Haberi dinleyebilirisiniz!

5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü: Bir Ülkenin Vicdanı Kadınlarıdır

Serap Başel
Egeden Medya Haber – Köşe Yazarı

Bazı tarihler vardır; yalnızca takvimde durmaz, insanın yüreğine dokunur.
5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü de bu tarihlerdendir. Çünkü biz kadınların hikâyesi, haklarımızı “kazandığımız” kadar, hâlâ “korumak zorunda bırakıldığımız” bir hikâyedir.

Türkiye, 1934’te kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıyarak dünyanın yarısından önce davranmış bir ülkeydi.
Bu hak bize gökten inmedi; bir liderin, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Kadınlar özgürleşmeden vatan özgürleşemez” diyerek yolumuzu aydınlatmasının sonucuydu.

Bugün bir kadın olarak dönüp o güne bakınca, yalnızca tarihe değil, bir ülkenin vicdanına da tanıklık ediyorum.
Ama aynı zamanda biliyorum ki; kazanılmış hakları yaşatmak, onları yeniden ve yeniden savunmayı gerektiriyor.

Çünkü bu ülkede kadın, hâlâ sokakta adımlarını tartarak yürüyor.
Hâlâ iş yerinde emeğinin karşılığı için iki kez kanıt sunmak zorunda kalıyor.
Hâlâ siyasette “temsilden çok görüntü” olarak görülmenin mücadelesini veriyor.
Ve hâlâ bazı dudaklarda, bir kadının hayatı hakkında hüküm kesmeye cüret eden o eski ve küflü cümleler dolaşıyor.

Kadın, kendisine çizilmek istenen çerçeveye sığmadığı için değil;
O çerçevenin artık çağ dışı olduğu için mücadele veriyor.

Biz kadınlar biliyoruz:
Eşitlik istenmez, alınır.
Hak dilenilmez, savunulur.
Ve özgürlük kimsenin “takdiri” değildir; insan olmanın doğuştan gelen gereğidir.

Bugün bir kız çocuğu, geleceğe dair hayaller kurarken hâlâ “acaba izin verilir mi?” diye düşünüyorsa;
Bugün bir anne, adalet ararken kendi ülkesinde yabancı gibi hissettiriliyorsa;
Bugün bir kadın, sadece kadın olduğu için risk taşıyan bir dünyaya uyanıyorsa…
Biz bu mücadeleyi bırakmayacağız.

Benim kadınlarım korkmaz;
Benim kadınlarım yürüdükçe bu ülkenin sesi büyür;
Benim kadınlarım susmaz çünkü susmak, bizden önceki kuşakların mirasına ihanet olur.

Atatürk’ün bize bıraktığı en güçlü miraslardan biri, kadınların yalnızca “var” olduğu değil, “eşit ve özgür” olduğu bir Cumhuriyet hayaliydi.
Bugün o hayale sahip çıkmak, yalnızca bir görev değil; bir borçtur.

Bu yüzden 5 Aralık, bir kutlama günü değil yalnızca;
Kadınların bu ülkeyi nasıl omuzlarında taşıdığını hatırlama günüdür.
Bir ülkenin geleceğinin, kadınlarının özgürlüğü kadar parlak olacağını anlama günüdür.

Biz kadınlar, kimsenin gölgesine ihtiyaç duymadan bir ülkenin yolunu aydınlatanlarız.
Ve biliyoruz ki:
Bir ülkenin gerçek gücü, kadınlarının ne kadar özgür olduğunda saklıdır.

Bugün, karanlık neredeyse oraya ışık taşımaya;
Sessizlik neredeyse oraya ses olmaya;
Umutsuzluk neredeyse oraya umut büyütmeye devam edeceğiz.

Çünkü biz kadınlar, bu ülkenin vicdanıyız.
Ve vicdan, hiçbir zaman susmaz.