Muhalefetin Sorumluluğu ve 221 Tadilat Meselesi

AK Parti Kuşadası İlçe Başkanı Fatih Sarıgöz, Belediye Başkanı Ömer Günel’in göreve geldiği günden bu yana 221 imar tadilatına imza attığını hatırlatarak, bu durumun “imar rantına son” söylemleriyle çeliştiğini dile getirdi. Şüphesiz ki, bu tespit önemlidir. Kuşadası gibi hızla büyüyen bir kentte, imar tadilatları doğrudan şehrin geleceğini, yaşam kalitesini ve kamusal çıkarı ilgilendirmektedir.
Ancak burada asıl üzerinde durulması gereken nokta, bu süreçlerin yalnızca belediye başkanının iradesiyle değil, belediye meclisinden geçen kararlarla hayata geçtiğidir. Dolayısıyla haklı bir eleştiri yapılacaksa, aynı zamanda şu soruya da yanıt verilmelidir: Bu 221 tadilat yapılırken, AK Parti’nin meclis üyeleri nerede duruyordu?

Muhalefetin temel görevi yalnızca yıllar sonra rakamları dile getirmek değil, o anlarda kamuoyunu bilgilendirmek, gerekli uyarıları yapmak ve denetim mekanizmasını işletmektir. Aksi takdirde bugünkü eleştiriler ne kadar haklı olursa olsun, geç kalınmış bir siyasi refleks olarak algılanır.
Kuşadası’nda tartışılması gereken yalnızca bu tadilatlar da değildir. TOKİ uygulamaları adı altında yükselen beton bloklardan, 30 yıllığına devredilen kent meydanına; kime satıldığı bilinen çöplük arazisinden, çekmelerle belediyeye bırakılan arsaların akıbetine kadar pek çok konu şeffaflık ihtiyacı doğurmaktadır. Ayrıca basın bürosuna ayrılan 46 milyon liralık bütçenin nasıl kullanıldığı sorusu da kamu vicdanında karşılık bulmayı beklemektedir.

Bu nedenle, muhalefetin söylemleri tekil bir eleştiriyle sınırlı kalmamalıdır. Sarıgöz’ün “221 tadilat” vurgusu önemli bir tespittir, fakat ancak diğer dosyaların da gündeme taşınmasıyla anlam kazanır. Kamuoyu, muhalefeti yalnızca açıklama yapan değil, aktif olarak denetleyen ve hesap soran bir aktör olarak görmek istemektedir.
Son olarak, şu sorunun altını çizmek gerekir: Eğer bu sorunlar yıllardır biliniyor idiyse, neden bugüne kadar kamuoyuna güçlü bir şekilde aktarılmadı? Muhalefet, eleştirilerini yalnızca belli siyasi gelişmelerin ardından değil, her dönemde, her koşulda tutarlı bir şekilde dile getirdiğinde güven kazanabilir.
















































