Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

Birisi Rant Peşinde, Birisi Oy Peşinde!

Son günlerde Moğollar’ın o unutulmaz parçası dilime dolandı:
“Birisi rant peşinde, birisi oy peşinde…”
Düşündüm; bu memleketin hâlini, siyasi tablonun kirini, kokuşmuş düzenini bundan daha iyi anlatan bir dize var mı?
Yok!
Çünkü artık bu ülkede ne ideoloji kaldı, ne ilke, ne de ar damarında bir titreşim…
Sadece koltuk, çıkar, rant ve intikam!

Aynı Partiden, Ayrı Gemilere Binenler

Bakın tabloya:
Bir yanda Aydın’ın “Topuklu Efe”si olarak yere göğe sığdırılamayan, CHP milletvekilliği de yapmış, bugün AK Parti saflarına geçen Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu…
Diğer yanda ise CHP’li Kuşadası Belediye Başkanı.

Bu kişi, bugün elinde dosyalarla televizyon televizyon dolaşıyor;
dünkü yol arkadaşını, bugünün rakibini ihbar ediyor.
Kiminle?
Sağ tandanslı bir partinin eski İçişleri Bakanlığı danışmanıyla!

Sahi, ne değişti?
Dün aynı sofrada oturan, aynı kürsüde slogan atanlar bugün birbirine çamur atıyor.
İktidarın mikrofonu mu değişti, yoksa maskeler mi düştü?
Bu ne kardeşlikti böyle; ne kirli bir ittifakmış meğer!

FETÖ, Rant, İhale… Hepsi Aynı Kazanda

Bugün ortaya dökülenler birer dedikodu değil!
FETÖ iddiaları, yolsuzluk dosyaları, imar rantı söylentileri…
Hepsi birer kirli çamaşır gibi ortalığa saçıldı.

Ve bu kez AK Parti masum!
Çünkü suçlamalar CHP içinden geliyor.
AK Parti’ye geçen başkanın, CHP rozeti taşıdığı dönemde yaptığı usulsüzlük iddiaları konuşuluyor.
Yani iddianın sahibi de, hedefi de “halkın partisi”!

Bu tabloya baktığınızda, vatandaşın güven duygusunun paramparça olmasına şaşırıyor musunuz?
Artık halkın dilinde tek cümle var:
“Tencere dibin kara, seninki benden kara…”

Kuşadası’ndan Yükselen Çelişki

Kuşadası’nın CHP’li belediye başkanı bu tablonun dışında mı?
Evi camdan olan, başkasının camına taş atmaz!

Ama Kuşadası’na şöyle bir bakın:
Beş yılda betona boğulmuş bir kasaba, çarpık kentleşme içinde sıkışmış bir şehir…
3996 sayılı Yap-İşlet-Devret yasasına göre yapılması gereken ihaleler,
“üst kullanım hakkı” bahanesiyle 2886 sayılı yasa üzerinden yetki gaspı ile ihale ediliyor.

Olmayan binalara belediye meclisinden “aynı haküst kullanım kararı” çıkarılıyor.
3996 sayılı yasa bypass ediliyor, denetim ortadan kaldırılıyor.

Neden?
Çünkü 3996’nın sıkı denetimi ve süre hesapları işlerine gelmiyor!
Çünkü bu yasa uygulansa, o işletmelerin 30 yıllığına bir zengine peşkeş çekilmesi mümkün değil!

Peki kim kazanıyor bu oyundan?
Halk mı?
Yoksa ihaleyi alan firmalar mı?

Yetmedi…
Belediye, firmanın para kazanacağı bölgelerdeki binaların restore edilmesi için mülk sahiplerine baskı kuruyor,
üstüne meclisten karar çıkarıyor!
Bu hangi kamu anlayışı?
Bu hangi halkçılık?
Sabit gelirliye, rantçının manzarası için masraf çıkaran bir düzen bu!

Masumiyet Karinesi mi, Siyasi Zırh mı?

Evet, “Yargı karar verinceye kadar herkes masumdur.”
Doğru…
Ama “masumiyet karinesi” siyasi zırha dönüşürse, orada adalet susar!

Bugün Aydın halkının beklediği cevaplar var:
Güvercin Ada ihalesi neden hâlâ yargıda sonuçlanmadı?
Sayıştay raporuna göre 47 milyon lira zarara uğrayan belediye bu kaybı kimden tahsil edecek?
Toprak Saha ve Kent Meydanı ihalelerinde yetki gaspı kimlerin eseriydi?
Mal beyanınızda neden sis perdesi var?

Sorular açık, cevaplar kapalı!
Ama siz hâlâ başkalarını yolsuzlukla suçlamaya devam edin…

Ne ironidir ki, siz de bir dönem FETÖ sanıklarının avukatlığını üstlenmediniz mi?
Elbette avukat savunur, mesleğinin gereğidir.
Ama o davalardan sonra birden parlayan yıldızınız, hızla kurulan ilişkiler, siyasette açılan yeni kapılar…

Sizde’de çalışan bir FETÖ sanığı yokmuydu?
Bunlar da mı tesadüf?

Basın ve tanıtım bütçeniz 46 milyon lira!
Bu paralar kimler aracılığıyla kimlere dağıtılıyor?
Televizyon ekranlarına çıkışınızın, o televizyonlara verilen reklamlarla ilgisi yok mu?

Bu Halkın Hafızası Var

Halk unutmaz!
Siyasetçinin unuttuğunu, halk gün gelir hatırlatır.
Kimin kiminle yürüdüğünü, kimlerin hangi sofralarda buluştuğunu,
kimlerin hangi ihalelerde sessiz kaldığını bu halk not eder.

Bugün birbirine dosya taşıyanların, dün aynı kürsüde birbirine alkış tuttuğunu da biliyor.

O yüzden kimse “ben masumum” şarkısına sığınmasın!
Bu ülke artık yolsuzlukla, riyakârlıkla, rantla anılmak istemiyor.
Bu halkın karnı tok buna!

Bir Şey Yapmalı!

Evet, Moğollar haklıydı:
“Birisi rant peşinde, birisi oy peşinde…”
Ama artık bu halk bir şey yapmalı!

Yalan siyasetine değil, hesap veren siyasete inanan;
parti rozetine değil, ahlaka sahip çıkan bir duruş göstermeli.

Çünkü bu ülke, düşen maskelerin değil, doğruların sesiyle ayağa kalkacak.