Barış Günü…
Hatırlayalım: 1 Eylül 1939 sabahı Nazi Almanyası’nın Polonya’yı işgaliyle İkinci Dünya Savaşı başladı. O günle birlikte yalnızca Polonya değil, tüm insanlık karanlık bir döneme sürüklendi. Milyonlarca insan hayatını kaybetti, kentler yerle bir oldu, insanlık vicdanı geri dönülmez yaralar aldı. İşte bu kara günün yıldönümü, savaşın dehşetini unutturmamak ve barışın değerini hatırlatmak için “Dünya Barış Günü” olarak anılmaya başlandı.

Barış, çoğu zaman kıymeti ancak kaybedildiğinde anlaşılan bir hazine. Oysa barış, sadece silahların susması değildir; eşitliktir, adalettir, özgürlüktür, insanca yaşam hakkıdır. Barış, yoksulun hakkını alabildiği, çocuğun okula gidebildiği, kadının şiddetten uzak yaşayabildiği, gençlerin hayal kurabildiği bir düzenin adıdır.

Bugün dünyaya baktığımızda savaşların hâlâ sürdüğünü, milyonlarca insanın yerinden edildiğini, çocukların bombaların gölgesinde büyüdüğünü görüyoruz. Ne yazık ki 1939’un acı hatırasına rağmen insanlık hâlâ barış sınavını tam anlamıyla veremedi. İşte bu nedenle 1 Eylül, yalnızca bir anma değil; aynı zamanda bir çağrıdır.
Türkiye’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözü, yalnızca bir diplomasi ifadesi değil, insanlığa bırakılmış en değerli evrensel mesajdır. Bu toprakların barışa verecek güçlü bir sözü ve katkısı vardır.

Ve işte bugün, barış çağrısı Ege’den yükseliyor.
Ege’nin rüzgârı, denizlerin kardeşliği, farklı kültürlerin binlerce yıldır aynı coğrafyada bir arada yaşayabilmesi bize şunu söylüyor: Barış mümkündür, barış insanlığın ortak türküsüdür. Bu topraklardan yükselen ses, savaş çığlıklarını bastıracak kadar güçlüdür.
Bugün, biz gazetecilere de ayrı bir sorumluluk düşüyor. Barışın sesini yükseltmek, savaş çığırtkanlıklarına karşı hakikati savunmak, kalemimizi insanlığın ortak vicdanı için kullanmak zorundayız. Çünkü barış, sadece devletlerin masada imzaladığı bir kâğıt değil; halkların, bireylerin, bizlerin içtenliğiyle yaşatabileceği bir değerdir.

Egeden Medya Haber olarak bu 1 Eylül’de bir kez daha yineliyoruz:
Barıştan yana olalım, barış için yazalım, barış için konuşalım, barış için direncimizi koruyalım. Çünkü biliyoruz ki barış varsa umut vardır; barış varsa gelecek vardır.
Egeden yükselen barış çağrısına kulak vererek, bu günün önemini bir kez daha hatırlayalım.
















































