Söke’de Atık Kül Depolama Alanına Tepki: “Toprağımıza, Suyumuza, Havamuza Sahip Çıkacağız”

Kuşadası Çevre Platformu ve Eko Dost öncülüğünde yapılan basın açıklamasında, Sofular Köyü sınırları içinde planlanan atık kül depolama alanının ÇED sürecinin durdurulması istendi.
Aydın’ın Söke ilçesine bağlı Sofular Köyü sınırları içerisinde bulunan 220 bin metrekarelik fıstık çamlığı alanın, Söke’de faaliyet gösteren bir kâğıt fabrikasına elektrik sağlayan katı yakıtlı enerji santralinin atık küllerinin depolanması amacıyla kullanılması planına karşı tepkiler büyüyor.
Söz konusu proje kapsamında ilgili şirket tarafından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na ÇED başvurusu yapıldığı belirtilirken, Kuşadası Çevre Platformu ve Eko Dost bileşenleri, projenin bölgeye telafisi mümkün olmayan zararlar vereceğine dikkat çekti.

Günde 384 Ton Atık Kül Dökülmesi Planlanıyor
Basın açıklamasında yer alan bilgilere göre, projede günde 384 ton atık külün depolanması öngörülüyor. Depolama alanının çevresinin zeytinlikler ve çam ormanlarıyla kaplı olduğu, alanın Sofular ve Terziler mahallelerine 1.250 metre, Helvacı Mahallesi’ne ise 2 ila 8 kilometre mesafede bulunduğu ifade edildi. Ayrıca projenin etki alanı içinde 19 köyün yer aldığı vurgulandı.
Zeytincilik Yasasına Aykırılık Vurgusu
Açıklamada, Zeytincilik Yasası’nın zeytinliklerin 3 bin metre yakınında bu tür tesislere izin vermediği hatırlatılarak, planlanan depolama alanının 3 bin metrelik çevresinde tapuda zeytinlik olarak kayıtlı çok sayıda parsel bulunduğuna dikkat çekildi.

“Sadece Sofular Değil, Tüm Bölge Etkilenecek”
Sadece Sofular Köyü sakinlerinin değil, çevre köylerde yaşayan yurttaşların da yaşam ve üretim alanlarının ortasında böyle bir atık depolama alanı istemediği dile getirildi. Projenin tarımı, hayvancılığı, su kaynaklarını ve insan sağlığını tehdit ettiği vurgulandı.

Hükümet Meydanı’nda Basın Açıklaması
Köylüler, sivil toplum kuruluşları ve çevre gönüllülerinin katılımıyla 26 Aralık Cuma günü saat 15.00’te Söke Hükümet Meydanı’nda basın açıklaması yapılarak, söz konusu projenin ÇED sürecinin sonlandırılması talep edildi.
Açıklama, “Yaşadığımız topraklara, yaşam ve üretim alanlarımıza, suyumuza ve havamıza sahip çıkmalıyız” çağrısıyla son buldu.
















































